Başında olan 8 harfli 84 kelime var. Gü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde gü olan kelimeler listesine ya da sonu gü ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında gü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜLABDAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Gül suyu serpmek için kullanılan, ağzı emzikli, armut biçiminde küçük kap

GÜZELLİK

  1. [isim] Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik, hüsün
    • "Güzellik de uçar gider, zenginlik de erir biter." (Haldun Taner)
  2. Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık
    • "Onu sertlik değil, güzellik yola getirir."
  3. Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey
  4. Güzel olan bir kimsenin niteliği
    • "Güzelliğin on para etmez / Bu bendeki aşk olmasa." (Âşık Veysel)

GÜLDÜRME

  1. [isim] Güldürmek işi

GÜDÜLMEK

  1. [nsz] Gütme işi yapılmak
  2. Bir kimse veya topluluk birinin düşünce ve amacı doğrultusunda yönetilmek

GÜVENLİK

  1. [isim] Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet

GÜMRÜKLÜ

  1. [sıfat] Gümrük vergisi ödenmesi gerekli olan
    • "Gümrüklü mal."
  2. Gümrük vergisi ödenmiş olan

GÜÇLENİŞ

  1. [isim] Güçlenme işi veya biçimi

GÜZERGAH
...
GÜMLEMEK

  1. [nsz] "Güm" diye ses çıkarmak
    • "Bütün incelikleri titizlikle gözeten bir kadın olduğu için kırk altı yaşında gümledi gitti annem." (Tomris Uyar)
  2. Sınıfta kalmak

GÜNAYDIN

  1. [ünlem] Sabahları söylenen esenleme sözü

GÜREŞMEK

  1. [nsz] İki kişi türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışmak
    • "Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı." (Ömer Seyfettin)
  2. Mücadele etmek

GÜRPEDEK

  1. [zarf] Ansızın

GÜNDÜZLÜ

  1. [sıfat] Okula gündüz giden, yatılı olmayan (öğrenci), yatısız, nehari
    • "Akşam etütte yoklama yapılınca o kargaşalıkta iki açıkgöz arkadaşımızın gündüzlülere karışıp mektepten kaçtıkları anlaşıldı." (Haldun Taner)

GÜRSOLUK
...
GÜVENMEK

  1. [-e] Güven duymak, güveni olmak, itimat etmek
    • "Bu işte size güveniyorum. Kendimi kuvvetli görmek biraz fazla kendime güvenmek olur." (Halide Edip Adıvar)

GÜNEŞSİZ

  1. [sıfat] Güneş ışınlarıyla aydınlanmayan, güneş ışınlarını almayan
    • "Güneşsiz yer."
  2. Kapalı, bulutlu (hava)
    • "Güneşsiz hava."

GÜNEŞLİK

  1. [isim] Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç
  2. Siperlik
    • "Gözleri kasketinin güneşliğinde kayboldu." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [sıfat] Güneş ışınlarını alan (yer)
  4. Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü

GÜNEŞSEL

  1. [sıfat] Güneşe ilişkin, güneşle ilgili
    • "Güneşsel boylam."
  2. Güneşle birlikte doğan, güneşle birlikte batan (gök cismi)

GÜBRESİZ

  1. [sıfat] Gübrelenmemiş olan

GÜRLEMEK

  1. [nsz] Kalın ve gür ses çıkarmak
    • "Pala bıyıklı adamın sesi kapının önünde gürledi." (Osman Cemal Kaygılı)
    • "Huri'nin anası, doğurduktan sonra bir tifo hastalığında gürleyip gitmişti." (Nabizade Nazım)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü