Başında dü olan 7 harfli 49 kelime var. Dü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde dü olan kelimeler listesine ya da sonu dü ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında dü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÜZÜLME
-
-
[isim]
Düzülmek işi veya durumu
-
[isim]
Düzülmek işi veya durumu
- DÜZENEK
-
-
[isim]
Mekanizma
-
[isim]
Mekanizma
- DÜZENTİ
-
-
[isim]
Bir şeyi, bir durumu olduğundan değişik göstermek amacıyla hazırlanan düzen, mizansen
-
[isim]
Bir şeyi, bir durumu olduğundan değişik göstermek amacıyla hazırlanan düzen, mizansen
- DÜPEDÜZ
-
-
[zarf]
Çok düz ve doğru bir biçimde, dümdüz olarak
-
Yalın, basit, süssüz, sade bir biçimde
- "Bir lakırtıyı düpedüz söylemek dururken, daha çok beğenilsin diye dolambaçlı yollardan söylediniz mi, çok kere manasız manasız şeyler meydana çıkıyor." (Orhan Veli Kanık)
-
Başka bir amaç gütmeden, açıktan açığa, açıkçası, gerçekten
- "Daha başkaları vardı ki bunlar düpedüz korkuyorlardı." (Tarık Buğra)
-
[zarf]
Çok düz ve doğru bir biçimde, dümdüz olarak
- DÜŞÜNÜR
-
-
[isim]
Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir
- "Bu ülkenin düşünürleri az değil."
-
[isim]
Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir
- DÜŞÜRME
-
-
[isim]
Düşürmek işi
- "Arkadaşının münasebetsiz bir fiyat söyleyerek piyasayı düşürmesinden korkmuştu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Düşürmek işi
- DÜZELTİ
-
-
[isim]
Düzeltme işi, tashih
-
Basılmakta olan bir eserin provaları üzerinde özel düzeltme işaretleriyle yanlışları gösterme
-
[isim]
Düzeltme işi, tashih
- DÜĞÜMLÜ
-
-
[sıfat]
Düğümlenmiş olan
-
Budaklı
- "Yüksek çınarların yamru yumru düğümlü dalları henüz yapraklarla örtülmemişti." (Ömer Seyfettin)
-
Sorunlu, karışık
-
[sıfat]
Düğümlenmiş olan
- DÜRTMEK
-
-
[-i]
Ucu sivri bir şeyle veya elle hafifçe itmek
- "Bir parça uyuşup dalar gibi olmuşsun, derken seni birdenbire dürtüp uyandırıyorlar." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Değmek, dokunmak
-
İstenilen şeyi yaptırmak için birine kışkırtıcı söz söylemek, tahrik etmek
-
Uyarmak, ikaz etmek
-
[-i]
Ucu sivri bir şeyle veya elle hafifçe itmek
- DÜZMECİ
-
-
Sahtekâr
-
Sahtekâr
- DÜĞMECİ
-
-
[isim]
Düğme, fermuar, boncuk vb. yapan veya satan kimse
-
[isim]
Düğme, fermuar, boncuk vb. yapan veya satan kimse
- DÜNYEVİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Dünya ile ilgili, dünya işlerine ilişkin, uhrevi karşıtı
-
[sıfat]
Dünya ile ilgili, dünya işlerine ilişkin, uhrevi karşıtı
- DÜŞÜNME
-
-
[isim]
Düşünmek durumu, tefekkür
-
Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu
-
Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi
-
[isim]
Düşünmek durumu, tefekkür
- DÜZENCE
-
-
[isim]
Sıkı düzen, disiplin
-
[isim]
Sıkı düzen, disiplin
- DÜŞÜNCE
-
-
[isim]
Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, mülahaza, ide, idea
- "Anlaşmazlıklarda aracılığına, zor durumlarda düşüncesine başvurulur." (Tarık Buğra)
- "Köşemde beni ağır bir düşünce almıştır: yol arkadaşlarımın hepsinin evleri, köyleri var... Ben nereye gideceğim? Ne yapacağım?" (Reşat Nuri Güntekin)
- "Rıhtımda bir aşağı bir yukarı dolaşanları seyre müsait bir iskemlede düşünceye daldım." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Dış dünyanın insan zihnine yansıması
-
Niyet, tasarı
-
Tasa, kaygı, sıkıntı
- "Sınıfta kalma düşüncesi uykumu kaçırdı."
-
İlke, yönetici sav
-
[isim]
Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, mülahaza, ide, idea
- DÜNYACI
-
-
[isim]
Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan kimse, sekülarist
-
[isim]
Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan kimse, sekülarist
- DÜZYAZI
- ...
- DÜTTÜRÜ
-
-
[isim]
Dar ve kısa giysi
-
[sıfat]
Açık saçık, tuhaf ve hafif giyimli (kadın)
-
[isim]
Dar ve kısa giysi
- DÜZCELİ
- ...
- DÜZMECE
-
-
[sıfat]
Gerçek olmayan, düzme, sahte
-
[sıfat]
Gerçek olmayan, düzme, sahte