Sonunda di olan 6 harfli 23 kelime var. Dİ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde di olan kelimeler listesine ya da başında di olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Di Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İD
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PARADİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca paradis
-
[isim]
Bir tiyatroda en üst balkon
-
[isim]
Bir tiyatroda en üst balkon
- PARODİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca parodie
-
[isim, tiyatro]
Ciddi sayılan bir eserin bir bölümü veya bütününü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir özellik vererek biçim ile öz arasındaki karşıtlık kullanılarak gülünç etki yaratan bir oyun türü
-
[isim, tiyatro]
Ciddi sayılan bir eserin bir bölümü veya bütününü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir özellik vererek biçim ile öz arasındaki karşıtlık kullanılarak gülünç etki yaratan bir oyun türü
- ZİBİDİ
-
-
[sıfat]
Gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan
-
[isim]
Yersiz ve zamansız davranışları olan kimse
- "Nereden bulmuştu bu zibidiyi?"
-
[sıfat]
Gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan
- DAVUDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça dāvudī
-
[sıfat]
Kalın, tok ve gür (ses)
- "Bak, hafif davudi sesi, gözlerini baygın baygın süzüşü aklımdan hâlâ gitmez."
-
[sıfat]
Kalın, tok ve gür (ses)
- BELEDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça beledī
-
[sıfat, eskimiş]
Şehirle ilgili
- "Millî hükûmet arzu eder ki tamamıyla sınai bir şehir olsun; bu beledi bir fikir olamaz, millî bir fikirdir."
-
Bakınız yerleşik
- "Beledi hastalık."
-
[isim]
Pamuklu, kalın bir tür kumaş
-
[sıfat, eskimiş]
Şehirle ilgili
- YAHUDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça yehūdī
-
[isim]
Hz. Musa'nın dinine bağlı olan kimse; Musevi, Çıfıt
-
[isim]
Hz. Musa'nın dinine bağlı olan kimse; Musevi, Çıfıt
- EFENDİ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Günümüzde bey ünvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir ünvan
- "Yeni ev, Rüstem Efendi'ye kiraya verildi."
-
Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse
- "Köylü memleketin efendisidir."
-
Bakınız koca (I)
- "Bizim efendi artık geceleri de eve gelmiyor."
-
[ünlem]
Hizmetlilere seslenilirken kullanılan bir söz
-
[ünlem]
Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü
- "Efendi! Allah'ın emriyle kızını bana ver."
-
[sıfat, mecaz]
Görgülü, nazik, kibar olan
-
[eskimiş]
Eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan ünvan
-
[isim]
Günümüzde bey ünvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir ünvan
- YEZİDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça yezīdī
-
[isim]
Musul, Halep ve Bağdat bölgelerinde yaygın bulunan, Tanrı'nın iyiliği, şeytanın kötülüğü temsil ettiğine, Tanrı ile şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir mezhep
-
Bu mezhepten olan kimse
-
[isim]
Musul, Halep ve Bağdat bölgelerinde yaygın bulunan, Tanrı'nın iyiliği, şeytanın kötülüğü temsil ettiğine, Tanrı ile şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir mezhep
- ANGUDİ
-
Kelime Kökeni: Türkçe angut + Arapça -ī
-
[isim]
Angut kuşunun rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Angudi renkli deri kapaklı defterim var ya, işte ona ... Cümlelerimin sonu ağzımdan bağırtı hâlinde çıkmıştı."
-
[isim]
Angut kuşunun rengi
- TÜREDİ
-
-
[sıfat]
Kendisinden umulmayan bir biçimde sivrilmiş ve hakkı olmayan bir konuma gelmiş (kimse); yerden bitme, zıpçıktı
- "Görgülü rolüne çıkmış zekâsız bir türediye benzeyecek."
-
Nereden geldiği, nasıl ortaya çıktığı belirsiz, gerçek bir değeri olmayan; çıtırbom
- "Hatta türedi ortaklar da çıkacak, veraset bile düzülecek, soy sop iddialarına girilecekti."
-
[sıfat]
Kendisinden umulmayan bir biçimde sivrilmiş ve hakkı olmayan bir konuma gelmiş (kimse); yerden bitme, zıpçıktı
- ÇİVİDİ
-
Kelime Kökeni: Türkçe çivit + Arapça -ī
-
[isim]
Bakınız çivit rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Yalnız o, Fatma gibi üst yanı cepli, çividî mavi ceket yaptırmamıştı."
-
[isim]
Bakınız çivit rengi
- TEMADİ
-
Kelime Kökeni: Arapça temādī
-
[isim, eskimiş]
Bir şey sürüp gitme, uzama
-
[isim, eskimiş]
Bir şey sürüp gitme, uzama
- MİLADİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mīlādī
-
[sıfat]
Milada dayanan, milatla ilgili olan
-
[sıfat]
Milada dayanan, milatla ilgili olan
- MELODİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca mélodie
-
[isim, müzik]
Bakınız ezgi
- "Biz bu melodileri ilk olarak Cemal Sahir operetlerinden duymuş, bellemiştik."
-
[isim, müzik]
Bakınız ezgi
- BİGUDİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca bigoudi
-
[isim]
Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal, sünger veya plastikten, boru biçiminde küçük araç; sarmaç
- "Kapıyı açan kadının üstünde rengi atmış çiçekli bir basma sabahlık, saçlarında iki adet bigudi var."
-
[isim]
Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal, sünger veya plastikten, boru biçiminde küçük araç; sarmaç
- BARUDİ
-
Kelime Kökeni: Farsça bārūd + Arapça -i
-
[isim, eskimiş]
Bakınız barut rengi
- "Esmerliği peçesinin altından dahi hissedilmekte idi, bilmem ki barudi mi demeliyim."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız barut rengi
- VİLADİ
-
Kelime Kökeni: Arapça vilādī
-
[sıfat, eskimiş]
Doğuştan (olan)
-
[sıfat, eskimiş]
Doğuştan (olan)
- GRANDİ
-
Kelime Kökeni: İtalyanca grande
-
[isim, denizcilik]
Geminin baştan ikinci direği
-
[isim, denizcilik]
Geminin baştan ikinci direği
- NOHUDİ
-
Kelime Kökeni: Farsça noḫūd + Arapça -ī
-
[isim]
Bakınız nohut rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Üstünde daima saz rengi, hardal rengi ... nohudi renklerde veya bunları andıran bir renkte bir esvabı ... vardı."
-
[isim]
Bakınız nohut rengi
- KOMEDİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca comédie
-
[isim, tiyatro]
Bakınız güldürü
-
Gülmeye neden olan olay veya olaylar
-
[mecaz]
Yalan ve yapmacık söz veya davranış
-
[isim, tiyatro]
Bakınız güldürü