Başında g olan 5 harfli 235 kelime var. G harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde g harfi olan kelimeler listesine ya da sonu g harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında g bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GAZAP

Kelime Kökeni: Arapça ġażab

  1. [isim] Bakınız öfke
    • "En önde Tevfik, en arkada cüce, birbirinin ayaklarına basarak Emine'nin gazabından sokağa fırladılar, karanlıkta birdenbire kayboldular." (Halide Edip Adıvar)
GEDME

  1. [isim] Gedmek işi
GÖĞÜS

  1. [isim] Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü; bağır, sine
  2. Bu vücut bölümünün ön tarafı; döş, sırt karşıtı
    • "Genç ve meçhul kadın çocuğunu göğsüne basarak girdi." (Aka Gündüz)
  3. Bu bölümün içindeki organlar
  4. [mecaz] Bakınız meme
    • "Vücudumun etliliğinden, göğsümün dolgunluğundan, elbiselerim dar gelirdi." (Sermet Muhtar Alus)
GIRLA

  1. [zarf, teklifsiz konuşmada] Bakınız alabildiğine
    • "Elbette ya... O köşkte uşaklar, bahçıvanlar gırla." (Haldun Taner)
GAZAL

Kelime Kökeni: Arapça ġazāl

  1. [isim, eskimiş, hayvan bilimi] Bakınız ceylan
GUDDE

Kelime Kökeni: Arapça ġudde

  1. [isim, eskimiş, anatomi] Bakınız beze (I)
GAMZE

Kelime Kökeni: Arapça ġamze

  1. [isim] Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur
    • "Böyle gülümsediği zaman ağzının iki yanında iki şirin gamze belirirdi." (Haldun Taner)
  2. [eskimiş] Yan bakış, göz süzme, sitemli bakma
    • "Elif kaşlarını çatar / Gamzesi sineme batar" (Karacaoğlan)
GÖBEL

  1. [isim, ağızlardan] Kimsesiz, başıboş çocuk
  2. Yaramaz çocuk
  3. Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılan toprak tepecikler
GÖBEK

  1. [isim] İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk
    • "Düğmeleri birer birer açtı göbeğine dek." (Zeyyat Selimoğlu)
  2. Yağ bağlamış şişman karın
  3. Şehir, ülke vb.nin orta kısmı
    • "İsviçre'nin göbeğinde, nerede ise bilmem kaçıncı Türk Moskof muharebesi patlamak üzere idi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı
  5. Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim
    • "Bu halının göbeği pek zarif."
  6. Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada
  7. Bakınız poyra
  8. Değirmen taşının ortası
  9. Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva
  10. [anatomi] Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer
  11. [toplum bilimi] Bakınız kuşak
    • "Temiz bir isim, züğürt evlatlarda ancak bir, nihayet iki göbek dayanabilir." (Reşat Nuri Güntekin)
  12. [teknik] Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça
GEDİK

  1. [isim] Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık; rahne
    • "Kalenin gedikleri / Şekerdir yedikleri" (Halk türküsü)
  2. Dağ geçidi
  3. [mecaz] Boşluk, eksiklik
    • "Kanunların gediğinden alabildiğine yararlanıp küpünü doldurmuş bir açıkgözdü." (Haldun Taner)
  4. [mecaz] Güçlük, güç durum
    • "Gedikten kurtulmak."
  5. [askerlik] Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer
  6. [tarih] Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak; imtiyaz
  7. [eskimiş] Eksik dişli
GÜMÜŞ

  1. [isim, kimya] Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element; sim (I), arjante (simgesi Ag)
  2. [sıfat] Bu elementten yapılmış; arjante
    • "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı." (Yahya Kemal Beyatlı)
GÖCEN

  1. [isim, ağızlardan] Tavşan yavrusu
  2. Kedi, köpek yavrusu
  3. Domuz yavrusu
GIPTA

Kelime Kökeni: Arapça ġibṭa

  1. [isim] Bakınız imrenme
    • "Gıptayla bakıp zaman zaman gökyüzüne / Rüzgârları hür, kuşları hür zannederiz" (Arif Nihat Asya)
GAMBA

Kelime Kökeni: İtalyanca gamba

  1. [isim, denizcilik] İyi toplanmamış halat veya zincirlerde ortaya çıkan dolaşıklık
GİZEM

  1. [isim] Bakınız sır (II)
GÖYME

  1. [isim] Göymek işi
GNAYS

Kelime Kökeni: Almanca Gneiss

  1. [isim, jeoloji] Kuvars, mika ve feldspattan birleşmiş kayaç
GUGUK

  1. [isim] Bakınız guguk kuşu
    • "Sabahın saat beşinde guguk gibi uyandım." (Behçet Necatigil)
  2. Guguk kuşunun sesi
    • "... kuş yuvasından çıktı ve tüccarın yüzüne doğru uzanıp bir defa guguk diye haykırdı." (Refik Halit Karay)
GİDON

Kelime Kökeni: Fransızca guidon

  1. [isim] Bakınız yönelteç
    • "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun!" (Burhan Felek)
  2. [denizcilik] Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak; fors
GAİLE

Kelime Kökeni: Arapça ġāʾile

  1. [isim] Sıkıntı, dert, keder, üzüntü
    • "Küçücük yaşta, büyüklüğün olanca gaileleri kendi üzerlerine yığılmış kimseler görülür." (Ahmet Midhat Efendi)
  2. Uğraştırıcı iş, çekilmesi zor yük
  3. İstenmeyen durum
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü