Başında geç olan 6 harfli 7 kelime var. Geç ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde geç olan kelimeler listesine ya da sonu geç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında geç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Geç Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E G Ç
3 Harfli Kelimeler
GEÇ
2 Harfli Kelimeler
ÇE, GE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GEÇGEÇ
-
-
[isim]
Seyredilecek uygun bir program aramak amacıyla televizyon kanallarını tarama
-
[isim]
Seyredilecek uygun bir program aramak amacıyla televizyon kanallarını tarama
- GEÇELİ
-
-
[sıfat]
Geçesi (II) olan
- "Balat kapısından girdim içeri / Boliçeler oturmuş iki geçeli"
-
[sıfat]
Geçesi (II) olan
- GEÇMİŞ
-
-
[sıfat]
Geçme işini yapmış
-
Zaman bakımından geride kalmış
- "Bu eski sesler içinde geçmiş zamanlar uyuyor, uyanıyor, geriniyor, yaşıyor gibidir."
-
Çürümeye yüz tutmuş
-
[isim]
Bugüne göre geride kalmış olan zaman; mazi
- "Onlar bu davranışlarıyla geçmişte sadece huzursuzluk yarattı."
-
[isim]
Arkada kalan hayat; dün, cemaziyelevvel
- "Perde perde örtülü olan eski bir geçmişten kulaklarına garip bir fısıltı gelmişti."
-
[isim]
Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları
- "Senin de yedi göbek geçmişine rahmet okusun ha?"
-
[sıfat]
Geçme işini yapmış
- GEÇMEZ
-
-
[sıfat]
Kullanımı olmayan
-
Değerini yitirmiş
-
[sıfat]
Kullanımı olmayan
- GEÇMEK
-
-
[-e]
Bir yerden başka bir yere gitmek
- "Elindeki kitabı bırakıp bulundukları odaya geçtim."
-
[-den]
Bir yandan girip diğer yandan çıkmak
- "İplik iğne deliğinden zor geçti."
-
[-den]
Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek
- "Eve giderken sizin sokaktan geçeriz."
-
[-den]
Bir duruma uğramak; konu olmak
- "Dayaktan geçmek. Muayeneden geçmek."
-
[-i]
Okulda, sınavda başarı göstermek
- "Hatırlıyor musun, sizin evde bana matematik dersi verirdin, sayende sınıfı geçtim, diyor."
-
[-de]
Ömür yaşamak
-
[-den]
Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak
- "Hakkın var. Ne çare ki bizden geçti diye söyleniyor."
-
[-de]
Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek
- "Bu odanın içinde geçen aşk anları artık çok uzaklardaydı."
-
[-e, -i, -den]
Hastalık bulaşmak, sirayet etmek
- "Hastalık bana ondan geçti."
-
[-e, -den]
Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek
- "Bu titizlik ona babasından geçmiş."
-
[-e, -den]
Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek
-
Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak
- "İstanbul'a geçecek değil, parmağımı kımıldatacak takatim yok."
-
Yerini bırakıp başka yer almak
-
[-den]
Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak
- "Şimdiki tuluat artistlerinin çoğu oradan geçtiler."
-
Etki yapmak; işlemek
- "Soğuk, ciğerime geçti. Başına güneş geçmiş."
-
Görev almak
- "İktidara geçmek."
-
Kalmak, devrolmak
- "Paralar suyunu çekti. Fabrika da olduğu gibi Nihat'a geçti."
-
[-i]
Geride bırakmak; aşmak
- "Bizim yelkenli vapuru geçecek. Ordu sınırı geçti. Çocuğun boyu babasını geçti."
-
[nesnesiz]
Tükenmek, bitmek; sona ermek
- "Yavaş yavaş bu hırs geçer."
-
[-i]
Üstünlük sağlamak
-
[-i]
Söylemeden veya bitirmeden atlamak
- "O meseleyi geçelim. O bahsi geç!"
-
[-i]
Zamanı aşmak, geride bırakmak
- "Şehzadebaşı'na geldikleri zaman saat onu geçiyordu."
-
[-le]
Zaman tükenmek
- "Bütün günüm seni takip etmekle geçti."
-
[-i]
Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek
-
[-i, -den]
Birinden meşk etmek
- "Bu şarkıyı kimden geçtiniz."
-
Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek
- "Ankara haberlerini gazetesine geçiyormuş."
-
[nesnesiz]
Ateş vb. sönmek
- "Ocak sönmüş, koru bile geçmişti."
-
Yazılmak, girmek
- "Tarihe geçmek. Kitaba geçmek."
-
[nesnesiz]
Sürümü olmak, satılmak
-
[-e, -i]
Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak
- "Kısa süren bir hastalıktan sonra göçüp gideceğini hissetmiş hatta ölümünün gazetelere bile geçmemesini istemişti."
-
[nesnesiz]
Kullanımda olmak, tedavülde olmak
- "Bu para artık geçmiyor."
-
[nesnesiz]
Kabul edilemez olmak
- "Senin paran burada geçmez."
-
[-den]
Bırakmak, vazgeçmek
- "Bana yârden geç derler / Seven yârden geçilir mi?"
-
Bir yere gidip oturmak
-
[nesnesiz]
Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak
- "Bu karpuz geçmiş."
-
[nesnesiz]
Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak
- "Görmedim, dedi, geçti."
-
[yardımcı fiil, argo]
Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar
- "lska geçmek. Diskur geçmek."
-
[-e, -i, ağızlardan]
Çekiştirmek, yermek
- "Beni sana geçmişler / Vallahi ben demedim"
-
[-e]
Bir yerden başka bir yere gitmek
- GEÇKİN
-
-
[sıfat]
İhtiyarlamaya yüz tutmuş, yaşlanmış
- "Cemile geçkin, kısa boylu, tombul, konuşkan bir kızdır."
-
Bakınız geçmiş
- "Sanki otuzunu geçkin kadın o değil!"
-
Gereğinden çok olgun veya solmaya başlamış (bitki)
- "Geçkin bir karpuz."
-
[sıfat]
İhtiyarlamaya yüz tutmuş, yaşlanmış
- GEÇİCİ
-
-
[sıfat]
Çok sürmeyen
- "Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim."
-
Kısa ve belli bir süre için olan; gelgeç, arızi, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı
- "Eğer yazmaktan para ve ün gibi iki geçici kıymet ve zevk elde edemezsem acaba yazı yazar mıydım?"
-
Bakınız bulaşıcı
-
[isim]
Yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse
- "Onları sokakta gördüğünüz zaman adi bir geçiciden farklı bulmazsınız, sanırsınız ki bir yazıcı ticarethanesine gidiyor."
-
[sıfat]
Çok sürmeyen