Başında de olan 5 harfli 62 kelime var. De ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde de olan kelimeler listesine ya da sonu de ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında de bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DEĞİL

  1. [isim] Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime
    • "Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu." (Tarık Buğra)
    • "Ben parasında değilim, yeter ki iyi bir şey olsun."

DENEY

  1. [isim] Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem, tecrübe
    • "... kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz." (Anayasa)
  2. Deneyim, tecrübe
    • "Herkesin kendi deneyi ile bildiği bir gerçek vardır." (Haldun Taner)

DENYO

  1. [sıfat] Dengesiz, delibozuk
  2. Sersem, budala
  3. [isim] Emanet, rehin, tutu

DESTE

  1. [isim] Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam
    • "Destenin en itibarlı kâğıtları, bilindiği gibi beyler yani aslar oluyor." (Haldun Taner)
  2. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri, kabza
  3. Aynı cinsten onluk bir küme
  4. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri

DEĞME

  1. [isim] Değmek işi, temas

DEYİŞ

  1. [isim] Deme, söyleme işi
    • "Peki deyişleri de akılları yattığı için değil, korkuları ağır bastığı için oldu." (Tarık Buğra)
  2. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup
  3. Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade
  4. Halk şiiri, halk türküsü
    • "Karacaoğlan'ı okudukça deyişin önemini daha iyi anlarız." (Nurullah ataç)
  5. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir tür beste

DEVAM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sürme, sürüp gitme, kesilmeme, bitmeme
    • "Bu teftiş üç gün üç gece devam etti." (Haldun Taner)
    • "Gençler, cesaretimizi takviye eden ve devam ettiren sizsiniz" (Atatürk)
  2. Bir yere belli bir amaçla, gereken zamanlarda gitme
    • "Devam zorunludur."
    • "Falanca kahveye mütekait memurlar devam eder." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
  3. Ek, parça
  4. [ünlem] "Kesme, sürdür" anlamında kullanılan bir söz

DEMRE
...
DEBBE

  1. [isim] Kulplu ve ağzı kapaklı bakırdan su kabı, güğüm

DEYİM

  1. [isim] Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir
    • "Bence ziyan olmuş, eski deyimi ile heder olmuş bir değerdir." (Haldun Taner)

DERYA

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Deniz
  2. Bilgili kimse
  3. Bir şeyin bol olduğu yer
    • "Kasaba baştan başa bir çamur deryası hâlini alır." (Sait Faik Abasıyanık)

DELHİ
...
DENİM

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Kot vb. yapımında kullanılan bir tür pamuklu kumaş

DEFİN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ölüyü gömme

DEŞME

  1. [isim] Deşmek işi

DERUN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İç, içeri, öz
  2. Gönül, yürek, ruh

DEMEÇ

  1. [isim] Yetkili bir kimsenin bir konuda yayın organlarına yaptığı açıklama, beyanat
    • "Yan tutmadan davranacağını ve davranılmasını isteyen demecini yaymıştı." (Tarık Buğra)

DERME

  1. [isim] Dermek işi
  2. Aynı türden bir araya getirilmiş şeylerin hepsi, koleksiyon

DELİK

  1. [isim] Dar, küçük açıklık
    • "İğne deliği. Burun deliği."
    • "O nasıl yarmıştı benim kafacığımı, şimdi de yakalasınlar kuyruğundan onu da tıksınlar deliğe." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Dar, küçük çukur
    • "Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Küçük hayvan yuvası
    • "Fare deliği."
  4. [sıfat] Delinmiş olan
    • "Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  5. Cezaevi

DENİZ

  1. [isim] Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi
    • "Biz tayfaları da deniz tuttu ama geminin doktoru bir defacık olsun, görünmedi." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Denizdeki balığın karada komisyonculuğunu yapıyorlardı." (Ercüment Ekrem Talu)
    • "Denize açıldıktan beş on gün sonra iki ciddi fırtına ile karşılaştım." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Bu su kütlesinin belirli bir parçası
    • "Marmara Denizi. Karadeniz."
  3. Aydaki düzlükler
  4. Geniş alan
  5. Çokluk, yoğunluk

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü