Başında cıl olan 12 kelime var. Cıl ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde cıl olan kelimeler listesine ya da sonu cıl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında cıl bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

CILIZLAŞMAK

10 Harfli Kelimeler

CILIZLAŞMA, CILKLAŞMAK

9 Harfli Kelimeler

CILKLAŞMA

8 Harfli Kelimeler

CILCIBIK, CILIZLIK

7 Harfli Kelimeler

CILKAVA, CILKLIK

6 Harfli Kelimeler

CILLIK

5 Harfli Kelimeler

CILGA, CILIZ

4 Harfli Kelimeler

CILK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CILIZLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Zayıf ve güçsüz olmak
  2. Bakınız sıskalaşmak
    • "İşte yıllar var ki o dert büyüdükçe adam da bostan kökeni gibi cılızlaştı, soldu, kurudu." (Fahri Erdinç)
  3. Basit, değersiz, önemsiz olmak
    • "Bir yandan da bakıyoruz, romantik ruh cılızlaştı." (Talât Sait Halman)
  4. [mecaz] Gücünü, değerini yitirmek
    • "1908'den sonra dilden Osmanlı sözcükleri atıldıkça dil cılızlaştı, bu dille yazan şairler, yazarlar da perişan oldular." (Yaşar Kemal)
CILKLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Cılk duruma gelmek
    • "Dikkat edin de kabuklu yaranızı iyileştireyim derken iyice cılklaşmış bir hâle getirmesinler." (Temirağa Temir)
CILIZLAŞMA

  1. [isim] Cılızlaşmak işi
    • "Çünkü, sürekli savaşların yoğunluğu, fakirleşme ve cılızlaşma belirtilerini doğuracaktır." (Hasan Basri Öngel)
CILKLAŞMA

  1. [isim] Cılklaşmak işi
CILIZLIK

  1. [isim] Cılız olma durumu
  2. Bakınız sıskalık
    • "İkimiz de bir çocuk cılızlığı içinde afacan ve ele avuca sığmazdık." (Sait Faik Abasıyanık)
CILCIBIK

  1. [sıfat] Bakınız çıplak
    • "Cılcıbık vücudunun üç mıntıkasına incir yaprakları yapıştırmıştı." (Ahmet Say)
  2. [zarf] Çıplak bir biçimde
    • "Şal yırtılıp Kutey cılcıbık koştu." (Cengiz Gündoğdu)
CILKLIK

  1. [isim] Cılk olma durumu
    • "Yüzünün morlu, pembeli cılklığı şimdi açıkça görünüyordu." (Nihal Yeğinobalı)
CILKAVA

  1. [sıfat, ağızlardan] Kurdun veya tilkinin ense postundan yapılan (kürk)
    • "Sırtına da almış cılkava kürkü / Köroğlu söyledi üç beyit türkü" (Halk türküsü)
CILLIK

  1. [isim] Darmadağın olma durumu
CILGA

  1. [isim, ağızlardan] Bir arazi veya dağlık alanda hayvanların veya insanların yürüyerek oluşturdukları ince, dar yol
    • "Evi ile yol arasında uzunca bir cılga vardı." (Recep Seyhan)
CILIZ

  1. [sıfat] Bakınız sıska
    • "Hanın sahibi cılız bir adamdı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Gelişememiş, ufak kalmış (bitki, ağaç)
    • "Taşkın kovuklarda bitmiş cılız sarı çiçekleri koparıp ayaklarımın altından geçen suya atıyor, dalgın dalgın düşünüyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Parlaklığı az veya azalmış olan (ışık)
    • "Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu." (Burhan Günel)
  4. Bakınız ince
    • "Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı." (Ayşe Kulin)
  5. Basit ve değersiz olan (şey)
    • "Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu." (Burhan Felek)
  6. [zarf] Belli belirsiz bir biçimde
    • "Sesi öylesine cılız çıktı ki dudaklarının arasından sadece saf efendi onun söylediklerini duydu." (Muammer Yüksel)
CILK

  1. [sıfat] Bozularak kokmuş (yumurta)
    • "Cılk yumurta beş para etmezdi." (Hasan Tülüceoğlu)
  2. Bakınız cıvık
    • "Yolun bir kısmını cılk çamur yaptıktan sonra uzakta mandaları arabaya koşup otomobillerin çamura saplanmalarını bekler." (Nahid Sırrı Örik)
  3. İrinlenmiş
    • "Uyuzlunun bilekleri cılk yara içindeydi." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [ağızlardan] Sözünün eri olmayan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü