Başında ce olan 5 harfli 42 kelime var. Ce ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ce olan kelimeler listesine ya da sonu ce ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ce bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CEDİT

Kelime Kökeni: Arapça cedīd

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız yeni
CEVZA

Kelime Kökeni: Arapça cevzā

  1. [isim, eskimiş, gök bilimi] Bakınız İkizler Burcu
CEZVE

Kelime Kökeni: Arapça ceẕve

  1. [isim] Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap
    • "Cezvedeki süt çoktan taşmış, gaz ocağının her tarafına köpük köpük yayılırken ateşi de söndürmüştü." (Elif Şafak)
CEVVİ

Kelime Kökeni: Arapça cevvī

  1. [sıfat, eskimiş, gök bilimi] Bakınız atmosferik
CEDRE

Kelime Kökeni: Arapça cedre

  1. [isim, eskimiş, tıp] Bakınız guatr
CEKET

Kelime Kökeni: Fransızca jaquette

  1. [isim] Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi
    • "Ceketinin arkasındaki potlar, bugün mutlaka her zamandan çok ensesine binmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
CEVİR

Kelime Kökeni: Arapça cevr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız eziyet
    • "Kendi kafamın cevrinden kurtulmak için de geldim." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
CELAL

Kelime Kökeni: Arapça celāl

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ululuk
  2. Bakınız öfke
    • "Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?" (Mehmet Akif Ersoy)
CEVAP

Kelime Kökeni: Arapça cevāb

  1. [isim] Bir soruya, bir isteğe, bir söz, bir davranış veya yazıya verilen karşılık; yanıt
    • "Çocuklara verecek cevabı her zaman vardı." (Ayla Kutlu)
CESİM

Kelime Kökeni: Arapça cesīm

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız büyük
    • "Padişahın bu ziyafetlere bazen cesim saltanat kayıkları ile de geldiği olurdu." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Bakınız kocaman
CEVİZ

Kelime Kökeni: Arapça cevz

  1. [isim, bitki bilimi] Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia)
    • "Dikiliyor ansızın karşıma / Boynum kalınlığındaki ceviz." (Orhan Veli Kanık)
  2. [sıfat] Bu ağacın kerestesinden yapılmış
    • "Yedekleri ise ceviz dolabın alt tarafına kaldırılmıştı." (Necati Cumalı)
  3. Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi; koz
    • "Cebimdeki paranın yarısını ayırıp avuç avuç ceviz alıyorum, sevinçle dolduruyorum ceplerimi." (Reha Mağden)
CEVAZ

Kelime Kökeni: Arapça cevāz

  1. [isim, eskimiş] Bakınız izin
CELBE

  1. [isim] Bakınız avcı çantası
CEBEL

  1. [isim, ağızlardan] Sahipsiz, boş toprak
  2. Ekilmemiş tarla, ekime elverişli olmayan yer
CELEP

Kelime Kökeni: Arapça celeb

  1. [isim] Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse; celepçi
    • "Sen kasap mısın, koyun tüccarı mı, celeplerle senin ne işin var?" (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [tarih] Bakınız iç oğlanı
CELİL

Kelime Kökeni: Arapça celīl

  1. [sıfat, eskimiş] Çok büyük, değeri ve mertebesi yüksek olan
  2. [din bilimi] Çok büyük, ulu (Tanrı)
CEPHE

Kelime Kökeni: Arapça cebhe

  1. [isim] Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü; alnaç
    • "Başını kaldırarak köşkün karanlık cephesine baktı." (Peyami Safa)
  2. Belli bir düşünce, istek çevresinde meydana getirilen mücadele birliği
  3. [mecaz] Bir şeyin veya kişinin belli bir bakış açısı ile ele alınan, üzerinde durulan niteliği
    • "Hakikatin binbir cephesi ve başka başka görünüşleri yok mudur?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. [askerlik] Üzerinde savaşın sürdüğü bölge
  5. [denizcilik] Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır
  6. [coğrafya] Sıcaklıkları farklı iki hava kütlesinin karşılaştıkları yer
CENİN

Kelime Kökeni: Arapça cenīn

  1. [isim, anatomi] Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu; dölüt, fetüs
CEHRİ

  1. Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök (Rhamnus infectorius)
    • "Tokat, Kayseri, Ankara cehri ticaretinin önde merkezleri; İstanbul, İzmir ve Samsun ise önemli ihraç liman şehirleriymiş." (Nilgün Becenen-Aynur Sarıca)
CEBİN

Kelime Kökeni: Arapça cebīn

  1. [isim, eskimiş] Bakınız alın
  2. [sıfat] Bakınız korkak
    • "Sonra dört yüz bu kadar milyon adam, hepsi cebin." (Mehmet Akif Ersoy)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü