Sonunda et olan 8 harfli 78 kelime var. ET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde et olan kelimeler listesine ya da başında et olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ET, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MESERRET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sevinç
- "Arabacı birdenbire meserretle bağırdı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Sevinç
- GAYBUBET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yokluk
- "Gaybubeti sırasında geçen hadiselere dair tafsilatı bir kere de kulaklarıyla dinlemek istiyor." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
- "Neveser, bir müddet gaybubet etmeyelim." (Atilla İlhan)
-
[isim]
Yokluk
- ZÜRRİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Döl, soy sop, sulp
-
Çocuk
-
[isim]
Döl, soy sop, sulp
- MARKİZET
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir çeşit ince ve çoğu kez çiçekli, pamuklu kumaş
-
[isim]
Bir çeşit ince ve çoğu kez çiçekli, pamuklu kumaş
- İLELEBET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Sonsuza değin, sürgit
- "Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir." (Atatürk)
-
[zarf]
Sonsuza değin, sürgit
- KEYFİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Nitelik
- "Cenap Şehabeddin Bey şiiri nazımdan ayrı bir keyfiyet telakki ediyor." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Durum
- "Böyle bir keyfiyet vukuunda, akıbetiniz mutlaka ölüm olacaktır." (Atilla İlhan)
-
[isim]
Nitelik
- TROTİNET
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir ayakla üzerine binilip öbür ayakla yeri teperek yol alınan ve bir yönetme kolu ile arka arkaya iki tekerleği bulunan çocuk oyuncağı
-
[isim]
Bir ayakla üzerine binilip öbür ayakla yeri teperek yol alınan ve bir yönetme kolu ile arka arkaya iki tekerleği bulunan çocuk oyuncağı
- EBEDİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sonsuzluk
- "Bu iyiliğini ebediyete kadar unutmayacaktı." (Cahit Uçuk)
-
[isim]
Sonsuzluk
- MAHVİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Alçak gönüllülük
-
[isim]
Alçak gönüllülük
- PEKSİMET
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Pişirildikten sonra dilimler hâlinde kesilerek ısı ile kurutulmuş, uzun süre dayanabilen ekmek
- "Yanımızda, ne olur ne olmaz diye alınmış yarım çuval peksimet vardı." (Halide Edip Adıvar)
-
[isim]
Pişirildikten sonra dilimler hâlinde kesilerek ısı ile kurutulmuş, uzun süre dayanabilen ekmek
- ASABİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sinirlilik
-
[isim]
Sinirlilik
- HÜRRİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Özgürlük
- "Kadınlara erkeklerden ziyade hürriyet verilmesi taraftarıyım!" (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Özgürlük
- MUKAYYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Bağlı olan, bağlanmış
- "İstanbul pek havalandı, balolar, danslar... Kıza mukayyet olamayacağız." (Refik Halit Karay)
-
Bir şart veya kayıtla bağlı olan
-
Yazılmış, yazılı, kayıtlı
-
[sıfat]
Bağlı olan, bağlanmış
- MEYMENET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İyi nitelik, uğur, hayır, bereket
-
[isim]
İyi nitelik, uğur, hayır, bereket
- TABİİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir şeye veya bir kimseye bağlı olma, bağımlılık, bağlılık
-
Uyruk
- "Fransız tabiiyetine girivermişler o zaman." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Bir şeye veya bir kimseye bağlı olma, bağımlılık, bağlılık
- ADEMİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yokluk
-
[isim]
Yokluk
- RESMİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Resmîlik
- "Vecihe, aynı soğuk resmiyetle kısa cevaplar verdi." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Resmîlik
- MİLLİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Millete özgü olma veya millî olma durumu, ulusallık
- "Milliyet davası."
-
Bağlı bulunan millet, tabiiyet
- "Bu adamın milliyeti nedir?"
-
[isim]
Millete özgü olma veya millî olma durumu, ulusallık
- MÜRÜVVET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri vb. olaylardan duyulan mutluluk, sevinç
- "Ne kaldı şurada alnımızın akıyla ilk torunumun mürüvvetini görmeye?" (Adalet Ağaoğlu)
-
Cömertlik
-
Yiğitlik, mertlik
-
[isim]
Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri vb. olaylardan duyulan mutluluk, sevinç
- MERHAMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma
- "Ömrümde hiç kimseye bu kadar saf ve derin merhamet duymamıştım." (Peyami Safa)
-
[isim]
Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma