Sonunda de olan 7 harfli 28 kelime var. DE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde de olan kelimeler listesine ya da başında de olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAOUNDE
- ...
- MAHMUDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Çit sarmaşığıgillerden, yaprakları ok ucu biçiminde, çiçekleri soluk sarı renkte, 50-100 cm boyunda, çok yıllık ve otsu bir bitki (Convolvulus scammonia)
- "İzmir mahmudesi. Halep mahmudesi."
-
Bu bitkinin köklerinden çıkarılan, hekimlikte kullanılan, reçineye benzer bir madde
-
[isim]
Çit sarmaşığıgillerden, yaprakları ok ucu biçiminde, çiçekleri soluk sarı renkte, 50-100 cm boyunda, çok yıllık ve otsu bir bitki (Convolvulus scammonia)
- RENCİDE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
İncinmiş, kalbi kırılmış
- "Seni rencide ettiysem özür dilerim, ben sadece bizim hassasiyetimizi anlamanı istedim." (Ahmet Ümit)
- "Bir dostluk havası içinde bile olsa ferdin şahsi hürriyeti ve şahsi vakarı bundan rencide oluyor." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
İncinmiş, kalbi kırılmış
- ÖĞLENDE
-
-
[zarf]
Öğle vakti
-
[zarf]
Öğle vakti
- BEYHUDE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Yararsız, anlamsız
- "Beyhude münakaşalar olacağını anladı." (Peyami Safa)
-
[zarf]
Boşuna
- "Beyhude kendini öldürteceksin." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[sıfat]
Yararsız, anlamsız
- İNDİNDE
-
-
[zarf]
Bir kimseye göre
- "Onun indinde varlığın, dirliğin, bir kara mangır kadar dahi hükmü olmadığını bilirlerdi." (Samiha Ayverdi)
-
Yanında
-
[zarf]
Bir kimseye göre
- ŞEHZADE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Padişahların ve oğullarının erkek çocuklarına verilen san
-
[isim]
Padişahların ve oğullarının erkek çocuklarına verilen san
- MÜSAADE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İzin, icazet, ruhsat
- "Rica ederim, bize artık müsaade edin!" (Osman Cemal Kaygılı)
-
Elverişli, uygun olma durumu
-
[isim]
İzin, icazet, ruhsat
- İLERİDE
-
-
[zarf]
Gelecekte, gelecek zamanda
- "Beni ileride okuyacak insanlar için yazdığıma inanmışımdır." (Salâh Birsel)
-
Ötede
- "En ileride, denize nazır olduğuna hükmettiği bir adanın önünde durdular." (Refik Halit Karay)
-
[zarf]
Gelecekte, gelecek zamanda
- SELZEDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse
-
[isim]
Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse
- GÖZÜNDE
-
-
(o kimseye) göre
- "İşkembe ayıklamaktan, bulaşık yıkamaktan göz açamıyordum." (Orhan Kemal)
- "Daha ileride denizin yüzünü birdenbire allak bullak eden akıntıya benzer bir çırpıntı oluyor, bu çırpıntı göz açıp kapayıncaya kadar kesiliyor." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Göz alabildiğine uzanan yeşil tepelerin, ruha ferahlık veren bir munis enginliği vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
- "Kocakarı yöntemlerine inanmayı göz ardı ettiğini söyleyemezdim." (Ayşe Kulin)
-
(o kimseye) göre
- ZİLKADE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ay takviminin on birinci ayı
-
[isim]
Ay takviminin on birinci ayı
- YERİNDE
-
-
[sıfat]
İyi, yeterli
- "Binbaşı, uzun boylu, ince yapılı, uzun kır bıyıklı, yaşlı ise de gücü yerinde, her işe eli yatan bir adam." (Memduh Şevket Esendal)
- "Hayatını değiştirme kararımı yerinde bulması beni de memnun etti." (Cahit Uçuk)
-
Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde
- "Yerinde konuşmak."
-
[zarf]
Durumunda
- "Sıkılacak ne var, doktor onun babası yerinde." (Memduh Şevket Esendal)
-
[sıfat]
İyi, yeterli
- NAZENDE
- ...
- GİTGİDE
-
-
[zarf]
Zaman ilerledikçe, giderek, gittikçe, ileride
- "Adem Ağaya gitgide bir çekingenlik geldi." (Falih Rıfkı Atay)
-
[zarf]
Zaman ilerledikçe, giderek, gittikçe, ileride
- GEÇENDE
-
-
[zarf]
Ne kadar geçtiği belli olmayan yakın bir zaman önce
-
[zarf]
Ne kadar geçtiği belli olmayan yakın bir zaman önce
- ALELADE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Her zaman görülen, olağan
- "Bu namaz, alelade bir ibadet değildi." (Ruşen Eşref Ünaydın)
-
Bayağı, sıradan
- "Aslında yılbaşı da her gün gibi alelade bir gündür." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Her zaman görülen, olağan
- DARENDE
- ...
- HANENDE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Şarkıcı
-
[isim]
Şarkıcı
- FERSUDE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Eskimiş, yıpranmış, aşınmış
-
[sıfat]
Eskimiş, yıpranmış, aşınmış