Başında dökü olan 29 kelime var. Dökü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde dökü olan kelimeler listesine ya da sonu dökü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında dökü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
DÖKÜLEBİLMEK, DÖKÜLÜVERMEK
DÖKÜLEBİLME, DÖKÜLÜVERME
DÖKÜMCÜLÜK, DÖKÜMLEMEK, DÖKÜNTÜLÜK, DÖKÜNTÜSÜZ, DÖKÜVERMEK
DÖKÜMHANE, DÖKÜMLEME, DÖKÜNTÜLÜ, DÖKÜVERME
DÖKÜKLÜK, DÖKÜLGEN, DÖKÜLMEK, DÖKÜMEVİ, DÖKÜNMEK
DÖKÜLME, DÖKÜLÜŞ, DÖKÜMCÜ, DÖKÜMLÜ, DÖKÜNME, DÖKÜNTÜ, DÖKÜNÜŞ
DÖKÜLÜ
DÖKÜK, DÖKÜM, DÖKÜŞ
Dökü Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
DÜK
2 Harfli Kelimeler
DÜ, ÖD, ÖK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÖKÜLÜVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Çabucak veya kısa sürede dökülmek
- "İstanbul üzerine yazan yabancıların da ağzından bazen olur olmaz sözler dökülüveriyor."
-
[nesnesiz]
Çabucak veya kısa sürede dökülmek
- DÖKÜLEBİLMEK
-
-
[-e, nesnesiz]
Dökülme ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[-e, nesnesiz]
Dökülme ihtimali veya imkânı bulunmak
- DÖKÜLÜVERME
-
-
[isim]
Dökülüvermek işi
-
[isim]
Dökülüvermek işi
- DÖKÜLEBİLME
-
-
[isim]
Dökülebilmek işi
-
[isim]
Dökülebilmek işi
- DÖKÜMLEMEK
-
-
[-i]
Bir işin dökümünü yapmak
-
[-i]
Bir işin dökümünü yapmak
- DÖKÜVERMEK
-
-
[-i]
Aniden dökmek
-
[-i]
Aniden dökmek
- DÖKÜMCÜLÜK
-
-
[isim]
Dökümcünün yaptığı iş; dökmecilik
-
[isim]
Dökümcünün yaptığı iş; dökmecilik
- DÖKÜNTÜLÜK
-
-
[isim]
Döküntü olma durumu
-
[isim]
Döküntü olma durumu
- DÖKÜNTÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Döküntüsü olmayan
-
[sıfat]
Döküntüsü olmayan
- DÖKÜMHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe döküm + Farsça ḫāne
-
[isim]
Bakınız dökümevi
-
[isim]
Bakınız dökümevi
- DÖKÜNTÜLÜ
-
-
[sıfat]
Döküntüsü olan
- "Ortalıkta yorgan, döşek, sandık, sepet tıpkı yangından kaçmış ailelerin döküntülü, bıkkın tablosu..."
-
[tıp]
Deride döküntü ile görülen, döküntü ile beliren (hastalık)
-
[sıfat]
Döküntüsü olan
- DÖKÜVERME
-
-
[isim]
Döküvermek işi
-
[isim]
Döküvermek işi
- DÖKÜMLEME
-
-
[isim]
Dökümlemek işi
-
[isim]
Dökümlemek işi
- DÖKÜKLÜK
-
-
[isim]
Dökük olma durumu
-
[isim]
Dökük olma durumu
- DÖKÜLGEN
-
-
[sıfat]
Dökülme özelliği olan
-
[isim, bitki bilimi]
Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde daha çok şıralık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
-
[sıfat]
Dökülme özelliği olan
- DÖKÜMEVİ
-
-
[isim]
Fabrikalarda döküm yapılan yer; dökümhane
-
[isim]
Fabrikalarda döküm yapılan yer; dökümhane
- DÖKÜNMEK
-
-
[nesnesiz]
Kendi üstüne dökmek
- "Ben kışın kar yağarken bile kova kova soğuk su dökünürüm."
-
[nesnesiz]
Kendi üstüne dökmek
- DÖKÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
- "Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda / Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda"
-
Yaprak, saç, diş, sıva bağlı bulunduğu yerden veya organdan kopup düşmek
-
Kumaş dökümlü olmak
-
Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
-
[-e]
Bir yere düşmek
- "Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik."
-
Çıkmak, ortaya konulmak
- "Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu."
-
Bir şey kaplamak, yayılmak
- "Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor."
-
[-e]
Salınmak, serbest bırakılmak
- "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı."
-
[-e, mecaz]
Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
- "Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü."
-
[mecaz]
Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
- "Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek."
-
[mecaz]
Çok yorgun, hasta olmak
- "Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler."
-
[coğrafya]
Akarsular, göl veya denize akmak
-
[nesnesiz]
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
- DÖKÜNTÜ
-
-
[isim]
Dökülmüş, saçılmış şeyler
- "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar."
-
Bir topluluktan geri kalmış kimseler
-
Bakınız bozuntu
-
Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi
-
Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı
-
[mecaz]
Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse
- "Meşrutiyete uygun yönetim, yurt hainlerinin döküntüleriyle kurulamaz."
-
[sıfat, mecaz]
İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat olan
- "Şoföre önce kentin en döküntü mahallelerinin adını söylediler."
-
[tıp]
Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti
-
[coğrafya]
Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer
-
[isim]
Dökülmüş, saçılmış şeyler
- DÖKÜNÜŞ
-
-
[isim]
Dökünmek işi
-
[isim]
Dökünmek işi