Başında do olan 6 harfli 33 kelime var. Do ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde do olan kelimeler listesine ya da sonu do ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında do bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

D O Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

DO, OD

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DOLMAK

  1. [nsz] Dolu duruma gelmek
    • "Dışarıda bulutsuz bir temmuz göğü, öğle güneşinin yakıcı aydınlığıyla dolup taşıyordu." (Necati Cumalı)
  2. Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek
    • "Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan." (Tarık Buğra)
    • "Millî takımın karşılaşmalarında stadyumlar dolup taşıyor."
  3. Bir yere iyice yayılmak, kaplamak
    • "Oda sigara dumanı dolmuştu." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek
    • "Kıştan kurtulur kurtulmaz deniz kenarları insanla, sandalla dolar." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. Süre, hesap tamamlanmak
    • "Süresi doldu, emekliye ayrıldı."
  6. Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek

DOMDOM

  1. [isim] Domdom kurşunu

DOLGUN

  1. [sıfat] Dolarak biçimi yuvarlaklaşmış
    • "Dolgun yastık."
  2. Şişmana yakın, balıketinde
    • "Dolgun karnını güçlükle taşıyan genç bir kadın gelip oturdu." (Burhan Felek)
  3. Çok, bol, fazla, yüksek (ücret, para vb.)
    • "İlk işi babasını memnun etmek için ona dolgun bir maaşa geçtiğini yazmak olmuş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu
    • "Müftüye karşı adamakıllı dolgundu." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. Birbirine uyan, uyum gösteren
    • "Atasözleri, çoğu zaman dolgun kafiyelere yaslanıyorlar." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)

DOLAMA

  1. [isim] Dolamak işi
  2. Giysilerin üstüne giyilen, önü açık bir tür üstlük
  3. Poşu
    • "Başıma bir dolama sarıp vardım hocanın durağına." (Turan Oflazoğlu)
  4. Çeşitli eserlerdeki barok ve rokoko üslubunda iç içe süsleme motifi
  5. Tırnak yöresindeki yumuşak bölümlerin, bazen de kemiğin iltihaplanmasından ileri gelen ağrılı şiş

DOLMEN

  1. [isim] İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı

DOMİNE
...
DOĞMAK

  1. [nsz] Dünyaya gelmek
    • "Doğduğuma pişman olacak kadar sıkıntı çektim." (Halide Edip Adıvar)
  2. Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek
    • "Bir sabah güneş doğarken kafile yola çıktı." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [-e] Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak
  4. Ortaya çıkmak, sonucu olmak
    • "Nezaket denen şey, kadının hanımlaşması ile beraber doğdu." (Falih Rıfkı Atay)

DOSTÇA

  1. [sıfat] Dosta yakışır, dost gibi
    • "Gerçekten dostça bir sohbet oldu, epeyce uzun sürdü." (Atilla İlhan)
  2. [zarf] Dosta yakışır biçimde, dostane

DOLGAN
...
DONMAK

  1. [nsz] Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak
  2. Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek
    • "Donmak üzere olan insanların tatlılığını içimde duymaya başladım." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Çok üşümek
  4. Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek
  5. Kimyasal bir etki ile katılaşmak
    • "Çimento ve alçı çabuk donar."
  6. Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek
  7. Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak
    • "Salonun içinde kimse kımıldayamadı. Hepsi olduğu yerde dondu. Taş kesildi." (Ömer Seyfettin)
  8. Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak
    • "Bütün kafaların donmuş, taşlaşmış olmasını istiyorlar." (Çetin Altan)

DOĞRAM

  1. [isim] Doğrama sonucu ortaya çıkan parça

DOĞACI

  1. [isim] Doğacılık yanlısı olan kimse, natürist

DOÇENT

Kelime Kökeni : Almanca

  1. [isim] Üniversitelerde profesörden önceki basamakta bulunan öğretim üyesi

DOYMUŞ

  1. [sıfat] Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş
  2. İsteği kalmamış, isteği giderilmiş, tatmin olmuş
  3. Doyma durumuna gelmiş (gaz, sıvı veya elektromıknatıs), meşbu

DOLMUŞ

  1. [sıfat] Boş yeri kalmamış, meşbu
  2. [isim] Yolcu taşımaya yarayan kayık, motor, otomobil, minibüs vb. küçük taşıt
    • "En iyisi ben buradan bir dolmuşa binip eve gideyim." (Çetin Altan)

DOKULU

  1. [sıfat] Dokusu olan

DOMİNO

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Üzerleri noktalarla işaretli dikdörtgen biçiminde yirmi sekiz taşla masa üzerinde oynanan bir oyun
    • "Kahvede vakit tavla, dama ya da domino oynayarak geçer." (Salâh Birsel)
  2. Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi

DOKTOR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Hekim
    • "Çare bulunsun diye az mı ebe kapısı çaldılar, doktor doktor gezdiler?" (Atilla İlhan)
  2. Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan

DOKUMA

  1. [isim] Dokumak işi, mensucat, tekstil
    • "Halı dokuma sanatı. Dokuma sanayisi."
  2. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez
  3. [sıfat] Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen
  4. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş)
  5. Yapı, oluşum
    • "Bunun için bu ad yıllara dayanacak, boyası has, dokuması sağlam bir ad olmalı, dedim." (Memduh Şevket Esendal)

DOPİNG

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Bir spor yarışması sırasında vücuda ek enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilaç
    • "Günahı boynuna, doping de yapıyormuş." (Haldun Taner)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü