Sonunda gin olan 23 kelime var. GİN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde gin olan kelimeler listesine ya da başında gin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

DOLUDİZGİN

8 Harfli Kelimeler

BELİRGİN, SEMİRGİN, TEDİRGİN

7 Harfli Kelimeler

EDİLGİN

6 Harfli Kelimeler

BELGİN, BEZGİN, BİLGİN, DEĞGİN, DİNGİN, DİZGİN, GERGİN, GEZGİN, GİRGİN, SERGİN, SİNGİN, ZENGİN

5 Harfli Kelimeler

ELGİN, ENGİN, ERGİN, EVGİN, EZGİN, İNGİN


Kelime bulma makinesi

G N İ Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

İN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DOLUDİZGİN

  1. [zarf] Son hızla, çok hızlı bir biçimde
    • "Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Tam anlamıyla
    • "Doludizgin, bir bekârlığın tam tadını çıkaran, renkli, değişken, hızlı bir yaşam sürüyordum." (Haldun Taner)
    • "Kendimi yalnız sanıyor ve talihin arabasında doludizgin gidiyordum." (Ahmet Hamdi Tanpınar)

TEDİRGİN

  1. [sıfat] Rahatı, huzuru kaçmış, bizar
    • "Herkes tedirgin, kuruntulu ve heyecanlı idi." (Tarık Buğra)
    • "Bu soru ... adamın kafasını tedirgin etmiş ama hep cevapsız kalmıştır." (Tarık Buğra)
    • "Goethe çağımızda yaşasa idi ne kadar tedirgin olurdu, diye çok düşünmüşümdür." (Haldun Taner)

BELİRGİN

  1. [sıfat] Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih
    • "Hüzünlü bakışlarının daha belirgin hâle getirdiği iri, siyah, ceylan gözleriyle ... alımlı da sayılabilirdi." (Erhan Bener)

SEMİRGİN

  1. [sıfat] Tembellikten yağ bağlayan, semiren (kimse)
  2. Semirmekten dolayı hareketleri ağırlaşmış (kimse)

EDİLGİN

  1. [sıfat] Hareketi ve etkisi olmayan, pasif
    • "Hiç kavgaya dönüşmemiş, edilgin bir dargınlıktı bu." (Atilla İlhan)
  2. Bir şeye karşı tepki göstermeyen, etkinliği olmayan, başkasının etkisinde kalan, münfail, pasif, etkin karşıtı
  3. Olayların gidişini etkilemek ve denetlemek için hiçbir çaba göstermeyen (kimse)

BEZGİN

  1. [sıfat] Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş
    • "Mecalsiz, bezgin bir hâlde yatağa girdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

SİNGİN

  1. [sıfat] Utangaç, sıkılgan

ZENGİN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Parası, malı çok olan, varlıklı, fakir, yoksul karşıtı
    • "Şık, zengin, keyfi yerinde, yazı Avrupa'da ve kışı Beyrut'ta geçiren Suriyelilerden biri idi." (Falih Rıfkı Atay)
    • "En nihayet işi sigortacılığa dökerek bu yüzden hayli zengin olmuştu." (Haldun Taner)
  2. Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan
    • "Zengin bir dil. Zengin bir kitaplık. Zengin bir anlatım."
  3. Verimli
    • "Zengin bir doğa."
  4. Gösterişli
    • "Zengin bir giysi."

BELGİN

  1. [sıfat] Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan, sarih
    • "Yalnızca beyaz elleri belgin, bir hülya kadını, dağılan bir evrenin perisi olup çıkar." (Selim İleri)

GEZGİN

  1. Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan (kimse), gezici, gezmen, seyyah

GERGİN

  1. [sıfat] Gerilmiş durumda olan
    • "Gergin tel. Gergin kiriş."
  2. Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt)
    • "Siyah jarse elbisesi içinde, hâlâ diri, gergin vücuduyla güzel ve ihtişamlıydı." (Peyami Safa)
  3. Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki)
    • "Arkadaşımın kocasıyla arası gergin."
  4. Huzursuz, sinirli

BİLGİN

  1. Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan kimse, bilimci, âlim

DEĞGİN

  1. [sıfat] İlişkin, üstüne ait, dair, müteallik

DİZGİN

  1. [isim] Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış
    • "Kötülerin pek azı terbiyeye ve dizgine gelebilir." (Tarık Buğra)
    • "Uykusunun dizginlerini ele almak ve istediği zaman uyanmak." (Peyami Safa)
    • "O koşturmalar yakayı kaptırışın, dizginleri ele verişin açıklamaları gibi geliyordu ona." (Tarık Buğra)

GİRGİN

  1. [sıfat] Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen, pısırık karşıtı
    • "Kara kaş, kurnaz, girgin bir kadındı." (Reşat Nuri Güntekin)

DİNGİN

  1. [sıfat] Sakin, durgun
    • "Çevredeki çınarlar, dingin bir gariplik içinde, ağır ağır, tek tek yapraklarını dökerdi." (Atilla İlhan)
  2. Hareket etmeyen, kımıldamayan
  3. Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz
    • "Dingin bir at."

SERGİN

  1. [sıfat] Serilmiş olan
  2. Yatan (hasta)

İNGİN

  1. [sıfat] Engin (II), münhat
    • "İngin yerlere gittim mi daha bir iyilik, daha bir ferahlık duyuyorum kendimde." (Nurullah ataç)
  2. [isim] Nezle
    • "Burun ingini. Göğüs ingini. Bağırsak ingini."

EVGİN

  1. [sıfat] Acil
    • "Bu, evgin bir iştir, fazla geciktirmeyiniz."

EZGİN

  1. [sıfat] Paraca durumu bozuk olan (kimse)
  2. Çok cefa görmüş (kimse)
    • "Emir, hüküm altında yetişmiş bir sığıntı olduğunu çekingen, ezgin tavrıyla daima belli ederdi." (Refik Halit Karay)
  3. Çürük, ezik (meyve)
  4. Üzüntü veren
    • "Bir gece önce çadırın kenarında dinlediğimiz o ezgin, baygın nağmeyi tutturdu." (Osman Cemal Kaygılı)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü