Başında gö olan 5 harfli 44 kelime var. Gö ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde gö olan kelimeler listesine ya da sonu gö ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında gö bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÖÇME
-
-
[isim]
Göçmek işi
-
[isim]
Göçmek işi
- GÖÇÜK
-
-
[isim]
Çökmüş, kaymış toprak, çöküntü, yıkıntı
- "Göçük altında can vermiş kaç insan görmüştü bugüne kadar?"
-
[madencilik]
Kaya veya cevherin kendi kendine yer altına doğru çökmesi
-
[isim]
Çökmüş, kaymış toprak, çöküntü, yıkıntı
- GÖÇÜM
-
-
[isim, biyoloji]
Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi; taksi (II)
-
[isim, biyoloji]
Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi; taksi (II)
- GÖMÜŞ
-
-
[isim]
Gömmek işi
-
[isim]
Gömmek işi
- GÖMÜT
-
-
[isim]
Bakınız mezar
- "Uyandığında iyice anımsayamadığı düşlerinde karanlık gömütlerle dolu sokaklarda koşuyor çığlık çığlığa."
-
[isim]
Bakınız mezar
- GÖÇÜŞ
-
-
[isim]
Göçmek işi
-
[isim]
Göçmek işi
- GÖÇER
-
-
[sıfat]
Bakınız göçebe
-
[sıfat]
Bakınız göçebe
- GÖZDE
-
-
[sıfat]
Benzerleri arasında nitelikleri sebebiyle üstün tutulan, beğenilen, önem verilen (kimse veya şey); favori
- "Kanmamaya dayanan bir oyunun gözde bir temsilcisi olmuştu."
-
[isim]
Önemli bir kimsenin beğendiği kadın
-
[sıfat]
Benzerleri arasında nitelikleri sebebiyle üstün tutulan, beğenilen, önem verilen (kimse veya şey); favori
- GÖBÜT
-
-
[isim, ağızlardan]
Yuvarlak, yassı, içine yumurta vb. malzemeler konan ekmek
-
[isim, ağızlardan]
Yuvarlak, yassı, içine yumurta vb. malzemeler konan ekmek
- GÖZÜM
-
-
"gözümün nuru" anlamında sevgi anlatan bir seslenme sözü
-
"gözümün nuru" anlamında sevgi anlatan bir seslenme sözü
- GÖKÇE
-
-
[isim]
Gök rengi, mavi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[sıfat]
Gökle ilgili; semavi
-
[sıfat]
Güzel, hoşa giden
- "Kutlu Melek yüzü güneş esmeri, gözü menekşe moru, kumral saçı belikli, gökçe gonca artık yoktur."
-
[isim]
Gök rengi, mavi
- GÖDEN
-
-
[isim, anatomi]
Kalın bağırsağın son bölümü; göden bağırsağı, rektum
-
Bakınız işkembe
-
Hayvanın midesi
-
[isim, anatomi]
Kalın bağırsağın son bölümü; göden bağırsağı, rektum
- GÖBEK
-
-
[isim]
İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk
- "Düğmeleri birer birer açtı göbeğine dek."
-
Yağ bağlamış şişman karın
-
Şehir, ülke vb.nin orta kısmı
- "İsviçre'nin göbeğinde, nerede ise bilmem kaçıncı Türk Moskof muharebesi patlamak üzere idi."
-
Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı
-
Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim
- "Bu halının göbeği pek zarif."
-
Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada
-
Bakınız poyra
-
Değirmen taşının ortası
-
Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva
-
[anatomi]
Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer
-
[toplum bilimi]
Bakınız kuşak
- "Temiz bir isim, züğürt evlatlarda ancak bir, nihayet iki göbek dayanabilir."
-
[teknik]
Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça
-
[isim]
İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk
- GÖZER
-
-
[isim, ağızlardan]
Buğday, toprak vb.nin elendiği iri gözlü kalbur
-
[isim, ağızlardan]
Buğday, toprak vb.nin elendiği iri gözlü kalbur
- GÖBEL
-
-
[isim, ağızlardan]
Kimsesiz, başıboş çocuk
-
Yaramaz çocuk
-
Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılan toprak tepecikler
-
[isim, ağızlardan]
Kimsesiz, başıboş çocuk
- GÖDEŞ
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Semiz, etli
-
[sıfat, ağızlardan]
Semiz, etli
- GÖVDE
-
-
[isim]
Bir şeyin asıl bölümü
-
[anatomi]
Bakınız beden
-
[bitki bilimi]
Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü
- "Ağaç gövdelerini yonttular, günlerce uğraştılar, bir kağnı yaptılar."
-
[anatomi]
Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm
-
[dil bilgisi]
Ad ve fiil köklerinden eklerle türetilmiş kelime: evli (ev-li), inanç (inan-ç), sevdirmek (sev-dir-mek)
-
[isim]
Bir şeyin asıl bölümü
- GÖREV
-
-
[isim]
Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş
-
Bakınız işlev
-
Resmî iş; vazife
- "Cavit Bey görevi ona verdiği gün Abdi Bey çok sevinmişti."
-
Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş; misyon
-
[dil bilgisi]
Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş
-
[fizyoloji]
Bir organ veya hücrenin yaptığı iş
-
[matematik]
Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi
-
[isim]
Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş
- GÖNYE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç
-
[isim]
Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç
- GÖVEM
-
-
[isim, ağızlardan]
Sığırlara dadanan zar kanatlı bir tür sinek
-
[isim, ağızlardan]
Sığırlara dadanan zar kanatlı bir tür sinek