Başında gör olan 7 harfli 18 kelime var. Gör ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde gör olan kelimeler listesine ya da sonu gör ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında gör bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÖRÜNÜR
-
-
[sıfat]
Görünen, gözle görülebilen
-
[mecaz]
Belli, apaçık göze çarpan
-
[sıfat]
Görünen, gözle görülebilen
- GÖRÜNÜŞ
-
-
[isim]
Görünmek işi
-
Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey
-
Gerçeğe uymayan dış görüntü
- "Görünüşe aldanmamalı."
-
Bulunulan bir yerden görülebilen alan; görünüm, çehre, manzara
- "Van gölünün görünüşü eşsizdi."
-
[dil bilgisi]
Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan, niyet, sürerlik, yeterlik, sıklık vb. kavramları bildiren dil bilgisi kategorisi
-
[isim]
Görünmek işi
- GÖRÜNÜM
-
-
[isim]
Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu; zevahir, fotoğraf, vizyon
- "O geniş caddeler bugünkü hazin görünümleriyle nihayet bulurlar."
-
Bakınız görünüş
-
[isim]
Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu; zevahir, fotoğraf, vizyon
- GÖRENEK
-
-
[isim, toplum bilimi]
Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı; âdet
- "Muhitin ve göreneğin şımarttığı bu kız beni de tahrik ederse ne yapacaktım?"
-
[isim, toplum bilimi]
Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı; âdet
- GÖRÜŞLÜ
-
-
[sıfat]
Görüşü olan
-
[sıfat]
Görüşü olan
- GÖREVLİ
-
-
[sıfat]
Görevi olan; vazifeli, işyar
- "Herkesi kendisine hizmetle görevli sanırdı."
-
[isim]
Bakınız memur
-
[sıfat]
Görevi olan; vazifeli, işyar
- GÖRÜNTÜ
-
-
[isim]
Görünen şey
-
Bakınız hayalet
-
Bakınız manzara
-
[eskimiş]
Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme
- "Ayrıca kimi Karagözcüler kendi görüntülerini kendileri hazırlarlar."
-
[fizik]
Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi; hayal
-
[matematik]
Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta
-
[sinema, televizyon]
Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü
-
[isim]
Görünen şey
- GÖRÜMCE
-
-
[isim]
Kadına göre kocasının kız kardeşi
- "Görümcesi onu paylıyor, o ise Kutlu'nun yüzüne bakıyordu, duymamacasına."
-
[isim]
Kadına göre kocasının kız kardeşi
- GÖRMECE
-
-
[zarf]
Görmek koşuluyla
-
[sıfat]
Karşılıklı görmeye dayalı olarak yapılan
-
[zarf]
Görmek koşuluyla
- GÖRÜNGÜ
-
-
[isim, felsefe]
Duyularla algılanabilen her şey; fenomen, numen karşıtı
-
[isim, felsefe]
Duyularla algılanabilen her şey; fenomen, numen karşıtı
- GÖRGÜLÜ
-
-
[sıfat]
Görgüsü olan
- "Bildiğini iyi bilen, görgülü, kendine güveni tam olan bir erkekti."
-
[sıfat]
Görgüsü olan
- GÖRÜLME
-
-
[isim]
Görülmek işi
- "Kadının tedrisi ve terakkisinde muhitin de büyük bir tesiri görülmeye başladı."
-
[isim]
Görülmek işi
- GÖRGÜCÜ
-
-
[sıfat]
Bakınız deneyci
-
[sıfat]
Bakınız deneyci
- GÖRÜNME
-
-
[isim]
Görünmek işi; teberrüz
- "Sabaha karşı Sevgi odaya girdiğinde gelişini duydu ama uyur gibi görünmeyi doğru buldu."
-
[isim]
Görünmek işi; teberrüz
- GÖRÜŞME
-
-
[isim]
Görüşmek işi; konuşma
- "O gün herkes sinekkaydı tıraşlıdır, cici elbiselerini giymiştir ve görüşmesini bekler."
-
[isim]
Görüşmek işi; konuşma
- GÖRÜLÜŞ
-
-
[isim]
Görülmek işi
-
[isim]
Görülmek işi
- GÖRELİK
-
-
[isim, felsefe]
Bakınız bağıntı
-
[isim, felsefe]
Bakınız bağıntı
- GÖRÜNGE
-
-
[isim]
Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü; perspektif
- "Romanda gerçek kişileri arayanlar roman sanatına pek dar görüngelerden yaklaşıyorlar."
-
[isim]
Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü; perspektif