Başında ce olan 5 harfli 42 kelime var. Ce ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ce olan kelimeler listesine ya da sonu ce ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ce bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CEDİT
-
Kelime Kökeni: Arapça cedīd
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız yeni
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız yeni
- CEVZA
-
Kelime Kökeni: Arapça cevzā
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız İkizler Burcu
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız İkizler Burcu
- CEZVE
-
Kelime Kökeni: Arapça ceẕve
-
[isim]
Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap
- "Cezvedeki süt çoktan taşmış, gaz ocağının her tarafına köpük köpük yayılırken ateşi de söndürmüştü."
-
[isim]
Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap
- CEVVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cevvī
-
[sıfat, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız atmosferik
-
[sıfat, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız atmosferik
- CEDRE
-
Kelime Kökeni: Arapça cedre
-
[isim, eskimiş, tıp]
Bakınız guatr
-
[isim, eskimiş, tıp]
Bakınız guatr
- CEKET
-
Kelime Kökeni: Fransızca jaquette
-
[isim]
Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi
- "Ceketinin arkasındaki potlar, bugün mutlaka her zamandan çok ensesine binmişti."
-
[isim]
Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi
- CEVİR
-
Kelime Kökeni: Arapça cevr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız eziyet
- "Kendi kafamın cevrinden kurtulmak için de geldim."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız eziyet
- CELAL
-
Kelime Kökeni: Arapça celāl
- CEVAP
-
Kelime Kökeni: Arapça cevāb
-
[isim]
Bir soruya, bir isteğe, bir söz, bir davranış veya yazıya verilen karşılık; yanıt
- "Çocuklara verecek cevabı her zaman vardı."
-
[isim]
Bir soruya, bir isteğe, bir söz, bir davranış veya yazıya verilen karşılık; yanıt
- CESİM
-
Kelime Kökeni: Arapça cesīm
- CEVİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça cevz
-
[isim, bitki bilimi]
Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia)
- "Dikiliyor ansızın karşıma / Boynum kalınlığındaki ceviz."
-
[sıfat]
Bu ağacın kerestesinden yapılmış
- "Yedekleri ise ceviz dolabın alt tarafına kaldırılmıştı."
-
Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi; koz
- "Cebimdeki paranın yarısını ayırıp avuç avuç ceviz alıyorum, sevinçle dolduruyorum ceplerimi."
-
[isim, bitki bilimi]
Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia)
- CEVAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça cevāz
-
[isim, eskimiş]
Bakınız izin
-
[isim, eskimiş]
Bakınız izin
- CELBE
-
-
[isim]
Bakınız avcı çantası
-
[isim]
Bakınız avcı çantası
- CEBEL
-
-
[isim, ağızlardan]
Sahipsiz, boş toprak
-
Ekilmemiş tarla, ekime elverişli olmayan yer
-
[isim, ağızlardan]
Sahipsiz, boş toprak
- CELEP
-
Kelime Kökeni: Arapça celeb
-
[isim]
Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse; celepçi
- "Sen kasap mısın, koyun tüccarı mı, celeplerle senin ne işin var?"
-
[tarih]
Bakınız iç oğlanı
-
[isim]
Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse; celepçi
- CELİL
-
Kelime Kökeni: Arapça celīl
-
[sıfat, eskimiş]
Çok büyük, değeri ve mertebesi yüksek olan
-
[din bilimi]
Çok büyük, ulu (Tanrı)
-
[sıfat, eskimiş]
Çok büyük, değeri ve mertebesi yüksek olan
- CEPHE
-
Kelime Kökeni: Arapça cebhe
-
[isim]
Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü; alnaç
- "Başını kaldırarak köşkün karanlık cephesine baktı."
-
Belli bir düşünce, istek çevresinde meydana getirilen mücadele birliği
-
[mecaz]
Bir şeyin veya kişinin belli bir bakış açısı ile ele alınan, üzerinde durulan niteliği
- "Hakikatin binbir cephesi ve başka başka görünüşleri yok mudur?"
-
[askerlik]
Üzerinde savaşın sürdüğü bölge
-
[denizcilik]
Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır
-
[coğrafya]
Sıcaklıkları farklı iki hava kütlesinin karşılaştıkları yer
-
[isim]
Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü; alnaç
- CENİN
-
Kelime Kökeni: Arapça cenīn
-
[isim, anatomi]
Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu; dölüt, fetüs
-
[isim, anatomi]
Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu; dölüt, fetüs
- CEHRİ
-
-
Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök (Rhamnus infectorius)
- "Tokat, Kayseri, Ankara cehri ticaretinin önde merkezleri; İstanbul, İzmir ve Samsun ise önemli ihraç liman şehirleriymiş."
-
Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök (Rhamnus infectorius)
- CEBİN
-
Kelime Kökeni: Arapça cebīn