Sonunda et olan 5 harfli 93 kelime var. ET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde et olan kelimeler listesine ya da başında et olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

E T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

ET, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SOKET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kısa çorap

LİRET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İtalyan para birimi

SENET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir kimsenin yapmaya veya ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmî kâğıt, belgit
    • "Bu zarflar hisse senedi dolu idi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Dayanılan veya dayanılacak olan şey

ANKET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Herhangi bir konuyla ilgili durum ve tutumu belirlemek için düzenlenmiş ayrıntılı ve kapsamlı soru dizisi, sormaca, soruşturma

İBRET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kötü bir olaydan alınması gereken ders, uyarıcı sonuç
    • "Gören göze ibret vardır her şeyde." (Âşık Veysel)
    • "Azizim, korkarım ki günün birinde bizi tamamıyla mahvedecek şey de bu olmasın; karşımızdakilerden biraz ibret almalıyız, efendim." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Bırak günah işleyen cezasını çeksin, görene ibret olsun!" (Necati Cumalı)
  2. [sıfat] Çirkin, kötü, acayip

İSMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ahlak kurallarına bağlı kalma durumu, sililik
  2. Dürüstlük, temizlik
    • "Çocukluğunun ismet ve samimiliğine dayanan bu hatırayı eskisi gibi benliğinin bir köşesinde uykuya yatırmıştı." (Osman Cemal Kaygılı)

ELBET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Elbette
    • "Elbet bir başkasının yatağı başında gene bir araya geliriz." (Reşat Nuri Güntekin)

HEYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kurul
    • "Heyetin oturduğu büyük odanın her tarafına Uşak halıları örtmüşlerdi." (Halide Edip Adıvar)
  2. Astronomi
  3. Biçim, kılık, dış görünüş

ESTET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sanatsal ürünler arasında güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi

PİPET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sıvıları, solukla içine çekip kaptan kaba aktarmaya yarayan cam boru
  2. Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, plastik boru, kamış

BUKET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Çiçek demeti

ŞAYET

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [bağlaç] Eğer
    • "Bu parayı şayet sen ben vermezsek veren, başkaları olacak." (Ercüment Ekrem Talu)

LÜNET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Gözlük camı, gözlük
    • "Gözümde ince yeşil tek lünetle sertaser." (Ahmet Rasim)

BAGET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk
  2. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş
  3. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek
  4. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm

DENET

  1. [isim] Denetleme işi, teftiş
  2. Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi

BALET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bale yapan erkek sanatçı

PAKET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İçinde bir veya birçok şey bulunan, kâğıda sarılarak veya kutuya konularak bağlanmış, elde taşınacak büyüklükte nesne
    • "Yemek paketini, raflarda yer bulamadığı için masa üstüne koydu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [sıfat] Kâğıda sarılarak veya bir kutuya konularak satışa hazır duruma getirilmiş, belli bir miktarda olan (yiyecek, ilaç vb.)
    • "Bir paket çikolata. Üç paket makarna."
  3. [sıfat] Dolu (toplu taşım aracı)

UZLET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Toplum yaşayışından kaçıp tek başına yaşama
    • "Ülfet belalı şey fakat uzlet sıkıntılı / Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı." (Yahya Kemal Beyatlı)

PAYET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Giysi vb. işlemek için kullanılan küçük, pırıltılı pul

LANET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Tanrı'nın sevgi ve ilgisinden yoksun olma, beddua
    • "Başıma yağan bu ana laneti beni ürpertiyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Bu nesil öyle zamanlar geçirdi ki doğduğuna lanet etti." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Hele sevgilisinin de hastalandığı bu korkunç haftalarda, fabrikanın cinayetlerine ne kadar lanet okuyor, biraz da kendisi vasıta olduğundan dolayı ne derece ıstırap çekiyordu." (Refik Halit Karay)
    • "Bir sabah lanet olsun dedim, yaptığım iyilik gözüne dizine dursun!" (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [sıfat] Ters, berbat, çok kötü
    • "Lanet filozofum diyerek ortaya çıkıp Allah'a ve kullara karşı hezeyan eden tımarhanelik herifler!" (Ömer Seyfettin)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü