Başında g olan 4 harfli 76 kelime var. G harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde g harfi olan kelimeler listesine ya da sonu g harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında g bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÖRE
-
-
[zarf]
Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince
- "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye." (Necati Cumalı)
-
Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran
- "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi." (Nezihe Araz)
-
[zarf]
Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince
- GARP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Batı, günindi
-
[isim]
Batı, günindi
- GÜYA
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[zarf]
Sözde, sanki
- "Onlara çaktırmadan güya konuştuklarımızı yazıyorum." (Aka Gündüz)
-
[zarf]
Sözde, sanki
- GİŞE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer
- "Gişeden biletlerimizi alarak büyükşehrin bahçesini geziyoruz." (Ahmet Haşim)
-
[isim]
İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer
- GÜDÜ
-
-
[isim]
Bilinçli veya bilinçsiz olarak davranışı doğuran, sürekliliğini sağlayan ve ona yön veren herhangi bir güç, saik
- "Çocuğun bunalım geçirmesi, gelişen cinsel güdülerini doyuramaması anlamındadır." (Çetin Altan)
-
Bir etkinlik veya işin gizli sebebi
-
Kaynağı akıl olan sebep, saik
- "Sevgi bir dürtü, ödev bir güdüdür."
-
Bireyleri bilinçli ve amaçlı işlerde bulunmaya yönelten dürtü veya dürtüler bileşkesi, saik
-
[isim]
Bilinçli veya bilinçsiz olarak davranışı doğuran, sürekliliğini sağlayan ve ona yön veren herhangi bir güç, saik
- GİBİ
-
-
[edat]
...-e benzer
- "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir." (Haldun Taner)
- "Murat'a, boş, kimsesiz ahşap bina, temelinden sallanıyor gibi geldi." (Kemal Tahir)
- "O sırada güneş çıkar gibi olmuştu." (Haldun Taner)
-
[zarf]
O anda, tam o sırada, hemen arkasından
- "Haberi aldığı gibi yola çıktı."
-
[zarf]
İmişçesine, benzer biçimde
- "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir." (Orhan Seyfi Orhon)
-
[zarf]
...-e yakışır biçimde
- "İnsan gibi davrandı."
-
[edat]
...-e benzer
- GUAJ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir çeşit zamklı, mat sulu boya
-
[isim]
Bir çeşit zamklı, mat sulu boya
- GÖRÜ
-
-
[isim]
Görme yetisi
-
Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret
- "Buranın görüsü geniş."
-
Dolaysız kavrama, birden kavrama
-
[isim]
Görme yetisi
- GENÇ
-
-
[sıfat]
Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı
- "Genç kızı bir gece pencerede görmüştü." (Haldun Taner)
-
Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan)
- "Genç ağaç. Genç at."
-
Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç
-
Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy
-
Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan
- "Atatürk'ün tabutu arkasından ağlayan on beş milyon Türk'ün yaşadığı, genç Türkiye mutluydu." (Burhan Felek)
-
[sıfat]
Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı
- GRİL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Izgara
-
[isim]
Izgara
- GÖNÇ
-
-
[sıfat]
Zengin, varlıklı
-
[sıfat]
Zengin, varlıklı
- GENE
-
-
[zarf]
Yine
-
[zarf]
Yine
- GALİ
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Alçak ve altı düz gemi
-
Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak
-
[isim]
Alçak ve altı düz gemi
- GÖLE
- ...
- GAGA
-
-
[isim]
Genellikle kuşlarda ağzın bir uzantısı durumunda olan, biçim ve büyüklüğü değişik, boynuz yapısında, katı ve çıkıntılı organ
- "... ak güvercin sekinin üstündeki leğene başını sokup gagasını suya değdirir değdirmez insan suretine giriveriyor." (Nezihe Araz)
-
Ağız
- "Gaganı kapa!"
-
[isim]
Genellikle kuşlarda ağzın bir uzantısı durumunda olan, biçim ve büyüklüğü değişik, boynuz yapısında, katı ve çıkıntılı organ
- GEMİ
-
-
[isim]
Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine
- "Yük gemisi. Savaş gemisi."
- "O, gemisini kurtaran kaptandır, diye yaptığı alçaklıkla, namussuzlukla iftihar ediyor." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine
- GEBE
-
-
[sıfat]
Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan), yüklü, hamile, aylı
- "Gebe kadın. Gebe inek."
-
İçinde oğulcuk veya dölüt bulunan (döl yatağı)
-
Bir birikim sonucu ortaya çıkması beklenen (durum veya olaylar)
-
Minnet altında kalan
-
[sıfat]
Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan), yüklü, hamile, aylı
- GAMA
-
Kelime Kökeni : Yunanca
-
[isim]
Yunan alfabesinin üçüncü harfi (g)
-
[isim]
Yunan alfabesinin üçüncü harfi (g)
- GELE
-
-
[isim]
Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar
- "Gele atmak."
-
[isim]
Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar
- GÖZE
-
-
[isim]
Hücre
-
Su kaynağı
-
[isim]
Hücre