Başında dü olan 5 harfli 42 kelime var. Dü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde dü olan kelimeler listesine ya da sonu dü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında dü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÜBEŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça dū + Türkçe beş
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan her ikisinin de beş benekli yüzünün üste gelmesi
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan her ikisinin de beş benekli yüzünün üste gelmesi
- DÜZEN
-
-
[isim]
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum; nizam, sistem
- "Bilhassa toprak ve silah meselelerinin bir düzene konmasını, hem de tezelden istediler."
-
Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanmış hâli; konsept
-
Sıralanış biçimi; tertip, kombinasyon
- "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır."
-
Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi; rejim
-
[mecaz]
Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar; komplo
-
[mecaz]
Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan; dolap, fırıldak, kapan (I), kapanca (I), komplo, üçkâğıt
-
[müzik]
Bakınız akort
-
[toplum bilimi]
Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri
- "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var."
-
[ağızlardan]
Alet edevat takımı
-
[ağızlardan]
Bez dokuma tezgâhı
-
[isim]
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum; nizam, sistem
- DÜLEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Olmamış kavun veya karpuz
-
İyi cins bir kavun
-
Armut gibi ve zehirli meyvesi olan yabani bir bitki
-
[isim, ağızlardan]
Olmamış kavun veya karpuz
- DÜZEM
-
- DÜNYA
-
Kelime Kökeni: Arapça dunyā
-
[isim]
İnsanoğlunun üzerinde yaşadığı toprak ve denizlerin tümü; acun, yeryüzü, küre (I), âlem, arz (III), cihan, darıdünya, devran, zemin
-
Bakınız çevre
- "Biz dünyadan ayrı yaşarken dünya epey değişmiş."
-
İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu
- "Batı dünyası. Doğu dünyası."
-
Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler; camia
- "Ressamlar dünyasında onun yeri ayrıdır."
-
[zamir]
Bütün insanlar
- "Dünyaya rezil oldu."
-
[mecaz]
Duygu, düşünce ve hayal âlemi; diyar
- "Köprüye kadar kendi dünyaları içinde ne tatlı, ne özlü konuşurlardı."
-
[isim]
İnsanoğlunun üzerinde yaşadığı toprak ve denizlerin tümü; acun, yeryüzü, küre (I), âlem, arz (III), cihan, darıdünya, devran, zemin
- DÜRTÜ
-
-
[isim, ruh bilimi]
Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim
- "Sevgi bir dürtüdür."
-
[isim, ruh bilimi]
Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim
- DÜŞÇÜ
-
-
[sıfat]
Düşleyen
- "Ancak onun gibi düşçü olanların yapabileceği bir atılımla gönüllü yazılmasını minnet ve şükranla karşıladı."
-
[sıfat]
Düşleyen
- DÜBEL
-
Kelime Kökeni: Almanca Dubel
-
[isim]
Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva
-
Çapları 4-20 milimetre olan, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela
-
[isim]
Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva
- DÜĞÜM
-
-
[isim]
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum; düğmük
-
[mecaz]
Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum
-
[bilişim]
Bilgisayar ağındaki tüm birimler tarafından ortak olarak yararlanılan sunucu; bilgisayar, yazıcı, çizici vb. birim
-
[edebiyat]
Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru
-
[fizik]
Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri
- "Ardışık iki düğüm arası bir yarım dalga uzunluğudur."
-
[isim]
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum; düğmük
- DÜĞÜN
-
-
[isim]
Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence; toy (II), cemiyet
- "Babam düğünün savaştan sonraya kalmasını uygun görmüş."
-
[mecaz]
Bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören
-
[isim]
Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence; toy (II), cemiyet
- DÜĞME
-
-
[isim]
Giyecek, yorgan vb.nin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı
- "Sımsıkı bağlanmış bir örme kese çıkarıyor, birer birer düğmelerini çözüyor."
-
Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça
- "Radyonun düğmesi."
-
[hayvan bilimi]
Üst deri altındaki kıkırdak ve yağdan oluşmuş düğme biçimindeki çıkıntı
- "Kalkan balığının düğmeleri."
-
[isim]
Giyecek, yorgan vb.nin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı
- DÜDÜK
-
-
[isim]
İçinden hava veya buhar geçirildiğinde keskin ses çıkaran ve işaret vermek için kullanılan araç
- "Derinlerden gelen kesik düdük sesleri arasında, evimin ve çocuklarımın çığlığını yakalamak için bir hayli uğraştım."
-
Taşıtlarda karşı tarafı uyaran korna
-
[sıfat, argo]
Akılsız, boş kafalı olan
-
[isim]
İçinden hava veya buhar geçirildiğinde keskin ses çıkaran ve işaret vermek için kullanılan araç
- DÜZCE
-
-
[sıfat]
Oldukça düz
- "Düzce bir çizgide olurdu bazen de adımları."
-
[sıfat]
Oldukça düz
- DÜVER
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız mertek
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız mertek
- DÜYUN
-
Kelime Kökeni: Arapça duyūn
-
[isim, eskimiş]
Borçlar
-
[isim, eskimiş]
Borçlar
- DÜŞKÜ
-
-
[isim]
Bakınız uğraşı
-
[isim]
Bakınız uğraşı
- DÜMEN
-
Kelime Kökeni: İtalyanca timon
-
[isim]
Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça
-
[mecaz]
Bir kişiyi, bir grubu yönlendirme, yönetme; yönetim
-
[argo]
Bakınız hile
- "Hani öldürseler yaşayamazdı bensiz? Yalan mıydı? Dümen miydi?"
-
[isim]
Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça
- DÜRZÜ
-
Kelime Kökeni: Arapça durzī
-
[ünlem]
Ağır hakaret ve küfür sözü
-
[ünlem]
Ağır hakaret ve küfür sözü
- DÜZME
-
- DÜVEN
-
-
[isim]
Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç
- "Çok hafif geldiği için düvene ağır bir taş oturtmuşlardı."
-
[isim]
Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç