Başında cıl olan 12 kelime var. Cıl ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde cıl olan kelimeler listesine ya da sonu cıl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında cıl bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
CILIZLAŞMAK
CILIZLAŞMA, CILKLAŞMAK
CILKLAŞMA
CILCIBIK, CILIZLIK
CILKAVA, CILKLIK
CILLIK
CILGA, CILIZ
CILK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CILIZLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Zayıf ve güçsüz olmak
-
Bakınız sıskalaşmak
- "İşte yıllar var ki o dert büyüdükçe adam da bostan kökeni gibi cılızlaştı, soldu, kurudu."
-
Basit, değersiz, önemsiz olmak
- "Bir yandan da bakıyoruz, romantik ruh cılızlaştı."
-
[mecaz]
Gücünü, değerini yitirmek
- "1908'den sonra dilden Osmanlı sözcükleri atıldıkça dil cılızlaştı, bu dille yazan şairler, yazarlar da perişan oldular."
-
[nesnesiz]
Zayıf ve güçsüz olmak
- CILKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Cılk duruma gelmek
- "Dikkat edin de kabuklu yaranızı iyileştireyim derken iyice cılklaşmış bir hâle getirmesinler."
-
[nesnesiz]
Cılk duruma gelmek
- CILIZLAŞMA
-
-
[isim]
Cılızlaşmak işi
- "Çünkü, sürekli savaşların yoğunluğu, fakirleşme ve cılızlaşma belirtilerini doğuracaktır."
-
[isim]
Cılızlaşmak işi
- CILKLAŞMA
-
-
[isim]
Cılklaşmak işi
-
[isim]
Cılklaşmak işi
- CILIZLIK
-
-
[isim]
Cılız olma durumu
-
Bakınız sıskalık
- "İkimiz de bir çocuk cılızlığı içinde afacan ve ele avuca sığmazdık."
-
[isim]
Cılız olma durumu
- CILCIBIK
-
-
[sıfat]
Bakınız çıplak
- "Cılcıbık vücudunun üç mıntıkasına incir yaprakları yapıştırmıştı."
-
[zarf]
Çıplak bir biçimde
- "Şal yırtılıp Kutey cılcıbık koştu."
-
[sıfat]
Bakınız çıplak
- CILKLIK
-
-
[isim]
Cılk olma durumu
- "Yüzünün morlu, pembeli cılklığı şimdi açıkça görünüyordu."
-
[isim]
Cılk olma durumu
- CILKAVA
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Kurdun veya tilkinin ense postundan yapılan (kürk)
- "Sırtına da almış cılkava kürkü / Köroğlu söyledi üç beyit türkü"
-
[sıfat, ağızlardan]
Kurdun veya tilkinin ense postundan yapılan (kürk)
- CILLIK
-
-
[isim]
Darmadağın olma durumu
-
[isim]
Darmadağın olma durumu
- CILGA
-
-
[isim, ağızlardan]
Bir arazi veya dağlık alanda hayvanların veya insanların yürüyerek oluşturdukları ince, dar yol
- "Evi ile yol arasında uzunca bir cılga vardı."
-
[isim, ağızlardan]
Bir arazi veya dağlık alanda hayvanların veya insanların yürüyerek oluşturdukları ince, dar yol
- CILIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız sıska
- "Hanın sahibi cılız bir adamdı."
-
Gelişememiş, ufak kalmış (bitki, ağaç)
- "Taşkın kovuklarda bitmiş cılız sarı çiçekleri koparıp ayaklarımın altından geçen suya atıyor, dalgın dalgın düşünüyordum."
-
Parlaklığı az veya azalmış olan (ışık)
- "Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu."
-
Bakınız ince
- "Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı."
-
Basit ve değersiz olan (şey)
- "Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu."
-
[zarf]
Belli belirsiz bir biçimde
- "Sesi öylesine cılız çıktı ki dudaklarının arasından sadece saf efendi onun söylediklerini duydu."
-
[sıfat]
Bakınız sıska
- CILK
-
-
[sıfat]
Bozularak kokmuş (yumurta)
- "Cılk yumurta beş para etmezdi."
-
Bakınız cıvık
- "Yolun bir kısmını cılk çamur yaptıktan sonra uzakta mandaları arabaya koşup otomobillerin çamura saplanmalarını bekler."
-
İrinlenmiş
- "Uyuzlunun bilekleri cılk yara içindeydi."
-
[ağızlardan]
Sözünün eri olmayan
-
[sıfat]
Bozularak kokmuş (yumurta)