Başında g olan 5 harfli 235 kelime var. G harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde g harfi olan kelimeler listesine ya da sonu g harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında g bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GICIK

  1. [isim] Boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı
    • "Bronşit filan desem öksürük değil, gıcık bile yok..." (Sermet Muhtar Alus)
    • "Ne yalan söylemeli, yazı müdürünü gıcık etmekten özel bir zevk alıyordu." (Atilla İlhan)
    • "... gıcık tutmuş gibi manalı manalı öksürdü." (Mahmut Yesari)
  2. Beyaz renkli, dağlıç koyununa benzer vücut yapısında, kuyruğu son omurlara kadar yağ kitlesi ile kaplı ve bu sebeple alt kısmı yuvarlakça görünen, kaba, karışık yapağılı bir koyun türü
  3. Sözleriyle, davranışlarıyla karşısındakini kızdıran, sinirlendiren, sıkan (kimse)

GALOP

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] At yarışında veya hazırlık çalışmasında atın yaptığı derece

GEVAŞ
...
GEÇİŞ

  1. [isim] Geçme işi veya biçimi
    • "Bekleme sabırsızlığını çoktan kaybetmiş olduğum için vaktin geçişini pek fark etmiyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Herhangi bir durumdaki değişme, intikal
    • "Geçiş dönemi."
  3. Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton
  4. Ses organlarının bir durumdan ötekine geçmesi
  5. Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama

GOTÇA
...
GENEL

  1. [sıfat] Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi
    • "Genel seçim. Genel tarih."
  2. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan
    • "Genel bir sıralama yapmak gerekirse denebilir ki dünyada en iyisi mutlu, dengeli bir evliliktir." (Haldun Taner)
  3. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan
    • "Genel başkan. Genel müdür."
  4. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne)
    • "Genel kitaplık."
  5. Bir genelleme sonucunda elde edilen
    • "Genel düşünce."

GEREK

  1. [sıfat] Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım
    • "Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni." (Yunus Emre)
    • "Gereği gibi davranmak."
    • "Meclis ... gerek gördüğü takdirde ilgilinin Yüce Divana sevkine karar verir." (Anayasa)
    • "Bunların bir bildikleri olsa gerek." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [isim] İcap
    • "... millî güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi ... hâlinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir." (Anayasa)

GELİM
...
GÖNÜL

  1. [isim] Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı
    • "Gönüllerin birbirine kaynaştığı o günler millî bayramlarımızdan biriydi." (Orhan Seyfi Orhon)
    • "İstanbul'un yetiştirdiği mizaçtan anlar, gönül avlamasını bilir dalkavuklardan biriydi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
    • "Gözünü ve gönlünü avutmak için türlü hoppalıklar yapıyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Gözlerin kızarmış, niye ağladın? / Bir başkasına mı gönül bağladın?" (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. İstek, arzu
    • "Okumaya gönlün var mı?"
    • "Çok yüklendiler zavallıya, biraz da gönlünü almalı..." (Tarık Buğra)
    • "Atölyelerde bu işe gönül veren idealist öğretmenler ders vermekteydi." (Cahit Uçuk)
    • "İlk tanıştığımız günden beri bana karşı gösterdiği yakınlıkla gönlümü çelmiş bulunmaktaydı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

GUARD
...
GUGUK

  1. [isim] "Tek başına kalmak veya oturmak" anlamında kullanılan guguk gibi kalmak veya guguk gibi oturmak deyimlerinde geçer

GAYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Pek, çok, pek çok, güçlü bir biçimde, etkili olarak
    • "Soframızda gayet samimi birkaç misafirimiz bulunur." (Aka Gündüz)

GÖZER

  1. [isim] Buğday, toprak vb.nin elendiği iri gözlü kalbur

GÜMAN
...
GEZİŞ

  1. [isim] Gezme işi veya biçimi

GÖLEK

  1. [isim] Gölet

GÜLEÇ

  1. [sıfat] Her zaman gülümseyen, mütebessim
    • "Biraz sonra geceki güleç memur, hafif kapalı gözleriyle göründü." (Çetin Altan)

GİYSİ

  1. [isim] Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, libas, urba
    • "Hanımlar, tatil köylerinde son moda giysiler giyiyorlar." (Çetin Altan)

GEVEN

  1. [isim] Baklagillerden, çok yıllık, bazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan, dikenli bir çalı, keven (Astragalus)

GİDİŞ

  1. [isim] Gitme işi
    • "Böyle birdenbire gidişine şaştım."
  2. Gitme biçimi, tempo
    • "Bu gidişle ancak akşama varırız."
  3. Tutum, durum, davranış
    • "Bu gidişle söyleyeceği de yok galiba!" (Osman Cemal Kaygılı)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü