Sonunda et olan 6 harfli 161 kelime var. ET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde et olan kelimeler listesine ya da başında et olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Et Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ET, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MÜSNET
-
Kelime Kökeni: Arapça müsned
-
[sıfat]
Yüklenmiş olan, dayandırılan, isnat olunan
-
(Hz. Muhammed’in söz ve eylemleri için) Peygamberin arkadaşlarından birinin tanıklığına kadar götürülebilen
-
[edebiyat]
Aruz ölçüsünde kapalı hece
-
[eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız yüklem
-
[sıfat]
Yüklenmiş olan, dayandırılan, isnat olunan
- LEZZET
-
Kelime Kökeni: Arapça leẕẕet
-
[isim]
Ağız yoluyla alınan tat
- "Tekrar odaya dönse bu kaynağın suyunda umduğu lezzeti tekrar bulabilecek miydi?"
-
[mecaz]
Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk
- "Ona da dinlenmek gibi bir lezzet yetişir."
-
[isim]
Ağız yoluyla alınan tat
- HİDDET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥiddet
-
[isim]
Bakınız öfke
- "Kocaman bir tas içinde su geliyor, sabun, havlu, kurulama deyinceye kadar hiddeti geçiyor sultanın."
-
[isim]
Bakınız öfke
- USULET
-
Kelime Kökeni: Arapça uṣūlet
-
[isim]
Usulüne uygun olma
-
[isim]
Usulüne uygun olma
- KIYMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳiymet
-
[isim]
Bakınız değer
- "Bir özleyiş ve bir korkudan sonra bayrağın kıymetini ne kadar daha başka, ne kadar daha yakından duyuyordum."
-
[isim]
Bakınız değer
- HAZRET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥażret
-
[isim]
Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen ünvan
- "Hazreti Ali. Hazreti Fatma."
-
[mecaz]
Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz
- "Bilen bilir, kolay okunan yazar değildir hazret."
-
[mecaz]
Kullanıldığında bir kişinin küçümsendiğini anlatan bir söz
-
[ünlem]
Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü
- "Hazret! Şu kitabı uzatır mısın?"
-
[isim]
Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen ünvan
- İNAYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿināyet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız lütuf
- "Gayret bizden, inayet Allah'tan."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız lütuf
- KİSPET
-
Kelime Kökeni: Arapça kisvet
-
[isim, spor]
Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon
- "... sıkı sıkıya kilitlenmiş olan bu dolapların içinde hiç kâğıt yoktu. Onun eski spor elbiseleri, kırbaçları, kispetleri ... neyi ve tamburası dururdu."
-
[isim, spor]
Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon
- FETRET
-
Kelime Kökeni: Arapça fetret
-
[isim]
İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre
-
İki padişah arasında padişahsız geçen süre
-
İki olay arasındaki süre
-
Hükûmet gücünün gevşediği bir yerde düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre
-
[din bilimi]
İslam dinine göre Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre
-
[isim]
İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre
- SAFFET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣafvet
- UFUNET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿufūnet
- AHİRET
-
Kelime Kökeni: Arapça āḫiret
-
[isim, din bilimi]
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer; öbür dünya, öteki dünya, ahret
- "Dünyada olmasa bile ahirette mükâfatını görürsün!"
-
[isim, din bilimi]
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer; öbür dünya, öteki dünya, ahret
- İZAFET
-
Kelime Kökeni: Arapça iżāfet
-
[isim, eskimiş, felsefe]
Bakınız bağıntı
-
[isim, eskimiş, felsefe]
Bakınız bağıntı
- RAĞBET
-
Kelime Kökeni: Arapça raġbet
-
[isim]
İstek, arzu, ilgi
-
Beğenme, itibar
- "Fakat memlekette böylelerine rağbet yok."
-
[isim]
İstek, arzu, ilgi
- ADAVET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿadāvet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşmanlık
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşmanlık
- ŞEHVET
-
Kelime Kökeni: Arapça şehvet
-
[isim]
Erkek ve dişinin birbirine karşı duydukları güçlü cinsel istek; kösnü
-
[mecaz]
Aşırı istek
- "Her sabah masamıza yeni bir şehvetle geçtik."
-
[isim]
Erkek ve dişinin birbirine karşı duydukları güçlü cinsel istek; kösnü
- ZİLYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕi'l-yed
-
[isim, hukuk]
Sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimse; eldeci
- "İspat yükünün kimin üzerinde olduğunun bilinmesi için dava konusuna kimin zilyet olduğunun belirlenmesi gerekmektedir."
-
[isim, hukuk]
Sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimse; eldeci
- SEYRET
-
-
beklenmedik bir şey olacağını anlatan bir söz
- "Sen şimdi curcunayı seyret!"
-
beklenmedik bir şey olacağını anlatan bir söz
- İMAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça imāmet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız imamlık
- "Bu zaman zarfında Bedri'yi yetiştiremezsem imamet elden gider, biz açlıktan ölürüz."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız imamlık
- PLAKET
-
Kelime Kökeni: Fransızca plaquette
-
[isim]
Bakınız onurluk
- "Kütüphanenin açılışında beni davet ederek adıma hazırlanmış bir plaketi sundular."
-
Metal, ağaç, cam vb.nden türlü biçimlerde yapılan, duvara veya herhangi bir yere çakılan küçük, alçak kabartma levha
- "Paris Monparnass’ta bizim Yahya Kemal’imizin sıklıkla uğradığı Closerie des Lilas kahvesindeki masalardan birinde onun adını taşıyan plaket çakılıdır."
-
[isim]
Bakınız onurluk