Başında gör olan 7 harfli 18 kelime var. Gör ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde gör olan kelimeler listesine ya da sonu gör ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında gör bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÖRÜNÜR

  1. [sıfat] Görünen, gözle görülebilen
  2. [mecaz] Belli, apaçık göze çarpan
GÖRÜNÜŞ

  1. [isim] Görünmek işi
  2. Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey
  3. Gerçeğe uymayan dış görüntü
    • "Görünüşe aldanmamalı."
  4. Bulunulan bir yerden görülebilen alan; görünüm, çehre, manzara
    • "Van gölünün görünüşü eşsizdi." (Necati Cumalı)
  5. [dil bilgisi] Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan, niyet, sürerlik, yeterlik, sıklık vb. kavramları bildiren dil bilgisi kategorisi
GÖRÜNÜM

  1. [isim] Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu; zevahir, fotoğraf, vizyon
    • "O geniş caddeler bugünkü hazin görünümleriyle nihayet bulurlar." (Selim İleri)
  2. Bakınız görünüş
GÖRENEK

  1. [isim, toplum bilimi] Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı; âdet
    • "Muhitin ve göreneğin şımarttığı bu kız beni de tahrik ederse ne yapacaktım?" (Aka Gündüz)
GÖRÜŞLÜ

  1. [sıfat] Görüşü olan
GÖREVLİ

  1. [sıfat] Görevi olan; vazifeli, işyar
    • "Herkesi kendisine hizmetle görevli sanırdı." (Çetin Altan)
  2. [isim] Bakınız memur
GÖRÜNTÜ

  1. [isim] Görünen şey
  2. Bakınız hayalet
  3. Bakınız manzara
  4. [eskimiş] Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme
    • "Ayrıca kimi Karagözcüler kendi görüntülerini kendileri hazırlarlar." (Metin And)
  5. [fizik] Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi; hayal
  6. [matematik] Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta
  7. [sinema, televizyon] Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü
GÖRÜMCE

  1. [isim] Kadına göre kocasının kız kardeşi
    • "Görümcesi onu paylıyor, o ise Kutlu'nun yüzüne bakıyordu, duymamacasına." (Nezihe Araz)
GÖRMECE

  1. [zarf] Görmek koşuluyla
  2. [sıfat] Karşılıklı görmeye dayalı olarak yapılan
GÖRÜNGÜ

  1. [isim, felsefe] Duyularla algılanabilen her şey; fenomen, numen karşıtı
GÖRGÜLÜ

  1. [sıfat] Görgüsü olan
    • "Bildiğini iyi bilen, görgülü, kendine güveni tam olan bir erkekti." (Necati Cumalı)
GÖRÜLME

  1. [isim] Görülmek işi
    • "Kadının tedrisi ve terakkisinde muhitin de büyük bir tesiri görülmeye başladı." (Memduh Şevket Esendal)
GÖRGÜCÜ

  1. [sıfat] Bakınız deneyci
GÖRÜNME

  1. [isim] Görünmek işi; teberrüz
    • "Sabaha karşı Sevgi odaya girdiğinde gelişini duydu ama uyur gibi görünmeyi doğru buldu." (Necati Cumalı)
GÖRÜŞME

  1. [isim] Görüşmek işi; konuşma
    • "O gün herkes sinekkaydı tıraşlıdır, cici elbiselerini giymiştir ve görüşmesini bekler." (Necip Fazıl Kısakürek)
GÖRÜLÜŞ

  1. [isim] Görülmek işi
GÖRELİK

  1. [isim, felsefe] Bakınız bağıntı
GÖRÜNGE

  1. [isim] Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü; perspektif
    • "Romanda gerçek kişileri arayanlar roman sanatına pek dar görüngelerden yaklaşıyorlar." (Selim İleri)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü