Sonunda enk olan 23 kelime var. ENK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde enk olan kelimeler listesine ya da başında enk olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

ORNİTORENK

9 Harfli Kelimeler

MÜHRESENK, MÜRDESENK, RENGARENK, ŞEKERRENK

8 Harfli Kelimeler

FELEMENK, PELESENK, PEZEVENK

7 Harfli Kelimeler

NARDENK, PERSENK, PÖHRENK

6 Harfli Kelimeler

ÇELENK, FİLENK, HEVENK, KEPENK, MİHENK, PELENK

5 Harfli Kelimeler

AHENK, FRENK

4 Harfli Kelimeler

CENK, ÇENK, DENK, RENK


Kelime bulma makinesi

E K N Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

EK, EN, KE, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ORNİTORENK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Gagalı memeli

MÜRDESENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Doğal kurşun oksit (PbO)

RENGARENK
...
MÜHRESENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Balgam taşı
  2. Süsleme nakışlarını ve yaldızları mührelemekte kullanılan araç

ŞEKERRENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Sarıya çalan renk
  2. [sıfat] Bu renkte olan
  3. İki kişi arasında dostluk ilişkilerinin bozuk olması
    • "Vergi kâtibi ile de araları şekerrenk olmuştu." (Ercüment Ekrem Talu)

FELEMENK
...
PEZEVENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Gizli ve yasal olmayan cinsel ilişki öncesinde aracılık eden kimse, dümbük, godoş, muhabbet tellalı, kavat, astik, dasnik
  2. [ünlem] Bu anlamda kullanılan sövgü sözü

PELESENK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Türlü bitkilerden çıkarılan kokulu bir reçine
  2. Pelesenk ağacından elde edilen değerli kereste

PERSENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Pelesenk

PÖHRENK

Kelime Kökeni : Ermenice

  1. [isim] Künk

NARDENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Nar, erik, kızılcık vb. yemişlerden yapılan pekmez

KEPENK

  1. [isim] İş yeri, pencere, kapı vb. yerleri kapamak için kullanılan, türlü biçimlerde sac levha, demir veya tahta kanat
    • "Akşamüstü, bütün kepenkler indikten sonra sokağa çıktık." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Belediye çavuşu çarşıyı ve arastaları dolaşmış, esnafa kepenk kapattırmıştır." (Tarık Buğra)

HEVENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Bir ipe, bir çubuğa geçirilmiş, dizilmiş veya birbirine bağlanmış yaş meyve ve sebze bağı
    • "Tavanda hevenk hevenk üzümler, elmalar, armutlar, ayvalar sarkıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)

FİLENK

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Ağır cisimleri bir yerden bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç

PELENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Pars

ÇELENK

  1. [isim] Çiçek, dal ve yapraklarla yapılmış halka
    • "Uçaktaki elli iki delegenin boyunlarına genç kızlar çelenk geçirdiler." (Haldun Taner)
  2. Kadınların başlarına taktıkları mücevher veya madenden yapılmış sorguç

MİHENK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Denek taşı
  2. Birinin değerini, ahlakını anlamaya yarayan ölçüt

FRENK
...
AHENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Uyum
    • "Sesi alaylı bir ahenkle kadının kulaklarına çarptı." (Mithat Cemal Kuntay)
    • "Türk diline en asil ahengini veren sanatkârı düşüneceğiz." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. Anlaşma, uyuşma (II)
    • "Biz bu işin içine girmeyelim. Ahengi bozarız." (Haldun Taner)
  3. Çalgılı eğlence
    • "Bütün komşular o gece gürültüden, ahenkten uyuyamamışlar." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

RENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum
    • "Birisi sütsüz çikolata renginde, uzun boylu, geniş omuzlu, Amerikan boksörlerine benziyordu." (Aka Gündüz)
    • "Sarı yanaklarına hafif bir renk geldi." (Ömer Seyfettin)
    • "Fakat Hacı İlhami Efendi ile kızını en çok çekemeyenler bile onların vakur bir vaziyet aldıklarını, her ne olursa olsun, ele güne renk vermediklerini itirafa mecbur oldular." (Halide Edip Adıvar)
    • "Rengi uçmuş kenarları yenmiş ... bir fotoğrafı var." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Nitelik
    • "İşin rengi değişti."
    • "O bunu dostuna duyduğu hayranlığa yeni bir renk katmak sevinci ile yapıyordu." (Haldun Taner)
    • "Kadınlar da bu defa Tevfik'i dükkânın kapısında yakaladılar, aynı şeyi ona açtılar, Tevfik'in rengi uçtu, dudakları titredi." (Halide Edip Adıvar)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü