Başında d olan 8 harfli 621 kelime var. D harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde d harfi olan kelimeler listesine ya da sonu d harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında d bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DEJENERE
-
Kelime Kökeni: Fransızca dégénéré
- DOKSANAR
-
-
[sıfat]
Doksan sıfatının üleştirme sayı sıfatı
-
Her birine doksan, her defasında doksanı bir arada olan
-
[sıfat]
Doksan sıfatının üleştirme sayı sıfatı
- DEĞİMSİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız liyakatsiz
-
[sıfat]
Bakınız liyakatsiz
- DALANMAK
-
-
[nesnesiz]
Dalama işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Dalama işine konu olmak
- DİKLENİŞ
-
-
[isim]
Diklenmek işi
-
[isim]
Diklenmek işi
- DORUKSUZ
-
-
[sıfat]
Doruğu olmayan
-
[sıfat]
Doruğu olmayan
- DALÖĞLEN
-
-
[zarf]
Bakınız dalöğle
- "Dalöğlen köy içinde hükûmetin ormancısına yakalanacak kadar enayi değilim."
-
[zarf]
Bakınız dalöğle
- DEMLENME
-
-
[isim]
Demlenmek işi
-
[isim]
Demlenmek işi
- DARALTMA
-
-
[isim]
Daraltmak işi
-
[isim]
Daraltmak işi
- DENEMECİ
-
-
[isim]
Deneme yazarı
- "Nerede o eski denemeciler, ağızlarından bal damlayan söyleşiciler?"
-
[isim]
Deneme yazarı
- DUMANSIZ
-
-
[sıfat]
Dumanı olmayan, duman çıkarmayan
- "Dumansız barut."
-
[sıfat]
Dumanı olmayan, duman çıkarmayan
- DOĞANŞAR
-
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
- DEFETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça defʿ + Türkçe etmek
-
[nesnesiz]
Bakınız kovmak
- "Eğer buraya karşı bir tecavüze kalkışırlarsa defedeceğim."
-
[-i]
Bakınız savmak
- "Tedhiş kasırgasını üzerlerinden defetmek için hiçbir gösterişi esirgemediler."
-
Bakınız savuşturmak
-
[nesnesiz]
Bakınız kovmak
- DİŞLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin bir parçasını ısırmak veya koparmak
- "Ağızlarına attıkları üzüm tanelerini dişleyip ilk yudumları içtikten sonra birbirlerine baktılar."
-
[-i]
Bir şeyin bir parçasını ısırmak veya koparmak
- DÜŞÜRTME
-
-
[isim]
Düşürtmek işi
-
[isim]
Düşürtmek işi
- DİRLİKÇİ
-
-
[isim, tarih]
Dirlik sahibi olan kimse
- "İlk dirlikçi aza kanaat eden, gözü toprakta olmayan, millet fedaisi bir halk memuru alptır."
-
[isim, tarih]
Dirlik sahibi olan kimse
- DÖŞEMSİZ
-
-
[sıfat]
Döşemi olmayan
-
[sıfat]
Döşemi olmayan
- DEMBEDEM
-
Kelime Kökeni: Farsça dembedem
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız ara sıra
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız ara sıra
- DÜŞLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi, bir kimseyi, bir durumu istenilen biçimde tasarlamak, zihinde canlandırmak
- "Sanırım o gece de alttan alta hep bunu düşlüyordum."
-
[-i]
Bir şeyi, bir kimseyi, bir durumu istenilen biçimde tasarlamak, zihinde canlandırmak
- DOLANMAK
-
-
[-e]
Bir şeyin çevresine sarılmak
- "Kocasının kolu beline bir kobra gibi dolanmış, ince kaburgalarını birbirine geçirecek gibi sıkıyordu."
-
[nesnesiz]
Bir şeyin çevresinde dönmek, gezmek, dolaşmak
- "Arkadan dolanıp uzaktan gözetleyecekti çeşmeyi."
-
[nesnesiz]
Bakınız dolaşmak
-
[-de]
Gelişigüzel gezmek
- "Kızlarının, gelinlerinin evleri arasında dolanıyor, hep evini, komşularını arıyordu."
-
[-e]
Bir şeyin çevresine sarılmak