Başında da olan 7 harfli 87 kelime var. Da ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde da olan kelimeler listesine ya da sonu da ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında da bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A D Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AD
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DAMITIM
-
-
[isim]
Damıtma işi
-
[isim]
Damıtma işi
- DAĞITIK
-
-
Kendinden geçmiş, sarhoş
- "Polis, dağıtık gazino müşterisini derdest edip götürdü."
-
Kendinden geçmiş, sarhoş
- DAĞITIM
-
-
[isim]
Dağıtma işi, tevzi
- "Kitap dağıtımı."
-
Bir merkezden çeşitli yerlere gönderme işi
- "Gaz dağıtımı."
-
[isim]
Dağıtma işi, tevzi
- DADAİST
- ...
- DAYATIŞ
-
-
[isim]
Dayatma işi veya biçimi
-
[isim]
Dayatma işi veya biçimi
- DAİREVİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Dairesel
-
[sıfat]
Dairesel
- DAMARLI
-
-
[sıfat]
Damarı olan
- "Damarlı mermer."
-
Damarı gözle görülecek kadar kabarmış olan
- "Damarlı el."
-
[sıfat]
Damarı olan
- DALÖĞLE
-
-
[isim]
Tam öğle zamanı
-
[isim]
Tam öğle zamanı
- DAYATMA
-
-
[isim]
Dayatmak işi, empoze etme
- "Motorlu birlikler bu memleketi, hiçbir dayatmaya uğramaksızın işgal ediverince hayretten donakaldı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Dayatmak işi, empoze etme
- DAĞLAĞI
-
-
[isim]
Dağlama aracı
-
[isim]
Dağlama aracı
- DAĞDAĞA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gürültü, patırtı, telaş, karmakarışık durum, sıkıntı
- "Hayat mütemadi ihtiyaçları yerine getirmeye uğraşmaktan ibaret çetin bir dağdağa." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Gürültü, patırtı, telaş, karmakarışık durum, sıkıntı
- DAYAMAK
-
-
[-i]
Yaslamak
- "Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı." (Ömer Seyfettin)
- "Karyolalar, koltuklar, kanepelerle dayayıp döşemek lazım." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak
- "Kürekleri iskeleye dayayarak bütün hızıyla itti." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak
- "Mektubu gözüne dayadı. Bıçağı göğsüne dayadı."
-
[-e]
Varmak, ulaşmak
-
Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak
-
[-e]
Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek
- "Tezgâha giden garson, önüme koca bir kadeh rakı dayadı." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[-i]
Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak
-
[-i]
Yaslamak
- DAĞINIK
-
-
[sıfat]
Geniş bir alana yayılmış olan
-
Bir arada olmayan, birbiriyle bağlantısız
-
Düzeni bozuk, düzensiz, karışık
- "Kadın yatağın içinde saçları dağınık, dimdik oturuyordu." (Peyami Safa)
-
Hoş görünmeyen, uyumsuz
- "Bağırarak konuşmaktan hoşlanmaz, dağınık kıyafetle, kocasına bile görünmez bir kadın." (Memduh Şevket Esendal)
-
Düşüncelerini toparlayamayan
- "Şu anda kafam çok dağınık."
-
[sıfat]
Geniş bir alana yayılmış olan
- DAYAYIŞ
-
-
[isim]
Dayama işi veya biçimi
- "Bu kadının başını bahriye neferinin göğsüne öyle dayayışı var ki pek hoşuma gidiyor." (Peyami Safa)
-
[isim]
Dayama işi veya biçimi
- DAĞINTI
-
-
[isim]
Karışık, gelişigüzel atılmış öteberi
-
[isim]
Karışık, gelişigüzel atılmış öteberi
- DAĞBAŞI
-
-
[isim]
Issız yer
- "Dağ başında gece yarısı beni kim görmek isteyebilir?" (Memduh Şevket Esendal)
-
Devletin koyduğu yasaların işletilmediği yer
-
[isim]
Issız yer
- DANSSIZ
-
-
[sıfat]
Dansı olmayan, dans edilmeyen
-
[sıfat]
Dansı olmayan, dans edilmeyen
- DALANMA
-
-
[isim]
Dalanmak işi
-
[isim]
Dalanmak işi
- DADAİZM
- ...
- DALLAMA
-
-
[isim]
Dallamak işi
-
[sıfat]
Aptal, enayi
-
[isim]
Dallamak işi