Başında d olan 7 harfli 515 kelime var. D harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde d harfi olan kelimeler listesine ya da sonu d harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında d bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DEPLASE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
"Yerini değiştirmek" anlamında deplase etmek ve "yeri değişmek" anlamında deplase olmak anlamında geçer
-
[sıfat]
"Yerini değiştirmek" anlamında deplase etmek ve "yeri değişmek" anlamında deplase olmak anlamında geçer
- DEŞİLME
-
-
[isim]
Deşilmek işi
-
[isim]
Deşilmek işi
- DESTARİ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Sarıkla ilgili
-
[isim]
Sarık yapan kimse
-
[sıfat]
Sarıkla ilgili
- DÜRTMEK
-
-
[-i]
Ucu sivri bir şeyle veya elle hafifçe itmek
- "Bir parça uyuşup dalar gibi olmuşsun, derken seni birdenbire dürtüp uyandırıyorlar." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Değmek, dokunmak
-
İstenilen şeyi yaptırmak için birine kışkırtıcı söz söylemek, tahrik etmek
-
Uyarmak, ikaz etmek
-
[-i]
Ucu sivri bir şeyle veya elle hafifçe itmek
- DEREOTU
-
-
[isim]
Maydanozgillerden, ince yapraklı, bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki (Anethum)
-
[isim]
Maydanozgillerden, ince yapraklı, bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki (Anethum)
- DURADUR
- ...
- DERSLİK
-
-
[isim]
Sınıf, dershane
-
[sıfat]
Ders saati süresine uygun
- "Anlatılacak bir derslik konu kaldı."
-
[isim]
Sınıf, dershane
- DEBDEBE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Görkem
- "Bir Tanzimat konağının şaşırtıcı debdebesi içinden bu küçük eve düşmüştü." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
-
[isim]
Görkem
- DEDİRME
-
-
[isim]
Dedirmek işi
-
[isim]
Dedirmek işi
- DİZİMLİ
- ...
- DUYURMA
-
-
[isim]
Duyurmak işi
-
[isim]
Duyurmak işi
- DAĞDAĞA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gürültü, patırtı, telaş, karmakarışık durum, sıkıntı
- "Hayat mütemadi ihtiyaçları yerine getirmeye uğraşmaktan ibaret çetin bir dağdağa." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Gürültü, patırtı, telaş, karmakarışık durum, sıkıntı
- DÖNEKÇE
-
-
[sıfat]
Dönek gibi
-
Döneğe yakışacak biçimde
-
[sıfat]
Dönek gibi
- DÜĞÜNCÜ
-
-
[isim]
Düğün sahibi, toycu
-
Düğün çağrıcısı
-
Düğüne katılan kimse
- "Düğüncüler akşama kadar güneş altında pişmiş, bıkmış, yanmış oldukları için rakı sofrasına pekçe sokuldular." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Düğün sahibi, toycu
- DÜZLEME
-
-
[isim]
Düzlemek işi, tesviye
-
[isim]
Düzlemek işi, tesviye
- DANIŞMA
-
-
[isim]
Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret
- "Bu civarda her kim ki başı sıkışır, ona danışmaya gelir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Danışılan yer, müracaat, enformasyon
- "Aşağıdaki kapıcı soruyor, danışmadaki şişman kız soruyor." (Atilla İlhan)
-
[isim]
Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret
- DÜZENCE
-
-
[isim]
Sıkı düzen, disiplin
-
[isim]
Sıkı düzen, disiplin
- DAĞBAŞI
-
-
[isim]
Issız yer
- "Dağ başında gece yarısı beni kim görmek isteyebilir?" (Memduh Şevket Esendal)
-
Devletin koyduğu yasaların işletilmediği yer
-
[isim]
Issız yer
- DUBLEKS
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
İçinden merdivenli, iki katlı (ev)
-
[sıfat]
İçinden merdivenli, iki katlı (ev)
- DAĞITIK
-
-
Kendinden geçmiş, sarhoş
- "Polis, dağıtık gazino müşterisini derdest edip götürdü."
-
Kendinden geçmiş, sarhoş