Sonunda ek olan 7 harfli 182 kelime var. EK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ek olan kelimeler listesine ya da başında ek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K

2 Harfli Kelimeler

EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İLENMEK

  1. [-e] Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek; beddua etmek, kargımak, kargışlamak, intizar etmek
ÖDEŞMEK

  1. [nesnesiz, -le] Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak
  2. Karşılık olarak benzer iş, hareket yapıp veya bir şey verip borçlu kalmamak
    • "İçinden, yarın paydosu biraz erken çalar, ödeşiriz diye düşündü." (Haldun Taner)
GİDEREK

  1. [zarf] Bakınız gittikçe
    • "Ödül, yarıştırma kurumlarını giderek ellerinde topluyorlar." (Adalet Ağaoğlu)
ÜŞÜŞMEK

  1. [-e] Her yandan çokça bir araya gelmek, toplanmak, birikmek; üşmek
    • "Herifin etrafına daha trenden inerken üşüştük." (Nâzım Hikmet)
İLİŞMEK

  1. [-e] Bir şeye hafifçe dokunmak
    • "Elim çiçeklere ilişti, vazo devrildi."
  2. Elini sürmek, dokunmak
    • "Bir sancılı yerine dokunmuşum gibi ızdırapla 'bırak, ilişme' diye inledi." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Bir şeyin kenarına kısa bir süre için oturmak; büzüşmek
    • "Sonra gene usulca hastanın karyolasına yandan ilişerek oturdu." (Necati Cumalı)
  4. Karışmak, rahat vermemek, müdahale etmek
    • "Sanat edebiyat açısından, derginin politikasıyla tam uyuşmasa da burada tek satırıma ilişmediler." (Adalet Ağaoğlu)
  5. [mecaz] Değinmek, sözünü etmek
    • "O konuya hiç ilişmedik."
  6. [ağızlardan] Şaka etmek
KEPENEK

  1. [isim] Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük; aba (II)
    • "Bu acayip meskeninde yaz kış kalın kepeneğe sarılmış otururdu." (Memduh Şevket Esendal)
EDİNMEK

  1. [nesnesiz] Kendini bir şeye sahip kılmak, bir şeyi elde etmek; iktisap etmek
    • "Başlangıçta ücretini düşük tutup el mahareti edindi." (İhsan Oktay Anar)
GELECEK

  1. [isim] Daha gelmemiş, yaşanacak zaman; istikbal, ati
    • "Bir eser bırakmadan geleceğe yadigâr / Bırakmışım kime ne, bırakmasam ne zarar" (Enis Behiç Koryürek)
  2. [sıfat] Zaman bakımından ileride olması, gerçekleşmesi beklenen; müstakbel
    • "Gelecek asırları tarihe bırakalım /Biz şimdi haritadan geçmişlere bakalım" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
PEÇENEK

  1. [isim] VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
ÖNERMEK

  1. [-i] Tavsiye etmek
  2. Bir sorunu çözmek üzere bir şey öne sürmek; teklif etmek
    • "Şimdilik, bu amaçla özel bir komisyonun hazırlığı niteliğinde bir kurul oluşturulmasını öneriyorum." (Nâzım Hikmet)
GEÇENEK

  1. [isim] Bakınız koridor
EZİLMEK

  1. [nesnesiz] Ezme işine konu olmak
    • "Altın tas içinde kınam ezildi / Gümüş tarak ile zülfüm düzüldü" (Halk türküsü)
ÜŞÜTMEK

  1. [-i] Üşümesine sebep olmak
    • "Havanın üşütecek kadar serin olmasına göre sabah yakın." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [nesnesiz] Üşüyüp hasta olmak; soğuk almak
  3. [nesnesiz, argo] Delirmek, aklını yitirmek
İTİLMEK

  1. [-e] İtme işi yapılmak
    • "Aniden hızla itildi kapı, şöyle bir sarsıldı çıngırak." (Elif Şafak)
ÖRÜLMEK

  1. [nesnesiz] Örme işi yapılmak
    • "Haftalık magazinlerin ağız sakızı ettiği konulardan ne ararsanız onlarla örülmüştür konuşmaları." (Necati Cumalı)
SERPMEK

  1. [-i] Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek
  2. Belli bir yere dağılacak biçimde dökmek; ekmek (II)
    • "Buzlarını atıp karabiberlerini serptikten sonra kadehleri iyice karıştırdım." (Necati Cumalı)
  3. [nesnesiz] Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak; serpiştirmek
    • "Yağmur serpiyor. Kar serpiyor."
  4. [mecaz] Vermek, saçmak
İNİLMEK

  1. [nesnesiz] İnme işi yapılmak
    • "İstanbul'a vapurla, parayla inilir." (Sait Faik Abasıyanık)
İTİŞMEK

  1. [nesnesiz, -le] Birbirini itmek
  2. Birbirini iterek şakalaşmak
  3. [mecaz] Bakınız çekişmek
    • "Bana yardımcı olmaya çalışan bu adamla itişmekten vazgeçiyorum." (Ayşe Kulin)
EŞLEMEK

  1. [-i] Benzer iki şeyi bir araya getirmek
  2. [sinema, televizyon] Ses ile görüntü arasında gerekli bağı sağlamak
TÜLEMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Kuş veya kümes hayvanları tüylerini değiştirmek
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü