Sonunda et olan 6 harfli 161 kelime var. ET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde et olan kelimeler listesine ya da başında et olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Et Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E T

2 Harfli Kelimeler

ET, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MÜSNET

Kelime Kökeni: Arapça müsned

  1. [sıfat] Yüklenmiş olan, dayandırılan, isnat olunan
  2. (Hz. Muhammed’in söz ve eylemleri için) Peygamberin arkadaşlarından birinin tanıklığına kadar götürülebilen
  3. [edebiyat] Aruz ölçüsünde kapalı hece
  4. [eskimiş, dil bilgisi] Bakınız yüklem
LEZZET

Kelime Kökeni: Arapça leẕẕet

  1. [isim] Ağız yoluyla alınan tat
    • "Tekrar odaya dönse bu kaynağın suyunda umduğu lezzeti tekrar bulabilecek miydi?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [mecaz] Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk
    • "Ona da dinlenmek gibi bir lezzet yetişir." (Ahmet Rasim)
HİDDET

Kelime Kökeni: Arapça ḥiddet

  1. [isim] Bakınız öfke
    • "Kocaman bir tas içinde su geliyor, sabun, havlu, kurulama deyinceye kadar hiddeti geçiyor sultanın." (Necip Fazıl Kısakürek)
USULET

Kelime Kökeni: Arapça uṣūlet

  1. [isim] Usulüne uygun olma
KIYMET

Kelime Kökeni: Arapça ḳiymet

  1. [isim] Bakınız değer
    • "Bir özleyiş ve bir korkudan sonra bayrağın kıymetini ne kadar daha başka, ne kadar daha yakından duyuyordum." (Ruşen Eşref Ünaydın)
HAZRET

Kelime Kökeni: Arapça ḥażret

  1. [isim] Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen ünvan
    • "Hazreti Ali. Hazreti Fatma."
  2. [mecaz] Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz
    • "Bilen bilir, kolay okunan yazar değildir hazret." (Refik Erduran)
  3. [mecaz] Kullanıldığında bir kişinin küçümsendiğini anlatan bir söz
  4. [ünlem] Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü
    • "Hazret! Şu kitabı uzatır mısın?"
İNAYET

Kelime Kökeni: Arapça ʿināyet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız lütuf
    • "Gayret bizden, inayet Allah'tan." (Emine Işınsu)
KİSPET

Kelime Kökeni: Arapça kisvet

  1. [isim, spor] Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon
    • "... sıkı sıkıya kilitlenmiş olan bu dolapların içinde hiç kâğıt yoktu. Onun eski spor elbiseleri, kırbaçları, kispetleri ... neyi ve tamburası dururdu." (Ömer Seyfettin)
FETRET

Kelime Kökeni: Arapça fetret

  1. [isim] İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre
  2. İki padişah arasında padişahsız geçen süre
  3. İki olay arasındaki süre
  4. Hükûmet gücünün gevşediği bir yerde düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre
  5. [din bilimi] İslam dinine göre Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre
SAFFET

Kelime Kökeni: Arapça ṣafvet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız temizlik
    • "Gençlerin tecrübelerle yıpranmamış bir saffet içindeki yüzlerinde yorgunluk duyulmaz." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bakınız saflık
    • "Bir çocuk saffetiyle bu hayalî beşikte sallana sallana uyuyorum." (Orhan Seyfi Orhon)
UFUNET

Kelime Kökeni: Arapça ʿufūnet

  1. [isim, eskimiş] Pis koku
    • "Kokladığım bu havada devrin ufunetini hissediyorum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız irin
  3. Bakınız çürüme
AHİRET

Kelime Kökeni: Arapça āḫiret

  1. [isim, din bilimi] Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer; öbür dünya, öteki dünya, ahret
    • "Dünyada olmasa bile ahirette mükâfatını görürsün!" (Ömer Seyfettin)
İZAFET

Kelime Kökeni: Arapça iżāfet

  1. [isim, eskimiş, felsefe] Bakınız bağıntı
RAĞBET

Kelime Kökeni: Arapça raġbet

  1. [isim] İstek, arzu, ilgi
  2. Beğenme, itibar
    • "Fakat memlekette böylelerine rağbet yok." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
ADAVET

Kelime Kökeni: Arapça ʿadāvet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız düşmanlık
ŞEHVET

Kelime Kökeni: Arapça şehvet

  1. [isim] Erkek ve dişinin birbirine karşı duydukları güçlü cinsel istek; kösnü
  2. [mecaz] Aşırı istek
    • "Her sabah masamıza yeni bir şehvetle geçtik." (Haldun Taner)
ZİLYET

Kelime Kökeni: Arapça ẕi'l-yed

  1. [isim, hukuk] Sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimse; eldeci
    • "İspat yükünün kimin üzerinde olduğunun bilinmesi için dava konusuna kimin zilyet olduğunun belirlenmesi gerekmektedir." (Abdullah Demir)
SEYRET

  1. beklenmedik bir şey olacağını anlatan bir söz
    • "Sen şimdi curcunayı seyret!"
İMAMET

Kelime Kökeni: Arapça imāmet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız imamlık
    • "Bu zaman zarfında Bedri'yi yetiştiremezsem imamet elden gider, biz açlıktan ölürüz." (Reşat Nuri Güntekin)
PLAKET

Kelime Kökeni: Fransızca plaquette

  1. [isim] Bakınız onurluk
    • "Kütüphanenin açılışında beni davet ederek adıma hazırlanmış bir plaketi sundular." (Mehmet Serhan Tayşi)
  2. Metal, ağaç, cam vb.nden türlü biçimlerde yapılan, duvara veya herhangi bir yere çakılan küçük, alçak kabartma levha
    • "Paris Monparnass’ta bizim Yahya Kemal’imizin sıklıkla uğradığı Closerie des Lilas kahvesindeki masalardan birinde onun adını taşıyan plaket çakılıdır." (Güney Özkılınç)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü