Başında he olan 5 harfli 32 kelime var. He ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde he olan kelimeler listesine ya da sonu he ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında he bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
He Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EH, HE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HELAL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥalāl
-
[sıfat, din bilimi]
Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı
-
Kurallara, geleneklere uygun
-
[zarf]
Kurallara, geleneklere uygun olarak
- "Helal kazanılmış para."
-
[isim, mecaz]
Nikâhlı eş
-
[ünlem]
Bir durumun beğenildiğini göstermek için “bravo, aferin” anlamında kullanılan bir söz
-
[sıfat, din bilimi]
Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı
- HELAK
-
Kelime Kökeni: Arapça helāk
-
[isim]
Yok olma
-
[mecaz]
Bitkin bir duruma gelme veya getirme
-
[isim]
Yok olma
- HERZE
-
Kelime Kökeni: Farsça herze
-
[isim, eskimiş]
Saçma sapan olan söz
- "Yatık Emine misin, Yanık Emine mi, her ne herze ise bana onun lüzumu yok."
-
[isim, eskimiş]
Saçma sapan olan söz
- HERKE
- ...
- HELKE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, ağızlardan]
Bakırdan yapılan bakraç, kova
- "Kalfalar, dükkân sahipleri, çıraklar, su dolu helkeleriyle dükkânlarından fırlıyor."
-
[isim, ağızlardan]
Bakırdan yapılan bakraç, kova
- HELVA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥalvā
-
[isim]
Şeker, yağ, un veya irmikle yapılan tatlı
-
[isim]
Şeker, yağ, un veya irmikle yapılan tatlı
- HEYET
-
Kelime Kökeni: Arapça heyʾet
-
[isim]
Bakınız kurul
- "Heyet ve miralay Galip Bey huzura girdiler."
-
[eskimiş]
Bakınız gök bilimi
-
[eskimiş]
Biçim, kılık, dış görünüş
-
[isim]
Bakınız kurul
- HELME
-
Kelime Kökeni: Arapça helīme
-
[isim]
Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı
-
Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde
-
[isim]
Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı
- HECİN
-
Kelime Kökeni: Arapça hecīn
-
[isim, hayvan bilimi]
Devegillerden, sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan, hızlı yürüyen, susuzluğa dayanıklı bir tür memeli (Camelus dromedarius)
- "Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu."
-
[isim, hayvan bilimi]
Devegillerden, sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan, hızlı yürüyen, susuzluğa dayanıklı bir tür memeli (Camelus dromedarius)
- HELİK
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, ağızlardan]
Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar
-
[isim, ağızlardan]
Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar
- HELİS
-
Kelime Kökeni: Fransızca hélice
-
[isim, matematik]
Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri
-
[isim, matematik]
Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri
- HELEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca hellène
-
[isim]
Yunan uygarlığının MÖ 323 ile MÖ 146 yılları arasındaki döneminde yaşamış olan halk
-
[isim]
Yunan uygarlığının MÖ 323 ile MÖ 146 yılları arasındaki döneminde yaşamış olan halk
- HEDEF
-
Kelime Kökeni: Arapça hedef
-
[isim]
Nişan alınacak yer; nişangâh
-
[mecaz]
Gerçekleştirmek için tasarlanan şey
- "Asıl önemlisi devlet büyük hedefler dikmişti; milletin benimsediği, övündüğü hedeflerdi bunlar."
-
[mecaz]
Varılacak yer, ulaşılacak son nokta; amaç, uğur (II)
- "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"
-
[isim]
Nişan alınacak yer; nişangâh
- HESAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥisāb
-
[isim]
Bakınız aritmetik
-
Matematiksel işlem
-
Alacaklı veya borçlu olma durumu
- "Al eline kalemi, şu benim hesapları görüver."
-
Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt; hesap pusulası, adisyon
- "Bu hesapların dökümlerini alıp sizlere vereceğim."
-
Önceden yapılan tahmin
- "Evdeki hesap çarşıya uymaz."
-
Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü
- "Harbe nasıl, niçin ve ne hesapla girmiştik?"
-
Bir iş için önceden ayarlama yapma
- "İnsana daha insanca ortamlar yaratmak için bütün hesaplarımız."
-
[ekonomi]
Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge
-
[isim]
Bakınız aritmetik
- HEDER
-
Kelime Kökeni: Arapça heder
-
[isim]
Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma
-
[isim]
Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma
- HEMŞO
-
-
[isim, argo]
"Hemşehri" kelimesinin kısaltılmasıyla ortaya çıkan bir hitap şekli
-
[isim, argo]
"Hemşehri" kelimesinin kısaltılmasıyla ortaya çıkan bir hitap şekli
- HEZEL
-
Kelime Kökeni: Arapça hezl
-
[isim, eskimiş]
Karşısındakini neşelendirmek amacıyla yazılan veya söylenen söz
-
[edebiyat]
Bir şiiri veya şiir parçasını şakalı bir anlatıma çevirme
-
[isim, eskimiş]
Karşısındakini neşelendirmek amacıyla yazılan veya söylenen söz
- HEMZE
-
Kelime Kökeni: Arapça hemze
-
[isim]
Gırtlakta, ses tellerinin birbirine yapışması sonucu havanın akışını birdenbire engellemesiyle oluşan ve bir kesinti izlenimi veren ünsüz
- "Rey (re'y), neşe (neş'e), mesele (mes'ele)."
-
[isim]
Gırtlakta, ses tellerinin birbirine yapışması sonucu havanın akışını birdenbire engellemesiyle oluşan ve bir kesinti izlenimi veren ünsüz
- HEMPA
-
Kelime Kökeni: Farsça hempā
-
[isim, eskimiş]
Bakınız omuzdaş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız omuzdaş
- HEZEN
-
-
[isim]
Ahşap ev, cami vb. yerlerde damların üzerine döşenen kalın ve büyük ağaç
- "Kerpiçler örüldükten sonra üstlerine hezenler, hezenlerin üstüne de mertekler çakıldı."
-
Kalın, uzun ve büyük ağaç
- "Azgın dalgalar saman çöpü gibi dağıtır salın hezenlerini."
-
[isim]
Ahşap ev, cami vb. yerlerde damların üzerine döşenen kalın ve büyük ağaç