Sonunda ek olan 7 harfli 182 kelime var. EK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ek olan kelimeler listesine ya da başında ek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K
2 Harfli Kelimeler
EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İLENMEK
-
-
[-e]
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek; beddua etmek, kargımak, kargışlamak, intizar etmek
-
[-e]
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek; beddua etmek, kargımak, kargışlamak, intizar etmek
- ÖDEŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak
-
Karşılık olarak benzer iş, hareket yapıp veya bir şey verip borçlu kalmamak
- "İçinden, yarın paydosu biraz erken çalar, ödeşiriz diye düşündü."
-
[nesnesiz, -le]
Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak
- GİDEREK
-
-
[zarf]
Bakınız gittikçe
- "Ödül, yarıştırma kurumlarını giderek ellerinde topluyorlar."
-
[zarf]
Bakınız gittikçe
- ÜŞÜŞMEK
-
-
[-e]
Her yandan çokça bir araya gelmek, toplanmak, birikmek; üşmek
- "Herifin etrafına daha trenden inerken üşüştük."
-
[-e]
Her yandan çokça bir araya gelmek, toplanmak, birikmek; üşmek
- İLİŞMEK
-
-
[-e]
Bir şeye hafifçe dokunmak
- "Elim çiçeklere ilişti, vazo devrildi."
-
Elini sürmek, dokunmak
- "Bir sancılı yerine dokunmuşum gibi ızdırapla 'bırak, ilişme' diye inledi."
-
Bir şeyin kenarına kısa bir süre için oturmak; büzüşmek
- "Sonra gene usulca hastanın karyolasına yandan ilişerek oturdu."
-
Karışmak, rahat vermemek, müdahale etmek
- "Sanat edebiyat açısından, derginin politikasıyla tam uyuşmasa da burada tek satırıma ilişmediler."
-
[mecaz]
Değinmek, sözünü etmek
- "O konuya hiç ilişmedik."
-
[ağızlardan]
Şaka etmek
-
[-e]
Bir şeye hafifçe dokunmak
- KEPENEK
-
-
[isim]
Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük; aba (II)
- "Bu acayip meskeninde yaz kış kalın kepeneğe sarılmış otururdu."
-
[isim]
Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük; aba (II)
- EDİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Kendini bir şeye sahip kılmak, bir şeyi elde etmek; iktisap etmek
- "Başlangıçta ücretini düşük tutup el mahareti edindi."
-
[nesnesiz]
Kendini bir şeye sahip kılmak, bir şeyi elde etmek; iktisap etmek
- GELECEK
-
-
[isim]
Daha gelmemiş, yaşanacak zaman; istikbal, ati
- "Bir eser bırakmadan geleceğe yadigâr / Bırakmışım kime ne, bırakmasam ne zarar"
-
[sıfat]
Zaman bakımından ileride olması, gerçekleşmesi beklenen; müstakbel
- "Gelecek asırları tarihe bırakalım /Biz şimdi haritadan geçmişlere bakalım"
-
[isim]
Daha gelmemiş, yaşanacak zaman; istikbal, ati
- PEÇENEK
-
-
[isim]
VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
- ÖNERMEK
-
-
[-i]
Tavsiye etmek
-
Bir sorunu çözmek üzere bir şey öne sürmek; teklif etmek
- "Şimdilik, bu amaçla özel bir komisyonun hazırlığı niteliğinde bir kurul oluşturulmasını öneriyorum."
-
[-i]
Tavsiye etmek
- GEÇENEK
-
-
[isim]
Bakınız koridor
-
[isim]
Bakınız koridor
- EZİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Ezme işine konu olmak
- "Altın tas içinde kınam ezildi / Gümüş tarak ile zülfüm düzüldü"
-
[nesnesiz]
Ezme işine konu olmak
- ÜŞÜTMEK
-
-
[-i]
Üşümesine sebep olmak
- "Havanın üşütecek kadar serin olmasına göre sabah yakın."
-
[nesnesiz]
Üşüyüp hasta olmak; soğuk almak
-
[nesnesiz, argo]
Delirmek, aklını yitirmek
-
[-i]
Üşümesine sebep olmak
- İTİLMEK
-
-
[-e]
İtme işi yapılmak
- "Aniden hızla itildi kapı, şöyle bir sarsıldı çıngırak."
-
[-e]
İtme işi yapılmak
- ÖRÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Örme işi yapılmak
- "Haftalık magazinlerin ağız sakızı ettiği konulardan ne ararsanız onlarla örülmüştür konuşmaları."
-
[nesnesiz]
Örme işi yapılmak
- SERPMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek
-
Belli bir yere dağılacak biçimde dökmek; ekmek (II)
- "Buzlarını atıp karabiberlerini serptikten sonra kadehleri iyice karıştırdım."
-
[nesnesiz]
Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak; serpiştirmek
- "Yağmur serpiyor. Kar serpiyor."
-
[mecaz]
Vermek, saçmak
-
[-i]
Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek
- İNİLMEK
-
-
[nesnesiz]
İnme işi yapılmak
- "İstanbul'a vapurla, parayla inilir."
-
[nesnesiz]
İnme işi yapılmak
- İTİŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini itmek
-
Birbirini iterek şakalaşmak
-
[mecaz]
Bakınız çekişmek
- "Bana yardımcı olmaya çalışan bu adamla itişmekten vazgeçiyorum."
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini itmek
- EŞLEMEK
-
-
[-i]
Benzer iki şeyi bir araya getirmek
-
[sinema, televizyon]
Ses ile görüntü arasında gerekli bağı sağlamak
-
[-i]
Benzer iki şeyi bir araya getirmek
- TÜLEMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kuş veya kümes hayvanları tüylerini değiştirmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kuş veya kümes hayvanları tüylerini değiştirmek