Başında d olan 5 harfli 318 kelime var. D harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde d harfi olan kelimeler listesine ya da sonu d harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında d bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DATÇA
...
DOLGU

  1. [isim] Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde
    • "Diş dolgusu."
  2. Toprak doldurma işlemi
  3. Bu işlemin sonucu
  4. Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme

DUVAK

  1. [isim] Gelinin başını, bazen de yüzünü örten dantel veya tülden örtü
  2. Küp, tandır, baca vb.nin taş veya topraktan yapılmış kapağı
  3. Yeni doğan bazı bebeklerin doğduğu zaman başlarını çevreleyen zar

DEĞİM

  1. [isim] Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye hak kazandıran durumu, liyakat

DİYOT
...
DERUN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İç, içeri, öz
  2. Gönül, yürek, ruh

DAĞAR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap
  2. Dağarcık
    • "Daldırın elinizi onun özdeyiş dağarına, her duruma uygun formüller bulabilirsiniz." (Haldun Taner)

DULDA

  1. [isim] Yağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer, siper
    • "Demirkır, güney tepelerinin duldalarına çektiği atları gece yarısına doğru yeniden ovaya indirdi." (Abbas Sayar )
    • "Bulgar dağında yatarım / Yorganı dulda tutarım." (Halk türküsü)
  2. Esirgeme, koruma, himaye
    • "Yiğit duldasında yiğit saklanır." (Karacaoğlan)

DALAŞ

  1. [isim] Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma

DİNGO
...
DÜŞEY

  1. [sıfat] Yer çekimi doğrultusunda olan, şakuli
    • "Çekül bir düşey doğrultuyu gösterir."

DÜZEN

  1. [isim] Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem
    • "Onun kendi yaşayışına yeni bir düzen vermesi gerekiyordu." (Tarık Buğra)
    • "Yatak odasını düzene sokmakla meşguldü." (Refik Halit Karay)
  2. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması
    • "Ağaçlarla evler arasında bir düzen kurmadıkça bir şehrin tadı tuzu kalır mı?" (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
    • "Şu sazıma bir düzen ver." (Âşık Ali İzzet Özkan)
  3. Yerleştirme, tertip
    • "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim
  5. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo
  6. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo
  7. Dolap, hile
    • "Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak." (Ercüment Ekrem Talu)
  8. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort
  9. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri
    • "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var." (Nezihe Meriç)
  10. Alet edevat takımı
  11. Bez dokuma tezgâhı

DARCA

  1. [sıfat] Biraz dar, pek geniş olmayan

DUMUR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Körelme
    • "Aşk, bende öyle dumura uğramış bir duygu ki sevmek hasretini bile duyamıyorum." (Reşat Nuri Güntekin)

DEMİR

  1. [isim] Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe)
    • "Artık demir almak günü gelmişse zamandan / Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Açıkta demir atmış kotrayı görüyor musun?" (Falih Rıfkı Atay)
    • "Ben akide yemedim, gönlümde yumuşaklık yok, midem demir gibi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "Demirlerini tarayan hurda harami gemileri karaya vuruyordu." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
  2. [sıfat] Bu elementten yapılmış
    • "Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular." (Peyami Safa)
    • "Demir gibi kolları vardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Bu elementten yapılmış parça
    • "Ocak demiri. Kapı demiri. Pencere demiri."
  4. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça
  5. [sıfat] Güçlü, kuvvetli, sert
    • "O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu." (Sait Faik Abasıyanık)
  6. Çıpa

DOLAM

  1. [isim] Dolama işinin her defası
    • "Bu sargı ancak üç dolam dolanabilir."
  2. [sıfat] Bir kez dolanacak miktarda olan
    • "Beş dolam kuşak."

DİDİM
...
DİREK

  1. [isim] Ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek
    • "Kayıkçı yelkeni açmak için ilkin direği yerine oturtmalıdır." (Salâh Birsel)
  2. Sütun

DURAK

  1. [isim] Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer
    • "İlk durakta otobüsten atlayarak geriye döndüm." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Konuşmada, anlamın gerektirdiği biçimde kelimeler arasındaki ses kesintisi
  3. Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleri
  4. Bir ölçü uzunluğunda susma
  5. Cümle sonundaki nokta

DÜVEL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Devletler

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü