Sonunda di olan 5 harfli 24 kelime var. Dİ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde di olan kelimeler listesine ya da başında di olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Di Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İD
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MADDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça māddī
-
[sıfat]
Madde ile ilgili; maddesel, özdeksel, manevi karşıtı
-
Maddeden oluşan
-
Mal, para, varlıkla ilgili olan
-
[fizik]
Bakınız maddesel
-
[sıfat]
Madde ile ilgili; maddesel, özdeksel, manevi karşıtı
- FERDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ferdī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bireysel
- "Izdıraplarınızın maddi ve ferdî kısımlarını azaltmak kolay."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bireysel
- KENDİ
-
-
[zamir]
İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri; zat
- "Ankara Palas'ta kendisine dörtte üç oranında indirim yapılırdı."
-
Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz
- "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."
-
Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz
- "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."
-
"Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz
- "Kendileri evde yoklar mı?"
-
[zamir]
İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri; zat
- İDADİ
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿdādī
-
[isim, eskimiş]
Lise derecesindeki okul
- "Rahmi idadide okurken Rıza Efendi artık enikonu zengindir."
-
[isim, eskimiş]
Lise derecesindeki okul
- GİRDİ
-
-
[isim, ticaret]
Bir üretimde yararlanılan para, gereç ve iş gücü, çıktı karşıtı
- "Devlet, … tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır."
-
[isim, ticaret]
Bir üretimde yararlanılan para, gereç ve iş gücü, çıktı karşıtı
- KREDİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca crédit
-
[isim, ekonomi]
Borç ödemede güvenilir olma durumu
- "Piyasada kredisi var."
-
[ekonomi]
Ödünç alınan veya verilen mal, para
- "Kredi almada, senet ödemede, şunda bunda oldum olası kolaylık göstermişlerdir."
-
[mecaz]
Güven, saygınlık, itibar
-
[eğitim]
Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak bir yarıyıl veya bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini nicelik olarak gösteren birim
- "Haftada iki saat olan bir dersin kredisi iki, altı saat olanın kredisi ise altıdır."
-
[isim, ekonomi]
Borç ödemede güvenilir olma durumu
- TEVDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça tevdīʿ
-
[isim, eskimiş]
Emanet etme
-
[isim, eskimiş]
Emanet etme
- KÜRDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça kurdī
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde si bemol notasını andıran perde
-
Dügâh perdesindeki bir makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde si bemol notasını andıran perde
- HİNDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça hindī
-
[isim, hayvan bilimi]
Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü, kümes hayvanlarının en büyüğü; gülük, keloğlan (II), mısırtavuğu (Meleagris gallopavo)
- "Bu hindileri yiyen oradaki fakir fukara da müsteşar beye amma da dua etmiştir."
-
[sıfat]
Aptal, şaşkın olan
-
[isim, hayvan bilimi]
Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü, kümes hayvanlarının en büyüğü; gülük, keloğlan (II), mısırtavuğu (Meleagris gallopavo)
- TASDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça taṣdīʿ
-
[isim, eskimiş]
Baş ağrıtma, baş ağrısı verme
-
Can sıkma, tedirgin etme
-
[isim, eskimiş]
Baş ağrıtma, baş ağrısı verme
- BİNDİ
-
-
[isim]
Bakınız destek
-
[isim]
Bakınız destek
- CİDDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ciddī
-
[sıfat]
Şaka olmayan
- "İşin şakaya gelmediğini, verdiğim ciddi kararı çoktan öğrendiler şimdi..."
-
Bakınız ağırbaşlı
- "Ben onu pek ciddi bir genç olarak tanırım."
-
Titizlik gösterilen, önem verilen; önemlice, becit
- "Örneğin zorunlu bir mektup yazmak, sebze ayıklamak ya da ciddi bir konuşma çabucak sıkıyor beni."
-
Tehlikeli ve endişe verici olan
- "İstiklal Harbi sonunda ve 23 yaşında Çakırbeyli Çiftliği’ne dönen Menderes’in artık gelişme, pişme ve olgunlaşma devresine girdiği ve bu hâle, bir daha ciddi bir hastalık çekmemesi bakımından fiziğinin de iştirak ettiği bellidir."
-
Eğlendirme amacı gütmeyen
-
Gülmeyen
- "O, ciddi bir tavırla mühim bir şey anlatmaya hazırlanmış gibiydi."
-
Güvenilir, sağlam, önemli olan
- "Ciddi bir gazetede liyakatli, genç bir muharririn şu sözleri beni hâlâ düşündürüyor."
-
Bakınız gerçek
-
[zarf]
Önem vererek, gerçek olarak
- "'Ciddi mi söylüyorsun?' dememe kalmadan telefon kapandı."
-
[zarf]
Güvenilir bir biçimde
-
[zarf]
Gülmeden, surat asık biçimde
- "Çok ciddi durunca mükemmel olduklarını sanıyorlar."
-
[zarf]
Tehlikeli hâlde, endişe verici durumda
- "Hastalığımızın oldukça ciddi olduğuna işaret etmekten kendimizi alamadık."
-
[sıfat]
Şaka olmayan
- AMUDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿamūdī
-
[sıfat, eskimiş, matematik]
Bakınız dikey
-
[sıfat, eskimiş, matematik]
Bakınız dikey
- ABADİ
-
Kelime Kökeni: Farsça ābādį
-
[isim, eskimiş]
Bakınız abadi kâğıt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız abadi kâğıt
- EBEDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ebedī
- İVEDİ
-
- NAKDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça naḳdī
-
[sıfat]
Bakınız parasal
- "Ve bu nakdî fedakârlıkların yekûnuyla, dört beş aile rahat rahat geçinebilirdi."
-
[sıfat]
Bakınız parasal
- VERDİ
-
-
[isim, fizik]
Bir borudan bir saniyede geçen suyun miktarı
-
Bir iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı
-
[isim, fizik]
Bir borudan bir saniyede geçen suyun miktarı
- MEHDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mehdī
-
[sıfat]
Doğru yolda olan, hidayete ermiş olan
-
[sıfat]
Doğru yolda olan, hidayete ermiş olan
- ADEDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿadedī
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız sayıca
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız sayıca