Başında gölge olan 19 kelime var. Gölge ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde gölge olan kelimeler listesine ya da sonu gölge ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında gölge bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

GÖLGELEYEBİLMEK

14 Harfli Kelimeler

GÖLGELENDİRMEK, GÖLGELEYEBİLME

13 Harfli Kelimeler

GÖLGELENDİRME

11 Harfli Kelimeler

GÖLGELENMEK, GÖLGELİKSİZ, GÖLGESİZLİK

10 Harfli Kelimeler

GÖLGELEMEK, GÖLGELENİŞ, GÖLGELENME, GÖLGELEYİŞ, GÖLGELİKLİ

9 Harfli Kelimeler

GÖLGELEME, GÖLGEVARİ

8 Harfli Kelimeler

GÖLGECİL, GÖLGELİK, GÖLGESİZ

7 Harfli Kelimeler

GÖLGELİ

5 Harfli Kelimeler

GÖLGE

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Gölge Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E G G L Ö

5 Harfli Kelimeler

GÖLGE

4 Harfli Kelimeler

GÖLE

3 Harfli Kelimeler

GÖL, ÖGE

2 Harfli Kelimeler

EL, GE, LE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÖLGELEYEBİLMEK

  1. [-i] Gölgeleme ihtimali veya imkânı bulunmak
  2. Gölgeleme becerisi bulunmak
GÖLGELEYEBİLME

  1. [isim] Gölgeleyebilmek işi
GÖLGELENDİRMEK

  1. [-i] Gölge etmek, gölgeli yapmak
    • "Saçları alnına dökülmüş, kirpikleri yanaklarını gölgelendirmişti." (Attilâ İlhan)
  2. [mecaz] Bulandırmak, bozmak
  3. [ağızlardan] Dinlendirmek
    • "Bir gün Kezban koyunlarını gölgelendirdiği ormanın alanından geçen bir adama rast geldi." (Ömer Seyfettin)
GÖLGELENDİRME

  1. [isim] Gölgelendirmek işi
GÖLGELİKSİZ

  1. [sıfat] Gölgeliği olmayan
    • "Ben içini ufacık kurtların kemirip çürüttüğü dışı gösterişli, içi boş, meyvesiz, gölgeliksiz kuru bir çınarım." (Abdullah Ziya Kozanoğlu)
  2. Siperliği olmayan (şapka, kapı, lamba vb.)
    • "Öyleyse ver parasını, dedi Adem, gölgeliksiz kasketini başından çıkarıp önüne uzattı." (Tahsin Yücel)
GÖLGELENMEK

  1. [nesnesiz] Gölgeli duruma girmek
    • "Cuma'nın yüzü gölgelenip alnı kırışıyor." (Ahmet Ümit)
  2. [mecaz] Üzerine karartı inmiş gibi olmak
    • "Gözleri, ender görülen bir acıyla gölgelendi." (Halikarnas Balıkçısı)
  3. [mecaz] Değerinin bilinmesi engellenmek
    • "Gerçekçi olmayışı yüzünden, bugün bize tarihî gaf olarak görülen atılımlarla, bu çizgi hayli gölgelenmiştir." (Haldun Taner)
GÖLGESİZLİK

  1. [isim] Gölgesiz olma durumu
GÖLGELEMEK

  1. [-i] Gölgeli duruma getirmek
  2. [mecaz] Resimde gölge oluşturmak
  3. [mecaz] Değersiz hâle getirmek, ününe zarar vermek
GÖLGELEYİŞ

  1. [isim] Gölgelemek işi
GÖLGELENME

  1. [isim] Gölgelenmek işi
GÖLGELENİŞ

  1. [isim] Gölgelenmek işi
GÖLGELİKLİ

  1. [sıfat] Gölgeliği olan
    • "Yaz geceleri, tahta gölgelikli damda yatarken yıldızlar bile diğer zamanlara göre daha fazla büyümüş görünürdü gözüme." (Sevinç Çokum)
  2. Siperliği olan (şapka, kapı, lamba vb.)
GÖLGEVARİ

Kelime Kökeni: Türkçe gölge + Far

  1. [sıfat] Gölgeye benzeyen
    • "Cam filmi içerinin görülmesini engelliyordu fakat az da olsa gölgevari bir şeyler görülmüştü." (Şenol Ceviz)
GÖLGELEME

  1. [isim] Gölgelemek işi
GÖLGESİZ

  1. [sıfat] Gölgesi olmayan
    • "Kurutan, yakan güneşli ve gölgesiz ve nihayetsiz bir çölün ortasında bir bardak buzlu su bulan yolcu memnuniyetini hissettim." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
GÖLGECİL

  1. [sıfat] Gölgede yetişen veya gölgeyi seven
GÖLGELİK

  1. [isim] Gölge altında bulunan yer
  2. Kazıkların ve belli kalınlıktaki dikmelerin üzerine bindirilmiş bir tür demir veya ahşap çardak; sayeban, pergola
    • "Çocuğa, oracıktaki gölgelikte meme emzirmekte olan kadını gösterdi." (Osman Cemal Kaygılı)
GÖLGELİ

  1. [sıfat] Gölge altında olan
  2. [mecaz] Nitelik ve ayrıntıları iyice bilinmeyen
GÖLGE

  1. [isim] Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık; saye
    • "Etrafına gölge salmayan, yemiş vermeyen hangi kütük baltadan kurtulur?" (Halide Edip Adıvar)
  2. Güneş ışınlarından korunacak yer; saye
    • "Sakın kesme, gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Ne olduğu anlaşılamayan karartı; silüet
    • "Ben, ay yüzlü güzellerin peşinde bir gölgeye benzerim." (Ahmet Kabaklı)
  4. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk
  5. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan
    • "Gölge başkan. Gölge kabine."
  6. Saç renginin iki üç ton açığını kullanarak saça istenilen kalınlık ve sıklıkta, parça parça yapılan renk uygulaması
  7. [mecaz] Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse
  8. [mecaz] Koruma, kayırma himaye
    • "Onun gölgesi altında yaşıyor."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü