Başında dü olan 8 harfli 56 kelime var. Dü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde dü olan kelimeler listesine ya da sonu dü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında dü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÜZELTİM
-
-
[isim]
Düzeltmek işi
- "Bir dilde düzeltim, kimi zaman da reform gereksemesinin birçok nedenleri olabilir."
-
[isim]
Düzeltmek işi
- DÜNYALIK
-
-
[isim]
Geçimi sağlayan para, mal mülk gibi şeylerin tümü
-
[isim]
Geçimi sağlayan para, mal mülk gibi şeylerin tümü
- DÜZELTİŞ
-
-
[isim]
Düzeltmek işi
- "Çirkinliği sezişim ve düzeltişim o kadar hoşuna gidiyor ki beni göğsüne basıyor ve iftihar gözyaşları döküyor."
-
[isim]
Düzeltmek işi
- DÜZTABAN
-
-
[isim, anatomi]
Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk
-
[sıfat]
Tabanı kemerli olmayan, düz olan (kimse)
-
Dar tabanlı bir rende türü
-
[sıfat, mecaz]
Uğursuz olan
-
[isim, anatomi]
Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk
- DÜZELTME
-
-
[isim]
Düzeltmek işi
-
Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik; ıslahat, reform
-
Bakınız düzelti
-
[isim]
Düzeltmek işi
- DÜZLEMEK
-
-
[-i]
Düz duruma getirmek; tesviye etmek
-
[-i]
Düz duruma getirmek; tesviye etmek
- DÜMBELEK
-
Kelime Kökeni: Farsça dunbek
-
[isim]
Ağzına deri gerilmiş, çanak biçiminde, darbukaya benzer bir tür çalgı; dümbüldek
- "Biri avurtlarını şişirip dümbelek çalmaya, diğeri zurna üflemeye başlar."
-
[sıfat]
Anlayışsız ve sersem (kimse)
-
[isim]
Ağzına deri gerilmiş, çanak biçiminde, darbukaya benzer bir tür çalgı; dümbüldek
- DÜŞLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi, bir kimseyi, bir durumu istenilen biçimde tasarlamak, zihinde canlandırmak
- "Sanırım o gece de alttan alta hep bunu düşlüyordum."
-
[-i]
Bir şeyi, bir kimseyi, bir durumu istenilen biçimde tasarlamak, zihinde canlandırmak
- DÜĞÜNSÜZ
-
-
[zarf]
Düğün olmadan, düğün yapmadan
- "Evlenme çağına girmiş kızlar da eksik değildi, işleri ortadan kaldırınca gelen güz düğünsüz de geçmeyecekti."
-
[sıfat]
Düğünü olmayan
-
[zarf]
Düğün olmadan, düğün yapmadan
- DÜZLEMLİ
-
-
[sıfat]
Düzlemi olan
-
[sıfat]
Düzlemi olan
- DÜZENBAZ
-
Kelime Kökeni: Türkçe düzen + Farsça -bāz
-
[sıfat]
Yalan dolanla iş gören, çıkarı için hile yapan; entrikacı, dessas, dubaracı, kampanacı
-
[sıfat]
Yalan dolanla iş gören, çıkarı için hile yapan; entrikacı, dessas, dubaracı, kampanacı
- DÜNYAEVİ
-
-
[isim, mecaz]
Bakınız evlilik
- "Kuşlar yuva, dünyaevi yatak, dünya kapılarında yavrular kundak bekliyordu."
-
[isim, mecaz]
Bakınız evlilik
- DÜŞÜRMEK
-
-
[-e]
Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak
- "Ben şimdi buracıkta tarağımı düşürmüşüm, gördünüz mü?"
-
[-i]
Değerini, fiyatını indirmek
-
[-i]
Hızını, gücünü azaltmak
-
[nesnesiz]
Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak
- "Çocuk solucan düşürüyor."
-
[-i]
Görevi bıraktırmak
- "Bakanlar kurulunu düşürmek."
-
Bir şeye uğratmak
- "Tehlikeye düşürmek."
-
[-i, -den]
Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek
-
[-i]
Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak
- "Annemi verem iyiden iyiye düşürmüştü."
-
[-e]
Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak
- DÜĞÜRCÜK
-
-
[isim, ağızlardan]
İnce bulgur
-
[isim, ağızlardan]
İnce bulgur
- DÜZGÜNCE
-
-
[zarf]
Düzgün bir biçimde
- "Üstlerindekini çıkarıp düzgünce katlayarak koymaları beklenemezdi onlardan."
-
[sıfat]
Biraz düzgün
- "İncerek, uzunca boylu, düzgünce yüzlü, sessiz, terbiyeli bir oğlan."
-
[zarf]
Düzgün bir biçimde
- DÜŞÜNMEK
-
-
[-i]
Aklından geçirmek, göz önüne getirmek; kurmak
- "Ben şimdi o güzel çehreden başka / Ne bir yüz düşünür ne hatırlarım"
-
[-de]
Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak; muhakeme etmek
- "Türlü şiir anlayışları üzerinde düşünmüş, zaman zaman türlü şairleri sevmiştir."
-
[nesnesiz]
Zihniyle arayıp bulmak
- "Bu iş için ben bir çare düşündüm."
-
Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak
- "Durmadan geziyorsun, biraz da derslerini düşün."
-
Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek
- "Benim kayısılara müşteri çıkmam ihtimalini düşünmüştü."
-
Bakınız tasarlamak
- "Yola çıkmayı düşünüyorum."
-
[nesnesiz]
Birisi veya bir şey için kaygılanmak
- "Bu kadar düşünme, elbette bir çare bulunur."
-
[-i]
Aklından geçirmek, göz önüne getirmek; kurmak
- DÜĞÜMCÜK
-
-
[isim]
Ufak düğüm
-
[tıp]
Canlılarda görülen yuvarlak veya oval küçük yumru; nodül
-
[isim]
Ufak düğüm
- DÜZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Düzme işine konu olmak veya düzme işi yapılmak
-
[nesnesiz]
Düzme işine konu olmak veya düzme işi yapılmak
- DÜZLEŞME
-
-
[isim]
Düzleşmek durumu
-
[isim]
Düzleşmek durumu
- DÜĞMESİZ
-
-
[sıfat]
Düğmesi olmayan
- "Üstüne boynundan geçen, düğmesiz, yamalı ve partal bir yelek geçirmiş."
-
Düğme ile tutturulamayan
-
[sıfat]
Düğmesi olmayan