Başında dü olan 8 harfli 56 kelime var. Dü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde dü olan kelimeler listesine ya da sonu dü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında dü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DÜZELTİM

  1. [isim] Düzeltmek işi
    • "Bir dilde düzeltim, kimi zaman da reform gereksemesinin birçok nedenleri olabilir." (Fahir İz)
DÜNYALIK

  1. [isim] Geçimi sağlayan para, mal mülk gibi şeylerin tümü
DÜZELTİŞ

  1. [isim] Düzeltmek işi
    • "Çirkinliği sezişim ve düzeltişim o kadar hoşuna gidiyor ki beni göğsüne basıyor ve iftihar gözyaşları döküyor." (Necip Fazıl Kısakürek)
DÜZTABAN

  1. [isim, anatomi] Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk
  2. [sıfat] Tabanı kemerli olmayan, düz olan (kimse)
  3. Dar tabanlı bir rende türü
  4. [sıfat, mecaz] Uğursuz olan
DÜZELTME

  1. [isim] Düzeltmek işi
  2. Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik; ıslahat, reform
  3. Bakınız düzelti
DÜZLEMEK

  1. [-i] Düz duruma getirmek; tesviye etmek
DÜMBELEK

Kelime Kökeni: Farsça dunbek

  1. [isim] Ağzına deri gerilmiş, çanak biçiminde, darbukaya benzer bir tür çalgı; dümbüldek
    • "Biri avurtlarını şişirip dümbelek çalmaya, diğeri zurna üflemeye başlar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [sıfat] Anlayışsız ve sersem (kimse)
DÜŞLEMEK

  1. [-i] Bir şeyi, bir kimseyi, bir durumu istenilen biçimde tasarlamak, zihinde canlandırmak
    • "Sanırım o gece de alttan alta hep bunu düşlüyordum." (Adalet Ağaoğlu)
DÜĞÜNSÜZ

  1. [zarf] Düğün olmadan, düğün yapmadan
    • "Evlenme çağına girmiş kızlar da eksik değildi, işleri ortadan kaldırınca gelen güz düğünsüz de geçmeyecekti." (Cengiz Dağcı)
  2. [sıfat] Düğünü olmayan
DÜZLEMLİ

  1. [sıfat] Düzlemi olan
DÜZENBAZ

Kelime Kökeni: Türkçe düzen + Farsça -bāz

  1. [sıfat] Yalan dolanla iş gören, çıkarı için hile yapan; entrikacı, dessas, dubaracı, kampanacı
DÜNYAEVİ

  1. [isim, mecaz] Bakınız evlilik
    • "Kuşlar yuva, dünyaevi yatak, dünya kapılarında yavrular kundak bekliyordu." (Arif Nihat Asya)
DÜŞÜRMEK

  1. [-e] Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak
    • "Ben şimdi buracıkta tarağımı düşürmüşüm, gördünüz mü?" (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [-i] Değerini, fiyatını indirmek
  3. [-i] Hızını, gücünü azaltmak
  4. [nesnesiz] Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak
    • "Çocuk solucan düşürüyor."
  5. [-i] Görevi bıraktırmak
    • "Bakanlar kurulunu düşürmek."
  6. Bir şeye uğratmak
    • "Tehlikeye düşürmek."
  7. [-i, -den] Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek
  8. [-i] Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak
    • "Annemi verem iyiden iyiye düşürmüştü." (Yahya Kemal Beyatlı)
DÜĞÜRCÜK

  1. [isim, ağızlardan] İnce bulgur
DÜZGÜNCE

  1. [zarf] Düzgün bir biçimde
    • "Üstlerindekini çıkarıp düzgünce katlayarak koymaları beklenemezdi onlardan." (İnci Aral)
  2. [sıfat] Biraz düzgün
    • "İncerek, uzunca boylu, düzgünce yüzlü, sessiz, terbiyeli bir oğlan." (Memduh Şevket Esendal)
DÜŞÜNMEK

  1. [-i] Aklından geçirmek, göz önüne getirmek; kurmak
    • "Ben şimdi o güzel çehreden başka / Ne bir yüz düşünür ne hatırlarım" (Necmettin Halil Onan)
  2. [-de] Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak; muhakeme etmek
    • "Türlü şiir anlayışları üzerinde düşünmüş, zaman zaman türlü şairleri sevmiştir." (Orhan Veli Kanık)
  3. [nesnesiz] Zihniyle arayıp bulmak
    • "Bu iş için ben bir çare düşündüm."
  4. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak
    • "Durmadan geziyorsun, biraz da derslerini düşün."
  5. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek
    • "Benim kayısılara müşteri çıkmam ihtimalini düşünmüştü." (Reşat Nuri Güntekin)
  6. Bakınız tasarlamak
    • "Yola çıkmayı düşünüyorum."
  7. [nesnesiz] Birisi veya bir şey için kaygılanmak
    • "Bu kadar düşünme, elbette bir çare bulunur."
DÜĞÜMCÜK

  1. [isim] Ufak düğüm
  2. [tıp] Canlılarda görülen yuvarlak veya oval küçük yumru; nodül
DÜZÜLMEK

  1. [nesnesiz] Düzme işine konu olmak veya düzme işi yapılmak
DÜZLEŞME

  1. [isim] Düzleşmek durumu
DÜĞMESİZ

  1. [sıfat] Düğmesi olmayan
    • "Üstüne boynundan geçen, düğmesiz, yamalı ve partal bir yelek geçirmiş." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Düğme ile tutturulamayan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü