Başında dü olan 5 harfli 42 kelime var. Dü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde dü olan kelimeler listesine ya da sonu dü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında dü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DÜBEŞ

Kelime Kökeni: Farsça dū + Türkçe beş

  1. [isim] Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan her ikisinin de beş benekli yüzünün üste gelmesi
DÜZEN

  1. [isim] Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum; nizam, sistem
    • "Bilhassa toprak ve silah meselelerinin bir düzene konmasını, hem de tezelden istediler." (Fikret Otyam)
  2. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanmış hâli; konsept
  3. Sıralanış biçimi; tertip, kombinasyon
    • "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi; rejim
  5. [mecaz] Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar; komplo
  6. [mecaz] Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan; dolap, fırıldak, kapan (I), kapanca (I), komplo, üçkâğıt
  7. [müzik] Bakınız akort
  8. [toplum bilimi] Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri
    • "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var." (Nezihe Meriç)
  9. [ağızlardan] Alet edevat takımı
  10. [ağızlardan] Bez dokuma tezgâhı
DÜLEK

  1. [isim, ağızlardan] Olmamış kavun veya karpuz
  2. İyi cins bir kavun
  3. Armut gibi ve zehirli meyvesi olan yabani bir bitki
DÜZEM

  1. [isim] Bakınız düzey
    • "Bu filmleri, Türk sinemasına insancıl ve belli bir düzemde yeraltı gerçekliği getiren yapıtlardır." (Selim İleri)
  2. [kimya] Bakınız dozaj
DÜNYA

Kelime Kökeni: Arapça dunyā

  1. [isim] İnsanoğlunun üzerinde yaşadığı toprak ve denizlerin tümü; acun, yeryüzü, küre (I), âlem, arz (III), cihan, darıdünya, devran, zemin
  2. Bakınız çevre
    • "Biz dünyadan ayrı yaşarken dünya epey değişmiş." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  3. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu
    • "Batı dünyası. Doğu dünyası."
  4. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler; camia
    • "Ressamlar dünyasında onun yeri ayrıdır."
  5. [zamir] Bütün insanlar
    • "Dünyaya rezil oldu."
  6. [mecaz] Duygu, düşünce ve hayal âlemi; diyar
    • "Köprüye kadar kendi dünyaları içinde ne tatlı, ne özlü konuşurlardı." (Yusuf Ziya Ortaç)
DÜRTÜ

  1. [isim, ruh bilimi] Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim
    • "Sevgi bir dürtüdür."
DÜŞÇÜ

  1. [sıfat] Düşleyen
    • "Ancak onun gibi düşçü olanların yapabileceği bir atılımla gönüllü yazılmasını minnet ve şükranla karşıladı." (Attilâ İlhan)
DÜBEL

Kelime Kökeni: Almanca Dubel

  1. [isim] Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva
  2. Çapları 4-20 milimetre olan, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela
DÜĞÜM

  1. [isim] İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum; düğmük
  2. [mecaz] Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum
  3. [bilişim] Bilgisayar ağındaki tüm birimler tarafından ortak olarak yararlanılan sunucu; bilgisayar, yazıcı, çizici vb. birim
  4. [edebiyat] Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru
  5. [fizik] Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri
    • "Ardışık iki düğüm arası bir yarım dalga uzunluğudur."
DÜĞÜN

  1. [isim] Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence; toy (II), cemiyet
    • "Babam düğünün savaştan sonraya kalmasını uygun görmüş." (Aka Gündüz)
  2. [mecaz] Bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören
DÜĞME

  1. [isim] Giyecek, yorgan vb.nin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı
    • "Sımsıkı bağlanmış bir örme kese çıkarıyor, birer birer düğmelerini çözüyor." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça
    • "Radyonun düğmesi."
  3. [hayvan bilimi] Üst deri altındaki kıkırdak ve yağdan oluşmuş düğme biçimindeki çıkıntı
    • "Kalkan balığının düğmeleri."
DÜDÜK

  1. [isim] İçinden hava veya buhar geçirildiğinde keskin ses çıkaran ve işaret vermek için kullanılan araç
    • "Derinlerden gelen kesik düdük sesleri arasında, evimin ve çocuklarımın çığlığını yakalamak için bir hayli uğraştım." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Taşıtlarda karşı tarafı uyaran korna
  3. [sıfat, argo] Akılsız, boş kafalı olan
DÜZCE

  1. [sıfat] Oldukça düz
    • "Düzce bir çizgide olurdu bazen de adımları." (Kerim Korcan)
DÜVER

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız mertek
DÜYUN

Kelime Kökeni: Arapça duyūn

  1. [isim, eskimiş] Borçlar
DÜŞKÜ

  1. [isim] Bakınız uğraşı
DÜMEN

Kelime Kökeni: İtalyanca timon

  1. [isim] Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça
  2. [mecaz] Bir kişiyi, bir grubu yönlendirme, yönetme; yönetim
  3. [argo] Bakınız hile
    • "Hani öldürseler yaşayamazdı bensiz? Yalan mıydı? Dümen miydi?" (Orhan Kemal)
DÜRZÜ

Kelime Kökeni: Arapça durzī

  1. [ünlem] Ağır hakaret ve küfür sözü
DÜZME

  1. [isim] Düzmek işi
    • "Kâğıt düzmesini, istediği zarı atmasını ona kim öğretti?" (Tarık Dursun K)
  2. [sıfat] Bakınız uydurma
    • "Düzme senet. Düzme belge."
  3. [sıfat] Bakınız sahte
DÜVEN

  1. [isim] Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç
    • "Çok hafif geldiği için düvene ağır bir taş oturtmuşlardı." (Reşat Enis Aygen)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü