Başında do olan 10 harfli 80 kelime var. Do ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde do olan kelimeler listesine ya da sonu do ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında do bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Do Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D O

2 Harfli Kelimeler

DO, OD

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DOKUMAHANE

Kelime Kökeni: Türkçe dokuma + Farsça ḫāne

  1. [isim] Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı yer
    • "Üç yüz otomatik dokuma tezgâhının, kulakları sağır eden bir şakırtıyla çalıştığı dokumahane toz içindeydi." (Orhan Kemal)
DOKUNMASIZ

  1. [sıfat] Dokunmadan, ele alınmadan kullanılabilen
DOLUDİZGİN

  1. [zarf] Son hızla, çok hızlı bir biçimde
    • "Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla / Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla" (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [mecaz] Tam anlamıyla olan
    • "Doludizgin, bir bekârlığın tam tadını çıkaran, renkli, değişken, hızlı bir yaşam sürüyordum." (Haldun Taner)
DOĞALCILIK

  1. [isim] Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı; natüralizm
  2. [felsefe] Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması; tabiiye, natüralizm
DOĞABİLMEK

  1. [nesnesiz] Doğma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Dil birliği, anlaşamamak yüzünden doğabilecek ayrılıkların karşılıklı düşmanlıkları giderebileceği bir ortaklık tabanıdır." (Nermi Uygur)
DOMUZAYAĞI

  1. [isim] Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk
DOLAPLANMA

  1. [isim] Dolaplanmak durumu
DOLAYLILIK

  1. [isim] Dolaylı olma durumu
    • "Politik renkleri dolaylı biçimde yansıtmıyorum. Bir dolaylılık, dolaysızlık aranmamalı bence." (Selim İleri)
DOĞRULTMAÇ

  1. [isim, fizik] İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt; redresör
DONANMASIZ

  1. [sıfat] Donanması olmayan
  2. [zarf] Donanması olmadan
    • "Devlet hem ordusuz hem donanmasız kalıyor." (Abdülhak Şinasi Hisar)
DOĞUŞTANCI

  1. [isim] Doğuştancılık yanlısı
DONAKALMAK

  1. [nesnesiz] Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek
    • "Kaşlarını kaldırarak kafasını salladığı saniye donakalmıştım." (Sermet Muhtar Alus)
  2. Bakınız taşlaşmak
DONABİLMEK

  1. [nesnesiz] Donma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Bu eller, vücuda getireceği tesirle duman ve ateş içinde, bütün bir memleketin son feryadını uyandırarak soğuyup donabilirdi." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
DOĞANHİSAR

  1. [isim] Konya iline bağlı ilçelerden biri
DOYUVERMEK

  1. [-e, nesnesiz] Çabucak doymak
DOLAMBAÇLI

  1. [sıfat] Dolambacı olan
    • "Sedyeyle apartmanın dar, dolambaçlı merdivenlerinden çıkarmaya çalışıyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [mecaz] İçinden zor çıkılır, çapraşık olan; lamelif
    • "Müessesesinin epeyce karışık ve dolambaçlı işleri içinde bunalmış kalmış." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
DOLAPÇILIK

  1. [isim] Dolapçı olma durumu
  2. Dolapçının yaptığı iş
DOLAŞILMAK

  1. [nesnesiz] Dolaşma işi yapılmak
    • "Her yer dolaşıldı. Burada dolaşılmaz."
DOĞANCILIK

  1. [isim] Doğancının yaptığı iş
DOKUNCASIZ

  1. [sıfat] Bakınız zararsız
    • "Bu iki şiir, kalıp bakımından dokuncasız, biçim bakımından ise başarısızdır." (Salâh Birsel)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü