Başında dağ olan 8 harfli 13 kelime var. Dağ ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde dağ olan kelimeler listesine ya da sonu dağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında dağ bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Dağ Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A D Ğ
3 Harfli Kelimeler
DAĞ
2 Harfli Kelimeler
AD, AĞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DAĞLAMAK
-
-
[-i]
Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
-
Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak
- "Kızgın maşa demirini al da kollarını dağla dese dağlayacakmışım."
-
[mecaz]
Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak
- "Soğuk yüzünü dağladı. Biber ağzını dağladı."
-
[mecaz]
Acısı yüreğine işlemek
-
[-i]
Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
- DAĞARCIK
-
-
[isim]
Meşin torba
-
[müzik]
Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar; repertuvar
-
[ruh bilimi]
Bakınız bellek
- "Dağarcıklarındaki üç beş yüz kelimeye yeni duydukları sekiz onu da eklenince bu iş pekâlâ oluyordu."
-
[isim]
Meşin torba
- DAĞITMAK
-
-
[-i]
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak
- "Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı."
-
[-i, nesnesiz]
Belli bir orana göre bölüştürmek; tevzi etmek
- "Cebinden cüzdanını çıkarıp çocukları için harçlık dağıttı."
-
Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek
- "Selamlar dağıtarak telaşsız ve yorgun bana doğru yürüyordu."
-
Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak
- "Odayı dağıtmak. Kâğıtları dağıtmak."
-
[nesnesiz]
Bakınız ulaştırmak
-
[mecaz]
Yenilgiye uğratmak
-
[mecaz]
Bir topluluğun varlığına son vermek; feshetmek
- "Kooperatifi dağıttılar."
-
[mecaz]
Kurulu bir düzeni bozmak
-
[mecaz]
Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek
-
[nesnesiz, mecaz]
Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek
-
[nesnesiz, argo]
Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak
-
[-i]
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak
- DAĞLILIK
-
-
[isim]
Dağlı olma durumu
- "Bu duygu yalnız pratik bir zaruret karşılaması düşüncesinden ziyade atavizm yolu ile kendilerine geçen dağlılık ananesinin ilhamından doğmuştu."
-
[isim]
Dağlı olma durumu
- DAĞALASI
- ...
- DAĞLANIŞ
-
-
[isim]
Dağlanmak işi
- "Bu yanış, bu dağlanış anlatılmaz dostlarım."
-
[isim]
Dağlanmak işi
- DAĞLANMA
-
-
[isim]
Dağlanmak işi
-
[isim]
Dağlanmak işi
- DAĞLAYIŞ
-
-
[isim]
Dağlamak işi
-
[isim]
Dağlamak işi
- DAĞILMAK
-
-
[nesnesiz]
Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak
- "Zaten arkadaşlarımın her biri bir yana dağılmıştı,"
-
Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek
-
Parçalanarak yayılmak, ufalanmak
- "Kentin eski merkezindeki evler kendiliğinden yıkılıyor, bahçe duvarları dökülüp dağılıyordu."
-
Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak
- "Siyah saçları hare hare suyun yüzüne dağıldı."
-
[mecaz]
Birliği, beraberliği bozulmak
- "Golü yiyince takım dağıldı. Babanın ölümünden sonra aile dağıldı."
-
[mecaz]
Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak; fesholunmak, münfesih olmak
-
[mecaz]
Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak
-
[nesnesiz]
Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak
- DAĞLATIŞ
-
-
[isim]
Dağlatmak işi
-
[isim]
Dağlatmak işi
- DAĞCILIK
-
-
[isim, spor]
Dağa tırmanma sporu; alpinizm
- "Bugün dağa, yalnız kendine ve dağcılığına güvenen gözü pek dağcılar geliyor."
-
[isim, spor]
Dağa tırmanma sporu; alpinizm
- DAĞLATMA
-
-
[isim]
Dağlatmak işi
-
[isim]
Dağlatmak işi
- DAĞITICI
-
-
[isim]
Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse; müvezzi
-
Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş; distribütör
-
[teknik]
Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt; distribütör
-
[sıfat]
Elektrik, sinyal, ses vb.ni birden fazla hedefe ayrı ayrı ileten
-
[isim]
Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse; müvezzi