Sonunda et olan 7 harfli 174 kelime var. ET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde et olan kelimeler listesine ya da başında et olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

E T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

ET, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HAREKET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon
    • "Ne vakit hareket edeceğiz, Kenan? Yarın mı?" (Ömer Seyfettin)
    • "... saldırma için lazım gelen strateji planını tespit ederler ve ona göre harekete geçerlerdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
    • "Her hareketi kamera önünde rol yapıyormuşçasına hesaplı." (Refik Halit Karay)
  3. Davranış, tutum
    • "Sakin, dürüst, kıyafeti ve hareketleriyle hiçbir ayrılık göstermeyen bir adamdır." (Halide Edip Adıvar)
    • "İnsan bu kadar ölçülü hareket eder mi, edemez mi?." (Halide Edip Adıvar)
  4. Yola çıkma
    • "Hareketimiz iki gün ertelendi."
  5. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılan ilerlemeler, akım
    • "Türkçülük hareketi. Dilde özleşme hareketi."
  6. Deprem
    • "Ben, diyor, hareket olurken Eminönü'nde idim." (Memduh Şevket Esendal)
  7. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri
    • "Hareket cetveli. Hareket memuru."
  8. Devinim
  9. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi
  10. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi

HEZİMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yenilgi

RİVAYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Söylenti
    • "O, yanıma oturarak kara haberlerden, kötü rivayetlerden bahsetti." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Son nefesini vermeden önce, biraz daha ışık, diye söylendiği rivayet edilir." (Haldun Taner)
  2. Bir olay, bir haber veya sözü nakletme
    • "Rivayete göre, iğrenç, akla gelmez uğursuzluklar işlemişler." (Refik Halit Karay)

NEZAHET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Temizlik, ahlak temizliği

SUHUNET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sıcaklık

BEDAHET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Besbelli, apaçık olma durumu
  2. Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği

MAZERET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kendini veya başka birini özürlü göstermek için ileri sürülen sebep, özür, bahane
    • "Kabahatime mazeret, haklı sebep aramıyorum." (Aka Gündüz)
    • "Kendini gösterdiğine pişman olmuş gibi görünüyor, bir mazeret bulmaya çalışıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bir şeyden kurtulmak veya kaçınmak için ileri sürülen gerekçe, bahane

PARAPET

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Küpeşte

BEGAYET

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [zarf] Son derece, pek çok, aşırı
    • "Kızım, evladım, sana söyleyeceğim sözler begayet mühim, begayet naziktir." (Reşat Nuri Güntekin)

SİRAYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hastalık başkalarına geçme, bulaşma
    • "Yapılan muayene neticesinde, hastalığın kimseye sirayetine meydan verilmeyecektir." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Yazın korkunç sıtması, gökyüzüne ve gökyüzünün yıldızlarına kadar sirayet eden bu küçük kasabayı terke hazırlanıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Yayılma, dağılma
    • "Vehbi'nin bu şüphesi büyüklere sirayete başladı, çocuk bu fırtınada başka köye gitmiş olamaz." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Bu dedikodular bizim eve bile sirayet etti." (Aka Gündüz)

MEHABET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Büyük ve saygıdeğer kimselere duyulan saygı
  2. Büyüklük, ululuk, yücelik
    • "Dağlar ufkunda mehabet ova ufkunda huzur." (Yahya Kemal Beyatlı)

BASİRET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Doğru görüş, uzağı görüş, seziş, uyanıklık, anlayış, kavrayış, dikkat, sağgörü, önsezi
    • "Kanal'ı müdafaa edenler, yüz millik cephe üzerinde çok basiretle vazife görmeye mecbur idiler." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Bazen en mahir canilerin bile böyle mühim nisyanlarda bulunacak kadar basiretleri bağlanır." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

TRAMPET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İki değnek ile çalınan küçük davul

KANALET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Küçük kanal

CESAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Büyüklük, irilik
    • "Dağdan baktığınızda her biri beş altı fil cesametinde." (Reşat Nuri Güntekin)

İRSİYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kalıtım

FEHAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Büyüklük, ululuk
  2. Değer

MÜEBBET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Sonu olmayan
  2. Yaşadıkça süren, ömür boyunca olan
    • "Müebbet sürgün cezası."

REKAKET
...
REKABET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme, yarışma, yarış
    • "Bu seferki kovuluşun sebebi meslek rekabeti değil, meslek ahlakı idi." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Herkesin size delilik isnat etmekte birbirleriyle âdeta rekabet etmeleri kaidedir." (Abdülhak Şinasi Hisar)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü