Başında dök olan 25 kelime var. DÖK ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde dök olan kelimeler listesine ya da sonu dök ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

DÖKMECİLİK, DÖKÜMCÜLÜK, DÖKÜMLEMEK, DÖKÜNTÜSÜZ

9 Harfli Kelimeler

DÖKTÜRMEK, DÖKÜMHANE, DÖKÜMLEME, DÖKÜNTÜLÜ

8 Harfli Kelimeler

DÖKTÜRME, DÖKÜKLÜK, DÖKÜLGEN, DÖKÜLMEK, DÖKÜMEVİ, DÖKÜNMEK

7 Harfli Kelimeler

DÖKMECİ, DÖKÜLME, DÖKÜLÜŞ, DÖKÜMCÜ, DÖKÜMLÜ, DÖKÜNME, DÖKÜNTÜ

6 Harfli Kelimeler

DÖKMEK

5 Harfli Kelimeler

DÖKME, DÖKÜK, DÖKÜM


Kelime bulma makinesi

D K Ö Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

ÖD

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DÖKÜMCÜLÜK

  1. [isim] Dökümcünün işi ve zanaatı, dökmecilik

DÖKÜMLEMEK

  1. [-i] Bir işin dökümünü yapmak

DÖKMECİLİK

  1. [isim] Dökümcülük

DÖKÜNTÜSÜZ

  1. [sıfat] Döküntüsü olmayan

DÖKÜMHANE

Kelime Kökeni : Türkçe

  1. [isim] Dökümevi

DÖKTÜRMEK

  1. [-e] Dökme işini yaptırmak
  2. [nsz] Kolaylıkla ve güzel söylemek, yazmak veya oynamak
    • "Walter Scott da bir tek çizik olmadan dört yüz, beş yüz sayfa döktürürmüş." (Salâh Birsel)

DÖKÜNTÜLÜ

  1. [sıfat] Döküntüsü olan
    • "Ortalıkta yorgan, döşek, sandık, sepet; tıpkı yangından kaçmış ailelerin döküntülü, bıkkın tablosu..." (Çetin Altan)
  2. Deride döküntü ile görülen, döküntü ile beliren (hastalık)

DÖKÜMLEME

  1. [isim] Dökümlemek işi

DÖKÜNMEK

  1. [nsz] Kendi üstüne dökmek
    • "Su dökünmek."
  2. Rahat bir kıyafet giymek

DÖKÜMEVİ

  1. [isim] Fabrikalarda döküm yapılan yer, dökümhane

DÖKÜKLÜK

  1. [isim] Dökülmüş olma durumu

DÖKÜLMEK

  1. [nsz] Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
    • "Tepesinden saçları bir hayli dökülmüştü." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Kumaş dökümlü olmak
  3. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
  4. [-e] Düşmek
    • "Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde, dört kişiydik." (Zeyyat Selimoğlu)
  5. Çıkmak, ortaya konulmak
    • "Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  6. Kaplamak, yayılmak
    • "Duvarlar, bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor." (Memduh Şevket Esendal)
  7. [-e] Salınmak, serbest bırakılmak
    • "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı." (Haldun Taner)
  8. [-e] Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
    • "Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü." (Sait Faik Abasıyanık)
  9. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
    • "Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
  10. Çok yorgun, hasta olmak
    • "Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler." (Tarık Buğra)
  11. Akarsular, göl veya denize akmak

DÖKTÜRME

  1. [isim] Döktürmek işi

DÖKÜLGEN

  1. [isim] Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde daha çok şıralık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm

DÖKÜNTÜ

  1. [isim] Dökülmüş, saçılmış şeyler
    • "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bir topluluktan geri kalmış kimseler
  3. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi
  4. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı
  5. Değersiz, bayağı, ayak takımından olan kimse
    • "Meşrutiyete uygun yönetim, yurt hainlerinin döküntüleriyle kurulamaz." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  6. [sıfat] İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat
    • "Şoföre önce kentin en döküntü mahallelerinin adını söylediler." (Çetin Altan)
  7. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti
  8. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer

DÖKÜMCÜ

  1. [isim] Döküm işleri yapan kimse, dökmeci

DÖKÜLÜŞ

  1. [isim] Dökülme işi veya biçimi

DÖKMECİ

  1. [isim] Dökümcü

DÖKÜLME

  1. [isim] Dökülmek işi

DÖKÜNME

  1. [isim] Dökünmek işi

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü