Başında g olan 5 harfli 235 kelime var. G harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde g harfi olan kelimeler listesine ya da sonu g harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında g bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GAZAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ġażab
-
[isim]
Bakınız öfke
- "En önde Tevfik, en arkada cüce, birbirinin ayaklarına basarak Emine'nin gazabından sokağa fırladılar, karanlıkta birdenbire kayboldular."
-
[isim]
Bakınız öfke
- GEDME
-
-
[isim]
Gedmek işi
-
[isim]
Gedmek işi
- GÖĞÜS
-
-
[isim]
Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü; bağır, sine
-
Bu vücut bölümünün ön tarafı; döş, sırt karşıtı
- "Genç ve meçhul kadın çocuğunu göğsüne basarak girdi."
-
Bu bölümün içindeki organlar
-
[mecaz]
Bakınız meme
- "Vücudumun etliliğinden, göğsümün dolgunluğundan, elbiselerim dar gelirdi."
-
[isim]
Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü; bağır, sine
- GIRLA
-
-
[zarf, teklifsiz konuşmada]
Bakınız alabildiğine
- "Elbette ya... O köşkte uşaklar, bahçıvanlar gırla."
-
[zarf, teklifsiz konuşmada]
Bakınız alabildiğine
- GAZAL
-
Kelime Kökeni: Arapça ġazāl
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız ceylan
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız ceylan
- GUDDE
-
Kelime Kökeni: Arapça ġudde
-
[isim, eskimiş, anatomi]
Bakınız beze (I)
-
[isim, eskimiş, anatomi]
Bakınız beze (I)
- GAMZE
-
Kelime Kökeni: Arapça ġamze
-
[isim]
Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur
- "Böyle gülümsediği zaman ağzının iki yanında iki şirin gamze belirirdi."
-
[eskimiş]
Yan bakış, göz süzme, sitemli bakma
- "Elif kaşlarını çatar / Gamzesi sineme batar"
-
[isim]
Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur
- GÖBEL
-
-
[isim, ağızlardan]
Kimsesiz, başıboş çocuk
-
Yaramaz çocuk
-
Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılan toprak tepecikler
-
[isim, ağızlardan]
Kimsesiz, başıboş çocuk
- GÖBEK
-
-
[isim]
İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk
- "Düğmeleri birer birer açtı göbeğine dek."
-
Yağ bağlamış şişman karın
-
Şehir, ülke vb.nin orta kısmı
- "İsviçre'nin göbeğinde, nerede ise bilmem kaçıncı Türk Moskof muharebesi patlamak üzere idi."
-
Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı
-
Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim
- "Bu halının göbeği pek zarif."
-
Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada
-
Bakınız poyra
-
Değirmen taşının ortası
-
Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva
-
[anatomi]
Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer
-
[toplum bilimi]
Bakınız kuşak
- "Temiz bir isim, züğürt evlatlarda ancak bir, nihayet iki göbek dayanabilir."
-
[teknik]
Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça
-
[isim]
İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk
- GEDİK
-
-
[isim]
Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık; rahne
- "Kalenin gedikleri / Şekerdir yedikleri"
-
Dağ geçidi
-
[mecaz]
Boşluk, eksiklik
- "Kanunların gediğinden alabildiğine yararlanıp küpünü doldurmuş bir açıkgözdü."
-
[mecaz]
Güçlük, güç durum
- "Gedikten kurtulmak."
-
[askerlik]
Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer
-
[tarih]
Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak; imtiyaz
-
[eskimiş]
Eksik dişli
-
[isim]
Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık; rahne
- GÜMÜŞ
-
-
[isim, kimya]
Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element; sim (I), arjante (simgesi Ag)
-
[sıfat]
Bu elementten yapılmış; arjante
- "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı."
-
[isim, kimya]
Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element; sim (I), arjante (simgesi Ag)
- GÖCEN
-
-
[isim, ağızlardan]
Tavşan yavrusu
-
Kedi, köpek yavrusu
-
Domuz yavrusu
-
[isim, ağızlardan]
Tavşan yavrusu
- GIPTA
-
Kelime Kökeni: Arapça ġibṭa
-
[isim]
Bakınız imrenme
- "Gıptayla bakıp zaman zaman gökyüzüne / Rüzgârları hür, kuşları hür zannederiz"
-
[isim]
Bakınız imrenme
- GAMBA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca gamba
-
[isim, denizcilik]
İyi toplanmamış halat veya zincirlerde ortaya çıkan dolaşıklık
-
[isim, denizcilik]
İyi toplanmamış halat veya zincirlerde ortaya çıkan dolaşıklık
- GİZEM
-
-
[isim]
Bakınız sır (II)
-
[isim]
Bakınız sır (II)
- GÖYME
-
-
[isim]
Göymek işi
-
[isim]
Göymek işi
- GNAYS
-
Kelime Kökeni: Almanca Gneiss
-
[isim, jeoloji]
Kuvars, mika ve feldspattan birleşmiş kayaç
-
[isim, jeoloji]
Kuvars, mika ve feldspattan birleşmiş kayaç
- GUGUK
-
-
[isim]
Bakınız guguk kuşu
- "Sabahın saat beşinde guguk gibi uyandım."
-
Guguk kuşunun sesi
- "... kuş yuvasından çıktı ve tüccarın yüzüne doğru uzanıp bir defa guguk diye haykırdı."
-
[isim]
Bakınız guguk kuşu
- GİDON
-
Kelime Kökeni: Fransızca guidon
-
[isim]
Bakınız yönelteç
- "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun!"
-
[denizcilik]
Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak; fors
-
[isim]
Bakınız yönelteç
- GAİLE
-
Kelime Kökeni: Arapça ġāʾile
-
[isim]
Sıkıntı, dert, keder, üzüntü
- "Küçücük yaşta, büyüklüğün olanca gaileleri kendi üzerlerine yığılmış kimseler görülür."
-
Uğraştırıcı iş, çekilmesi zor yük
-
İstenmeyen durum
-
[isim]
Sıkıntı, dert, keder, üzüntü