Başında dö olan 8 harfli 44 kelime var. Dö ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde dö olan kelimeler listesine ya da sonu dö ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında dö bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
D Ö Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ÖD
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÖNENMEK
-
-
[-de]
Olduğu yerde veya bir şeyin çevresinde dönmek
- "Öğleye kadar dönendim durdum evin içinde, kendime işler uydurdum." (Erhan Bener)
-
[-de]
Olduğu yerde veya bir şeyin çevresinde dönmek
- DÖVÜŞKEN
-
-
[sıfat]
İyi dövüşen veya dövüşmeyi seven
- "Eski dövüşken gür sesli erkek Osmanoğulları tanınamıyordu." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[sıfat]
İyi dövüşen veya dövüşmeyi seven
- DÖNDÜRME
-
-
[isim]
Döndürmek işi, irca, tahvil
- "Yüzünü benden yana döndürmesini bekledim." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Döndürmek işi, irca, tahvil
- DÖKÜNMEK
-
-
[nsz]
Kendi üstüne dökmek
- "Su dökünmek."
-
Rahat bir kıyafet giymek
-
[nsz]
Kendi üstüne dökmek
- DÖKTÜRME
-
-
[isim]
Döktürmek işi
-
[isim]
Döktürmek işi
- DÖTERYUM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Çekirdeğinde bir proton ve bir nötron bulunduran hidrojen atomunun bir izotopu, ağır hidrojen (simgesi D)
-
[isim]
Çekirdeğinde bir proton ve bir nötron bulunduran hidrojen atomunun bir izotopu, ağır hidrojen (simgesi D)
- DÖKÜLGEN
-
-
[isim]
Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde daha çok şıralık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
-
[isim]
Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde daha çok şıralık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
- DÖNÜLMEK
-
-
[nsz]
Dönme işi yapılmak
- "Dönülmez akşamın ufkundayız." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[nsz]
Dönme işi yapılmak
- DÖŞEMELİ
-
-
[sıfat]
Döşemesi olan
- "Sade ve dağınık döşemeli bir yere girdik." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Döşemesi olan
- DÖVÜLMEK
-
-
[nsz]
Dövme işine konu olmak
- "Köyün içinde birkaç kat davul sabahtan başladı, gece yarılarına kadar dövüldü." (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Dövme işine konu olmak
- DÖNÜMLÜK
-
-
Dönüm ölçüsünde olan
- "Evin arkasında üç dört dönümlük bir bahçemiz vardı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Dönüme yetecek ölçüde olan
- "İki dönümlük tohum kaldı."
-
Dönüm ölçüsünde olan
- DÖŞENMEK
-
-
[nsz]
Döşeme işi yapılmak
- "Yılına kalmadı, hepsi düzeldi, döşenip donandı." (Refik Halit Karay)
-
[-e]
Birine kızarak kötü ve küçük düşürücü sözler söylemek
-
Uzun uzadıya ve yererek yazmak
- "Başyazar bu olay üzerine gene döşenmiş."
-
[nsz]
Döşeme işi yapılmak
- DÖLLENME
-
-
[isim]
Erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın embriyo durumuna gelmesi, aşılanma, ilkah
-
[isim]
Erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın embriyo durumuna gelmesi, aşılanma, ilkah
- DÖRDÜNCÜ
-
-
[sıfat]
Dört sayısının sıra sıfatı, sırada üçüncüden sonra gelen
-
[sıfat]
Dört sayısının sıra sıfatı, sırada üçüncüden sonra gelen
- DÖVÜŞMEK
-
-
[nsz]
Karşılıklı birbirini dövmek, vuruşmak
- "Öyle yiğitçe, öyle gözünü daldan budaktan sakınmadan dövüşmüş, atına binip oradan uzaklaşmıştı." (Orhan Kemal)
-
[-le]
İki silahlı kuvvet çatışmak
-
Boks yapmak
-
[nsz]
Karşılıklı birbirini dövmek, vuruşmak
- DÖNELEME
-
-
[isim]
Dönelemek işi
-
[isim]
Dönelemek işi
- DÖLLEMEK
-
-
[-i]
Erkek gamet bir yumurtacıktaki dişi gametle kaynaşmayı sağlayarak yumurtacığı tam bir hücre durumuna getirmek, ilkah etmek
-
[-i]
Erkek gamet bir yumurtacıktaki dişi gametle kaynaşmayı sağlayarak yumurtacığı tam bir hücre durumuna getirmek, ilkah etmek
- DÖNELMEK
-
-
[nsz]
En yüksek noktaya çıktıktan sonra alçalmaya başlamak
-
[nsz]
En yüksek noktaya çıktıktan sonra alçalmaya başlamak
- DÖVÜNMEK
-
-
[nsz]
Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek
- "Bir kadın dokuz çocukla bir viranenin içinde çırılçıplak kaldım diye dövünüyordu." (Aka Gündüz)
-
Çok üzülmek
- "Farsçayı öğrenmediğime dövünür dururum." (Nurullah ataç)
-
[nsz]
Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek
- DÖKÜLMEK
-
-
[nsz]
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
- "Tepesinden saçları bir hayli dökülmüştü." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Kumaş dökümlü olmak
-
Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
-
[-e]
Düşmek
- "Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde, dört kişiydik." (Zeyyat Selimoğlu)
-
Çıkmak, ortaya konulmak
- "Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Kaplamak, yayılmak
- "Duvarlar, bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor." (Memduh Şevket Esendal)
-
[-e]
Salınmak, serbest bırakılmak
- "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı." (Haldun Taner)
-
[-e]
Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
- "Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
- "Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
-
Çok yorgun, hasta olmak
- "Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler." (Tarık Buğra)
-
Akarsular, göl veya denize akmak
-
[nsz]
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak