Başında e olan 7 harfli 339 kelime var. E harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde e harfi olan kelimeler listesine ya da sonu e harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında e bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EKSTREM

Kelime Kökeni: Fransızca extrême

  1. [sıfat] Bakınız aşırı
  2. Bakınız uç
  3. Bakınız sıra dışı
EVLENİŞ

  1. [isim] Evlenmek işi
EKSİLTİ

  1. [isim, dil bilimi] Bir kelime grubunun veya cümlenin, içinden kelime çıkarılarak kullanılması; eksiltim, elips: saban ağacı > saban, cep telefonu > cep; - Nereye gidiyorsun? - Eve
EVVELSİ

  1. [sıfat] Önce olan
EKSİLME

  1. [isim] Eksilmek işi; tenakus
    • "Gökte yıldızların üçer beşer eksilmeye başlamasından anlaşılıyordu sabahın yaklaştığı." (Necati Cumalı)
EVİRTİM

  1. [isim, kimya, fizik] Evirtmek işi; evirme, akis
    • "Evirip çevirmek ikilemesini çağrıştıran evirtimde dil ile düşünüş birbirinin yerini alıyor, düşüncenin içeriği ile taşıyıcısının, dilin eytişimsel dansına katılıyoruz." (Sadık Albayrak)
EĞRİLME

  1. [isim] Eğrilmek işi; inhina
EĞİRMEN

  1. [isim] Elde yün eğirmeye yarayan, iki yassı ve silindirik bir çubuktan oluşan, üst ucu ip bağlamak için çentikli olan, döndürülerek bükülen iplerin çapraz şekilde sarılmasıyla yumak oluşturan, ağaçtan yapılmış araç; kirmen
    • "İki arkadaş, yüzlerce yıllık tonozların altında eğirmenlerini çevirirlerken her günkü ahenklerine giriştiler." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
ELÇEKLİ

  1. [sıfat] Elçeği olan
    • "Ellerin elçekli gelin / Kolların kolçaklı gelin" (Halk türküsü)
EZANSIZ

  1. [sıfat] Ezan okunmayan (yer)
    • "Minaresiz ve ezansız semtlerde doğan, Frenk terbiyesiyle yetişen Türk çocukları dönecekleri yeri hatırlamayacaklar!" (Yahya Kemal Beyatlı)
EĞİRMEK

  1. [-i] Yün, pamuk vb.ni iğ ile büküp iplik durumuna getirmek
EMPİRME

Kelime Kökeni: Fransızca imprimé

  1. [isim] Değişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemi; emprime
  2. [sıfat] Bu işleme uğratılan (pamuklu, sentetik vb. kumaş); emprime
ESRİTME

  1. [isim] Esritmek işi
EDİBANE

Kelime Kökeni: Arapça edīb + Farsça -āne

  1. [sıfat, eskimiş] Terbiyeli, nazik olan
  2. [zarf] Edebiyatçıya yakışır bir biçimde
ERBİYUM

Kelime Kökeni: Fransızca erbium

  1. [isim, kimya] Atom numarası 68, atom ağırlığı 167,2 olan, tabiatta çok az bulunan, uygulama alanı olmayan bir element (simgesi Er)
EKMEKÇİ

  1. [isim] Ekmek yapan veya satan kimse
  2. Ekmek satılan dükkân
    • "Delikanlılardan biri, bir ekmekçi hamurkârı idi." (Sait Faik Abasıyanık)
ERİŞMEK

  1. [-e] Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak
    • "Genç yaşında üne erişmiş, yönettiği oyunlar afişlerden inmemiş." (Necati Cumalı)
  2. Bir yere ulaşmak, varmak
    • "Boyu bir elli beş olduğu için eli ancak on beşinci düğmeye erişebilmektedir." (Haldun Taner)
  3. [nesnesiz] Bitkiler veya bunların ürünleri olgunlaşmak
    • "Yemişler bu yıl çabuk erişti."
  4. [nesnesiz] Zaman gelip çatmak
    • "Vakit erişti. Bahar erişti."
EŞYASIZ

  1. [sıfat] Eşyası olmayan
EKONOMİ

Kelime Kökeni: Fransızca économie

  1. [isim] İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü; iktisat
    • "Almanya akılalmaz bir çabuklukla yeniden kalkındı, ekonomisini çelikleştirdi, parasını altın yaptı." (Tarık Buğra)
  2. Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı; iktisat
  3. Bakınız tutum
    • "Ekonomi, kendinin ve çoluk çocuğunun boğazından kesmek demekti." (Reşat Nuri Güntekin)
ELEMENT

Kelime Kökeni: Almanca Element

  1. [isim, kimya] Kimyasal yöntemlerle ayrıştırılamayan veya bileşim yoluyla elde edilemeyen madde
    • "Grafit ve elmas, karbon elementinin iki değişik biçimidir."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü