Başında do olan 8 harfli 82 kelime var. Do ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde do olan kelimeler listesine ya da sonu do ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında do bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Do Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
D O
2 Harfli Kelimeler
DO, OD
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DOKUZLUK
-
-
[sıfat]
Dokuzu bir arada, dokuz taneden oluşmuş, dokuz tane alabilen
-
[sıfat]
Dokuzu bir arada, dokuz taneden oluşmuş, dokuz tane alabilen
- DOLAPSIZ
-
-
[sıfat]
Dolabı olmayan
-
Dolaplanmamış (deri, dokuma, metal, taş, halı vb.)
-
[sıfat]
Dolabı olmayan
- DOĞDURMA
-
-
[isim]
Doğdurmak işi
-
[isim]
Doğdurmak işi
- DOĞRULUM
-
-
[isim, biyoloji]
Bakınız yönelim
-
[isim, biyoloji]
Bakınız yönelim
- DOĞRULUK
-
-
[isim]
Doğru ve dürüst olma durumu, doğru olana yakışır davranış; dürüstlük
- "Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma / Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma"
-
[felsefe]
Düşüncenin gerçekle uyuşması, yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olması
-
[isim]
Doğru ve dürüst olma durumu, doğru olana yakışır davranış; dürüstlük
- DOĞURTMA
-
-
[isim]
Doğurtmak işi
-
[isim]
Doğurtmak işi
- DOKUNSAL
-
-
[sıfat, biyoloji]
Dokunum ile ilgili olan
-
[sıfat, biyoloji]
Dokunum ile ilgili olan
- DOLAYSIZ
-
-
[sıfat]
Doğrudan doğruya olan; vasıtasız, bilavasıta
- "Yazarın bize dolaysız biçimde betimlediği başkişi nasıl bir erkek?"
-
[zarf]
Araya herhangi bir araç girmeden
- "Kadının üretime dolaysız katılması, ona ekonomik özgürlüğünü sağlamaktır."
-
[sıfat]
Doğrudan doğruya olan; vasıtasız, bilavasıta
- DOMUZLAN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kın kanatlılardan bir böcek (Brachynus crepitans)
-
[isim, hayvan bilimi]
Kın kanatlılardan bir böcek (Brachynus crepitans)
- DOĞRAYIŞ
-
-
[isim]
Doğramak işi
-
[isim]
Doğramak işi
- DOĞURGAN
-
-
[sıfat]
Çok doğuran
-
[mecaz]
Verimli olan
- "Oğlu Hakan'ın doğduğu yıl meyveye duran dut, en doğurgan dönemindeydi."
-
[mecaz]
Çok eser veren; velut
- "Doğurgan bir yazar olmanın genel kültürle bağlantılı ilişkisini yadsıyacak değilim."
-
[sıfat]
Çok doğuran
- DOLUŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir yerde toplanmak, bir araya gelmek
- "Arkasındaki bütün ömrünün bedbahtlığı suratına doluştu."
-
[nesnesiz]
Bir yerde toplanmak, bir araya gelmek
- DONDURAÇ
-
-
[isim]
Bakınız derin dondurucu
-
[isim]
Bakınız derin dondurucu
- DOKUZTAŞ
-
-
[isim]
Dokuz taşla oynanan ve taşların yerleri ile yürütme yolları çizgilerle gösterilen oyun; dokurcun
-
[isim]
Dokuz taşla oynanan ve taşların yerleri ile yürütme yolları çizgilerle gösterilen oyun; dokurcun
- DOMALTMA
-
-
[isim]
Domaltmak işi
-
[isim]
Domaltmak işi
- DOKUYUCU
-
-
[isim]
Bakınız dokumacı
-
[isim]
Bakınız dokumacı
- DOĞRANIŞ
-
-
[isim]
Doğranmak işi
-
[isim]
Doğranmak işi
- DOLMUŞÇU
-
-
[isim]
Dolmuş işleten kimse
- "Dolmuşçuların çoğu da babasının, anasının evini satarak bir araba edinmiştir."
-
[isim]
Dolmuş işleten kimse
- DOLMALIK
-
-
[sıfat]
Dolma yapmaya yarar
- "Dolmalık fıstık."
-
[sıfat]
Dolma yapmaya yarar
- DOĞRUSUZ
-
-
[sıfat]
Doğrusu olmayan
-
[sıfat]
Doğrusu olmayan