Sonunda de olan 7 harfli 28 kelime var. DE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde de olan kelimeler listesine ya da başında de olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İLERİDE

  1. [zarf] Gelecekte, gelecek zamanda
    • "Beni ileride okuyacak insanlar için yazdığıma inanmışımdır." (Salâh Birsel)
  2. Ötede
    • "En ileride, denize nazır olduğuna hükmettiği bir adanın önünde durdular." (Refik Halit Karay)

ZAHİRDE

  1. [zarf] Görünüşte
    • "Zahirde rezaletin devam etmesine mâni olmak istiyordu." (Mithat Cemal Kuntay)

GEÇENDE

  1. [zarf] Ne kadar geçtiği belli olmayan yakın bir zaman önce

BEYHUDE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Yararsız, anlamsız
    • "Beyhude münakaşalar olacağını anladı." (Peyami Safa)
  2. [zarf] Boşuna
    • "Beyhude kendini öldürteceksin." (Reşat Nuri Güntekin)

YAOUNDE
...
ALELADE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Her zaman görülen, olağan
    • "Bu namaz, alelade bir ibadet değildi." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  2. Bayağı, sıradan
    • "Aslında yılbaşı da her gün gibi alelade bir gündür." (Haldun Taner)

SELZEDE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse

GÖZÜNDE

  1. (o kimseye) göre
    • "İşkembe ayıklamaktan, bulaşık yıkamaktan göz açamıyordum." (Orhan Kemal)
    • "Daha ileride denizin yüzünü birdenbire allak bullak eden akıntıya benzer bir çırpıntı oluyor, bu çırpıntı göz açıp kapayıncaya kadar kesiliyor." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Göz alabildiğine uzanan yeşil tepelerin, ruha ferahlık veren bir munis enginliği vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Kocakarı yöntemlerine inanmayı göz ardı ettiğini söyleyemezdim." (Ayşe Kulin)

SİVİLDE
...
NAZENDE
...
RENCİDE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] İncinmiş, kalbi kırılmış
    • "Seni rencide ettiysem özür dilerim, ben sadece bizim hassasiyetimizi anlamanı istedim." (Ahmet Ümit)
    • "Bir dostluk havası içinde bile olsa ferdin şahsi hürriyeti ve şahsi vakarı bundan rencide oluyor." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

ÖĞLENDE

  1. [zarf] Öğle vakti

ZİLKADE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ay takviminin on birinci ayı

PERENDE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Havada çark gibi dönerek atılan takla
    • "Ali çocuk gibi perendeler atarak otlarla, yamaçlarla sarmaş dolaş oluyordu." (Halikarnas Balıkçısı)

YERİNDE

  1. [sıfat] İyi, yeterli
    • "Binbaşı, uzun boylu, ince yapılı, uzun kır bıyıklı, yaşlı ise de gücü yerinde, her işe eli yatan bir adam." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Hayatını değiştirme kararımı yerinde bulması beni de memnun etti." (Cahit Uçuk)
  2. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde
    • "Yerinde konuşmak."
  3. [zarf] Durumunda
    • "Sıkılacak ne var, doktor onun babası yerinde." (Memduh Şevket Esendal)

MUAHEDE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Antlaşma
    • "Osmanlılar 1681 muahedesiyle Moskova hükümdarının Çarlık unvanını ve Kudüs Ortodoks kilisesi üzerindeki himaye hakkını tanımışlardı." (Falih Rıfkı Atay)

GİTGİDE

  1. [zarf] Zaman ilerledikçe, giderek, gittikçe, ileride
    • "Adem Ağaya gitgide bir çekingenlik geldi." (Falih Rıfkı Atay)

MÜSAADE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İzin, icazet, ruhsat
    • "Rica ederim, bize artık müsaade edin!" (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Elverişli, uygun olma durumu

ŞEHZADE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Padişahların ve oğullarının erkek çocuklarına verilen san

BEYZADE

Kelime Kökeni : Türkçe

  1. [isim] Bey oğlu
    • "Ben beyzade, kişizade / Her türlü dertten topyekûn azade." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
  2. Soylu kimse
    • "Eşsiz bir beyzadeydi, zamanımızda artık benzeri çıkmıyor." (Atilla İlhan)
  3. Özenle büyütülmüş, nazlı kimse

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü