Sonunda elemek olan 9 harfli 52 kelime var. ELEMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde elemek olan kelimeler listesine ya da başında elemek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E E E K L M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
6 Harfli Kelimeler
EKLEME, ELEMEK, KELEME, MELEKE
5 Harfli Kelimeler
EKLEM, ELEME, ELMEK, KELEM, MELEK
4 Harfli Kelimeler
EKME, ELEK, ELEM, EMEK, EMEL, KELE, KEME, LEKE, MEKE
3 Harfli Kelimeler
EKE, ELK, KEL, KEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EL, EM, KE, LE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YİNELEMEK
-
-
[-i]
Bir işi bir kez daha yapmak, tekrar etmek
- "Loş alanda gidiyor, geliyor, yineliyordu rolünün bütün sözlerini." (Necati Cumalı)
-
[-i]
Bir işi bir kez daha yapmak, tekrar etmek
- İNCELEMEK
-
-
[-i]
Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek
- "Ne kitap okur ne de başkalarının düşüncesini inceler." (Salâh Birsel)
-
[-i]
Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek
- DEŞELEMEK
-
-
[-i]
Güçlü bir biçimde deşmek, karıştırmak
- "Yaban domuzları tarlayı deşelemişler."
-
Araştırmak
- "Bu biraz da ihtiyarı deşelemek, o profesör hakkında bildiklerini söyletmek içindi." (Tarık Buğra)
-
[-i]
Güçlü bir biçimde deşmek, karıştırmak
- İRDELEMEK
-
-
[-i]
Bir konunun incelenmesi ve eleştirilmesi gereken bütün yönlerini birer birer incelemek, araştırmak, tetkik ve tetebbu etmek, mütalaa etmek
- "Tanpınar sanki gördüğü, irdelediği konuları, sorunları bize bir an önce iletmek istiyor." (Selim İleri)
-
[-i]
Bir konunun incelenmesi ve eleştirilmesi gereken bütün yönlerini birer birer incelemek, araştırmak, tetkik ve tetebbu etmek, mütalaa etmek
- NİCELEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi sayı, ölçü vb. ile bildirmek
-
Bir terime, tek veya çok oluşuna göre bir nicelik yüklemek
-
[-i]
Bir şeyi sayı, ölçü vb. ile bildirmek
- ÇEKELEMEK
-
-
[-i]
Tekrar tekrar çekmek
- "Deniz yakasından yakalamış, parmaklarını geçirmiş iki yakasına, çekeliyor." (Zeyyat Selimoğlu)
-
[-i]
Tekrar tekrar çekmek
- KAŞELEMEK
-
-
[-i]
Resmî bir belgeyi kaşe ile damgalamak, mühürlemek
-
[-i]
Resmî bir belgeyi kaşe ile damgalamak, mühürlemek
- MİNELEMEK
-
-
[-i]
Mine ile süslemek
-
[-i]
Mine ile süslemek
- ÖKSELEMEK
-
-
[-i]
Ökse ile yakalamak
-
[-i]
Ökse ile yakalamak
- PEÇELEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi örtmek
- "Nasıl bir dirhem et bin ayıbı örterse bir kese akçe ondan da fazlasını peçeler." (Burhan Felek)
-
Gizlemek
-
Uzaktan seçilmesin diye bir şeyin üzerine ağaç dalı, çalı vb. şeyler örtmek, alalamak, kamufle etmek
-
[-i]
Bir şeyi örtmek
- KÜRELEMEK
-
-
[-i]
Kürekle atıp temizlemek
-
[-i]
Kürekle atıp temizlemek
- SOTELEMEK
- ...
- HECELEMEK
-
-
[-i]
Bir kelimenin hecelerini teker teker söylemek
-
[nsz]
Bir kelimeyi ilk bakışta okuyamayıp heceleri teker teker okumak
- "Kendisine eski bir alfabe kitabı bulmuş, ara sıra heceliyor..." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[-i]
Bir kelimenin hecelerini teker teker söylemek
- KARELEMEK
-
-
[-i]
Karelere ayırmak
-
Bir resmi büyütme veya küçültme işleminden sonra asıl örneğin oranlarını kopyasında da elde etmek için bir resmi eşit sayıda karelere ayırmak
-
[-i]
Karelere ayırmak
- TAZELEMEK
-
-
[-i]
Yenisiyle veya tazesiyle değiştirmek
- "Barmenle yardımcısı boşalan kadehleri tazeliyorlardı." (Çetin Altan)
-
Bazı yiyecekleri, bayatlamışken kaynatıp taze duruma getirmek
-
[nsz]
Bir işi bir daha yapmak, tekrarlamak
- "Hoca bir kere daha tazeleyince harıl harıl yazmaya koyuldu." (Haldun Taner)
-
[nsz]
Bozulduğu düşünülen bir bağ veya inancı yeniden oluşturmak
- "İmam Efendi abdest tazeleyecekmiş dediler." (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Unutulmuş bir duygu veya bir düşünceyi yeniden canlandırmak
- "Rica ederim, bu bahisleri açıp da dert tazeleme!" (Refik Halit Karay)
-
[-i]
Yenisiyle veya tazesiyle değiştirmek
- ŞİŞELEMEK
-
-
[-i]
Şişeye doldurmak
-
[-i]
Şişeye doldurmak
- ÖRSELEMEK
-
-
[-i]
Yıpratmak, eskitmek, hırpalamak, zedelemek
- "Rüzgâr çiçekleri örseledi."
-
Gücünü azaltmak, canlılığını gidermek, sarsmak
- "Naciye Hanım, kalkık kaşlarıyla başını sallayarak meclisin sükûtunu örseledi." (Peyami Safa)
-
[-i]
Yıpratmak, eskitmek, hırpalamak, zedelemek
- SEPELEMEK
-
-
[nsz]
Kısa süreler içinde ve serpinti hâlinde yağmak, dökülmek, serpelemek
-
[nsz]
Kısa süreler içinde ve serpinti hâlinde yağmak, dökülmek, serpelemek
- KESELEMEK
-
-
[-i]
Kir çıkarmak için vücudu kese ile ovmak
-
[-i]
Kir çıkarmak için vücudu kese ile ovmak
- TANELEMEK
-
-
[-i]
Tanelerini ayırmak
- "Narı tanelemek."
-
[-i]
Tanelerini ayırmak