Sonunda ce olan 6 harfli 33 kelime var. CE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ce olan kelimeler listesine ya da başında ce olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GAHİCE
...
ÖRÜMCE

  1. [isim] Örümcek

ÜLKECE

  1. [zarf] Ülke çapında
    • "Sonraki yılların ülkece ünlü bir heykelcisi, kantinde garsonluk yapardı." (Aydın Boysan)

YENİCE

  1. [sıfat] Oldukça yeni
  2. [zarf] (yeni'ce) Yakın günlerde
    • "Avrupa'da hukuk tahsil etmiş, yenice mebus intihap edilmiş gençlerden biri söz istedi." (Memduh Şevket Esendal)

CANİCE

  1. [zarf] Cani gibi, caniye yakışır biçimde, caniyane

ALİMCE
...
DELİCE

  1. [sıfat] Davranışları aşırı, deli gibi olan
    • "Bu defterin içine ne delice saadetler yazmıştı." (Ömer Seyfettin)
  2. [zarf] Delicesine
  3. [isim] Buğdaygillerden, genellikle buğday tarlalarında yetişen, tohumu zehirli, yabani bir bitki (Lolium temulentum)
  4. [isim] Aşılanmamış zeytin ağacı, yabani ağaç
  5. [isim] Atmaca, şahin

ŞİİRCE

  1. [isim] Mensur şiir

İKİZCE
...
GÖRECE

  1. [sıfat] Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen, bağıl

HAİNCE

  1. [sıfat] Hain bir anlam taşıyan
    • "Bürokrasinin haince kazıklarından birini yemiş olduğu hâlde böyle konuşabiliyordu." (Refik Erduran)
  2. [zarf] Hain bir biçimde
    • "Karısına haince davranıyor."

DERECE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe
    • "Hukuk tahsilini Paris'te bitirmiş, birinci derece diploma almıştı." (Ömer Seyfettin)
  2. [edat] Denli, kadar
    • "Beyoğlu'nda bu derece itibar görmemişti." (Ercüment Ekrem Talu)
  3. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri
    • "Sıcakölçerin dereceleri."
  4. Sıcaklıkölçer
  5. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim
  6. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi
    • "Dik açılar doksan derecedir."
  7. Başarı gösterme

TAZECE

  1. [sıfat] Tazeye yakın, taze gibi

ZEKİCE

  1. [zarf] Zeki olarak, zekiye uygun bir biçimde
    • "Ona göre, Habil'in Kabil'i öldürmesinde zekice bir yan aranmamalıdır." (Salâh Birsel)

DİRİCE

  1. [sıfat] Biraz diri

SADECE

  1. [zarf] Yalnızca
    • "Her millette olduğu gibi bizde de kelimeleri, şiir canlandırmış, nesir sadece kullanmıştır." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

EPEYCE

  1. [zarf] Epey
    • "Uyandığım zaman güneşi epeyce yükselmiş buldum." (Refik Halit Karay)

FERACE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi
  2. Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka

ÖYLECE

  1. [zarf] O biçimde, tam öyle
    • "Dudaklarının kenarını kırıştıran bir nefret duygusuyla öylece kaldı." (Peyami Safa)
  2. Öylelikle

DAHİCE
...
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü