Sonunda er olan 5 harfli 92 kelime var. ER ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde er olan kelimeler listesine ya da başında er olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Er Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ER, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇEKER
-
-
[isim]
Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı
-
[isim]
Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı
- ASKER
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿasker
-
[isim]
Orduda görev yapan erden generale kadar herkes; leşker
- "Adına ve şimdi gördüğüm şahsiyetine zaten hayran olduğum büyük askerin bu alakası beni heyecana düşürmüştü."
-
Askerlik görevi veya ödevi
- "Askerden dönmek."
-
Ordunun er sınıfından olan kimse; çeri (I)
- "Dışarıda kolları kırmızı beyaz işaretli askerlerin taşıdığı boş sedyeler süratle uzaklaşıyor."
-
[sıfat, mecaz]
Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli (kimse)
- "Asker adam."
-
[sıfat, mecaz]
Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan
- "Asker millet."
-
[isim]
Orduda görev yapan erden generale kadar herkes; leşker
- MAŞER
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿşer
-
[isim, eskimiş, toplum bilimi]
İnsan topluluğu, toplum
-
[isim, eskimiş, toplum bilimi]
İnsan topluluğu, toplum
- SETER
-
Kelime Kökeni: İngilizce setter
-
[isim, hayvan bilimi]
Uzun tüylü İngiliz av köpeği
-
[isim, hayvan bilimi]
Uzun tüylü İngiliz av köpeği
- SÜMER
-
-
[isim]
Mezopotamya'da yaşamış bir ulus ve bu ulustan olan kimse
-
[isim]
Mezopotamya'da yaşamış bir ulus ve bu ulustan olan kimse
- GİDER
-
-
[isim]
Bir iş için harcanan paranın bütünü; masraf
- "Böylece temizleyici giderlerinden tasarruf ettiklerini sanırım."
-
Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı
-
[ekonomi]
Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar
- "Giderleri karşılayabilecek gelir sağlanamamakta ve maaşlar ödenememektedir."
-
[isim]
Bir iş için harcanan paranın bütünü; masraf
- LİDER
-
Kelime Kökeni: Fransızca leader
-
[isim]
Bakınız önder
- "İhtilal partisinin liderini yakından ilk defa tanıyacaktım."
-
Bir partinin veya bir kuruluşun en üst düzeyde yönetimiyle görevli kimse; reis
- "Politika kargaşalarına gömülmüş liderler, ufukta bekleyen tehlikeyi göremiyorlardı."
-
[spor]
Bir yarışmada başta bulunan takım veya yarışmacı
-
[isim]
Bakınız önder
- ÜLKER
-
-
[isim, gök bilimi]
Boğa takımyıldızı sınırları içinde bulunan, yedi parlak yıldız ve etrafındaki gaz katmanı ile güzel görünüm veren yıldız kümesi; Yedikızkardeş, Süreyya, Peren, Pervin
-
[isim, gök bilimi]
Boğa takımyıldızı sınırları içinde bulunan, yedi parlak yıldız ve etrafındaki gaz katmanı ile güzel görünüm veren yıldız kümesi; Yedikızkardeş, Süreyya, Peren, Pervin
- LÜVER
-
Kelime Kökeni: Fransızca revolver
-
[isim]
Bakınız altıpatlar
- "Bu oğlan, Çerçi’nin boz danasını sürmüş, ayrıca sandığını yarıp bir lüver, şu kadar da para aşırmış."
-
[isim]
Bakınız altıpatlar
- BİBER
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Patlıcangillerden, ana vatanı Meksika, Orta ve Güney Amerika olan, bir yıllık, otsu bir bitki (Capsicum annuum)
- "Türk biberi, Hint biberi, Macar biberi."
-
Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen, dolmalık, sivri, çarliston vb. türleri olan ürünü
-
Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü
-
[isim, bitki bilimi]
Patlıcangillerden, ana vatanı Meksika, Orta ve Güney Amerika olan, bir yıllık, otsu bir bitki (Capsicum annuum)
- FİBER
-
Kelime Kökeni: Fransızca fiber
-
[isim]
Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılmış mukavva veya tahta
-
[isim]
Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılmış mukavva veya tahta
- KADER
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳader
-
[isim]
Bakınız yazgı
- "Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor / Lakin vatandan ayrılışın ızdırabı zor"
-
[mecaz]
Genellikle kaçınılmaz kötü talih
- "Esen rüzgâr siliyor alnımdan kaderimi / Okşuyor saçlarımı, yüzümü, ellerimi"
-
[isim]
Bakınız yazgı
- PEDER
-
Kelime Kökeni: Farsça peder
- HABER
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫaber
-
[isim]
Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi; çav (I), selen
- "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."
-
İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi
- "Herkes sofraya oturmuş, bir yandan çorbalarını kaşıklayıp bir yandan da haberleri seyrediyordu."
-
Bakınız bilgi
- "... bir şeyden haberi yok? Bu işleri kendi gönlüyle yapmıyor. Boş sözlere de kandığı yok."
-
[eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız yüklem
-
[isim]
Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi; çav (I), selen
- LİGER
-
Kelime Kökeni: İngilizce liger
-
[isim]
Erkek aslanla dişi kaplanın çiftleşmesinden doğan yavru
-
[isim]
Erkek aslanla dişi kaplanın çiftleşmesinden doğan yavru
- AMPER
-
Kelime Kökeni: (Fransız fizikçi André-Marie Ampère özel adından)
-
[isim, fizik]
Elektrik akımında şiddet birimi
-
[isim, fizik]
Elektrik akımında şiddet birimi
- SEVER
-
-
[sıfat]
Seven (kimse)
-
[sıfat]
Seven (kimse)
- YAVER
-
Kelime Kökeni: Farsça yāver
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yardımcı
-
[askerlik]
Bakınız emir subayı
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yardımcı
- FUJER
-
Kelime Kökeni: Fransızca fougère
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız eğrelti otu
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız eğrelti otu
- YETER
-
-
[sıfat]
İhtiyacı karşılayacak kadar, yetecek ölçüde olan; kâfi
-
[ünlem]
“Kâfi, yetişir, yeterli” anlamlarında bir söz
-
[sıfat]
İhtiyacı karşılayacak kadar, yetecek ölçüde olan; kâfi