Başında do olan 9 harfli 65 kelime var. Do ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde do olan kelimeler listesine ya da sonu do ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında do bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

D O Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

DO, OD

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DOSTLAŞMA

  1. [isim] Dostlaşmak işi veya durumu

DONAKALMA

  1. [isim] Donakalmak durumu

DOKUZARLI
...
DOĞANYURT
...
DOKUNCALI

  1. [sıfat] Zararlı
    • "Birisine yararlı olan, başka birisine dokuncalı olabilir."

DONAYAZMA
...
DOLAŞILMA

  1. [isim] Dolaşılmak işi

DOLGUNLUK

  1. [isim] Dolgun olma durumu

DOLUŞULMA
...
DOYMUŞLUK

  1. [isim] Doymuş olma durumu

DOĞRULAMA

  1. [isim] Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon
  2. Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılan işlemlerin bütünü

DOLDURMAK

  1. [-i] Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek
    • "Fazla eşyasını acele acele valize doldurdu." (Refik Halit Karay)
  2. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek
  3. [nsz] Ateşli silahların içine mermi sürmek
    • "İki tabanca getirdiler, takır takır doldurdular." (Falih Rıfkı Atay)
  4. [nsz] Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak
    • "Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı." (Ömer Seyfettin)
  5. Yaşını, yılını bitirmek
    • "Yirmi yaşını dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı." (Orhan Veli Kanık)
  6. Ses, koku yayılıp kaplamak
    • "Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu." (Sait Faik Abasıyanık)
  7. Belirli bir süreyi kaplamak, almak
    • "Balıkçılara yardım etmek bütün zamanını doldurmayınca kentin içerilerine, gecekondu mahallelerine gitti." (Ayla Kutlu)
  8. [-le] Canlılık kazandırmak
    • "Evi sade sesiyle değil, vücudu ile de doldurdu." (Haldun Taner)
  9. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek
    • "Ah, biliyorum, biliyorum seni o gece doldurdular." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

DOĞULULUK
...
DONSUZLUK
...
DONUVERME
...
DOKUNAKLI

  1. [sıfat] Etkili, insanın içine işleyen, müessir
    • "Seni anlıyorum kızım dedim. Aklıma daha dokunaklı bir söz gelmedi." (Memduh Şevket Esendal)

DOĞRAMACI

  1. [isim] Ahşap doğrama yapan kimse

DONDURMAK

  1. [-i] Donmasını sağlamak
  2. Beklemeye almak
  3. Bir şeyi değiştirilemez durumda tutmak
    • "Onun öyle bir cevap verişi vardır ki sizin bütün söyleyeceğinizi ağzınızda dondurur." (Hüseyin Cahit Yalçın)

DOĞRANMAK

  1. [nsz] Kesilmek, parça parça edilmek
    • "Bu leğenlere haşlanmış et ve ekmek doğranmıştı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Kesilir gibi ağrımak
    • "Kollarım doğranıyor."

DOLUVERME
...
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü