Başında e olan 3 harfli 20 kelime var. E harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde e harfi olan kelimeler listesine ya da sonu e harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında e bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ELK
-
Kelime Kökeni: İngilizce elk
-
[isim, hayvan bilimi]
Kuzey Avrupa'da yaşayan, geniş dallı boynuzları olan, iri bir tür geyik
-
[isim, hayvan bilimi]
Kuzey Avrupa'da yaşayan, geniş dallı boynuzları olan, iri bir tür geyik
- EGO
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, felsefe]
Bakınız ben (III)
- "Örnek devlet adamı bence egosunun aleyhine özveride bulunabilen adamdır."
-
[isim, felsefe]
Bakınız ben (III)
- EDA
-
Kelime Kökeni: Arapça edāʾ
-
[isim]
Tavır, üslup, davranış biçimi
- "Giyimi kuşamı tepeden tırnağa Paris modası ya, nazı edası hiç aşağı kalmıyor ki!"
-
Anlatış biçimi, tarzı
- "Sonra birdenbire sözlerinin konferans edasını değiştirerek bana sordu."
-
[isim]
Tavır, üslup, davranış biçimi
- EPE
-
Kelime Kökeni: Fransızca épée
-
[isim, spor]
Bakınız delici kılıç
-
Delici kılıçla oynanan, hedef bölgesi bütün vücut olan bir tür kılıç oyunu
-
[isim, spor]
Bakınız delici kılıç
- EDE
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ağabey
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ağabey
- ETİ
-
-
[isim, tarih]
Bakınız Hitit
-
[isim, tarih]
Bakınız Hitit
- EDİ
-
-
[isim]
Birbiriyle iyi anlaşan iki yaşlının baş başa kalışını anlatan Edi ile Büdü, Şakire Dudu deyiminde kullanılan bir söz
-
[isim]
Birbiriyle iyi anlaşan iki yaşlının baş başa kalışını anlatan Edi ile Büdü, Şakire Dudu deyiminde kullanılan bir söz
- EKÜ
-
Kelime Kökeni: Fransızca écu
-
[isim, eskimiş]
Bakınız avro
-
[isim, eskimiş]
Bakınız avro
- EVÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça evc
- EZA
-
Kelime Kökeni: Arapça eẕāʾ
-
[isim]
Bakınız üzüntü
- "Gün geçtikçe içimde anlaşılmaz bir eza uyanmaya başlamıştı."
-
[isim]
Bakınız üzüntü
- EKE
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Yaşlı olan (insan veya hayvan)
-
[isim, mecaz]
Yaşı küçük olduğu hâlde sözleri ve davranışları büyükmüş gibi olan çocuk
-
[sıfat, ağızlardan]
Yaşlı olan (insan veya hayvan)
- EKO
-
Kelime Kökeni: Fransızca eco
-
[isim]
Bakınız yankı
-
[isim]
Bakınız yankı
- EBE
-
-
[isim]
Doğum işini yaptıran kadın; lavta (II)
- "Babam ebe bulmaya koştu."
-
[ağızlardan]
Büyükanne, nine
-
Genellikle çocuk oyunlarında baş olan, diğer çocuklara veya gruba karşı cezasını çekmek ve bundan kurtulmak için tek başına bütün sorumluluğu üzerine alan çocuk; oyun ebesi
-
[isim]
Doğum işini yaptıran kadın; lavta (II)
- EĞE
-
-
[isim, anatomi]
Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri; kaburga
-
[isim, anatomi]
Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri; kaburga
- EFE
-
- ERK
-
- ERG
-
Kelime Kökeni: Fransızca erg
-
[isim, fizik]
CGS sisteminde, uygulama noktasını, kuvvet yönünde 1 santimetre hareket ettiren 1 dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi: Bir kilogrammetre 981 x 105 erge eşittir
-
[isim, fizik]
CGS sisteminde, uygulama noktasını, kuvvet yönünde 1 santimetre hareket ettiren 1 dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi: Bir kilogrammetre 981 x 105 erge eşittir
- ECE
-
-
[isim]
Bakınız kraliçe
-
Güzel kadın
- "Dün Sirkeci istasyonunu görmeliydiniz, ecemiz geldi."
-
[isim]
Bakınız kraliçe
- ELA
-
-
[isim]
Açık kestane rengi; ala
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Kâmran hayretle başını çevirdi, iç kapıdaki fenerden süzülüp gelen mavimsi aydınlığın içinde ta yakında Feride’nin ela gözlerini gördü."
-
[isim]
Açık kestane rengi; ala
- EGE
-
-
[isim]
Bakınız veli
-
[isim]
Bakınız veli