Sonunda et olan 7 harfli 174 kelime var. ET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde et olan kelimeler listesine ya da başında et olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

E T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

ET, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KEHANET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir olayın gerçekleşeceğini önceden bilme, kâhinlik, ön deyi, prediksiyon
    • "Bunu belirtirken bir kehanette bulunmuş olmuyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

MERİYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yürürlük

CİNAYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Adam öldürme
    • "Cinayetlerin ve intiharların sebebi kudret ve imkân arasındaki dengesizliktir." (Refik Halit Karay)
    • "İşgal kuvvetleri şu veya bu şekilde cinayetler işlemişlerdir." (Peyami Safa)
  2. Adam öldürme derecesinde ağır suç

KARABET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yakınlık
  2. Hısımlık

VARİYET

  1. [isim] Varlık, zenginlik

HAMİYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir insanın yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası
    • "İçinde müthiş bir harp taraftarlığı, bir vatanperverlik, bir hamiyet taşıyordu." (Refik Halit Karay)

MAZERET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kendini veya başka birini özürlü göstermek için ileri sürülen sebep, özür, bahane
    • "Kabahatime mazeret, haklı sebep aramıyorum." (Aka Gündüz)
    • "Kendini gösterdiğine pişman olmuş gibi görünüyor, bir mazeret bulmaya çalışıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bir şeyden kurtulmak veya kaçınmak için ileri sürülen gerekçe, bahane

NECASET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Pislik
  2. Dışkı, ters (Il)

HAYALET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan cin, peri, hortlak vb. görüntüler
  2. Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, görüntü
    • "Gözümün önünde durmaksızın geçen bir hayalet var." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Belli belirsiz görülen şey, gölge

FELAKET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela
    • "İnsanların korkması icap eden en büyük felaket, kötü ahlaktır." (Samiha Ayverdi)
  2. [sıfat] Çok kötü
    • "Felaket bir yazı."
  3. [sıfat] Şaşırtıcı, hayrete düşürücü
    • "Bu kız felaket."

GANİMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Savaşta düşmandan zorla ele geçirilen mal
  2. Bir rastlantı sonucu ele geçen kazanç veya imkân
  3. Yağma sonrasında elde kalan mal, çalıntı

SADARET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sadrazamlık

REKAKET
...
UZVİYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Organizma
    • "Dil yaşayan bir uzviyettir." (Burhan Felek)

VELAYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Velilik
  2. Otorite
  3. Yetke

İSKELET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih
  2. Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü
  3. Bir şeyi oluşturan temel çatı
    • "Yanımızdaki genç, yolun ötesinde bir bina iskeleti gösterdi." (Falih Rıfkı Atay)
  4. Bir eserin genel planı
    • "Bir romanın iskeleti."
  5. [sıfat] Çok zayıf
  6. [sıfat] Kuru, çıplak
    • "Yürüdük, yürüdük, yaprakları düşmüş iskelet bir ormanın içine geldik." (Ömer Seyfettin)

MAHARET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İş görmede beceri, uzluk, ustalık
    • "Hâlindeki kırgınlıktan, büyük bir derdi olduğunu anlamış, epeyce bir maharetle ağzını aramıştım." (Reşat Nuri Güntekin)

BEKARET
...
HABASET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kötülük, alçaklık
    • "Senin ne habasetlere kadir olduğunu ben bilirim." (Reşat Nuri Güntekin)

KERAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı durum
    • "Babamın, mucize ve keramet kıssaları olarak bize anlattığı şeyler bu çeşit gülünç ve çocukça masallardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Kerameti kendinden menkul şeyhler gibi bu armağanlar onların eksik olan kabiliyetlerinin bir çeşit icazeti oluyor." (Haldun Taner)
  2. Olağanüstü durum

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü