Başında c olan 6 harfli 113 kelime var. C harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde c harfi olan kelimeler listesine ya da sonu c harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında c bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CİKCİK

  1. [isim] Beyaz kum midyesi
  2. [sıfat, argo] Acemi, bir işe yeni başlayan
CEZALI

  1. [sıfat] Cezalandırılmış (kimse)
    • "Bundan sonra cezalı çocuk arzu ettiği arkadaşının yanına giderek onun aynası olur." (Ruhi Sel)
CEMİLE

Kelime Kökeni: Arapça cemīle

  1. [isim, eskimiş] Gönül alıcı davranış
    • "Binecekleri vapur Konsolosa fevkaladeden bir cemile olarak o turda pruva direğine Türk bayrağı çekiyordu." (Refik Halit Karay)
  2. [sıfat] Güzel olan (kadın)
CİVCİV

  1. [isim] Kümes hayvanlarının yumurtadan yeni çıkmış yavrusu; cücük
  2. [mecaz] Acemi, meslekte yeni olan (kimse)
CELLAT

Kelime Kökeni: Arapça cellād

  1. [isim] Ölüm cezasına çarptırılanları öldürmekle görevli olan kimse
    • "İçlerinden biri atından inerek celladın burnuna kapı gibi bir fermanı dayadı." (İhsan Oktay Anar)
  2. [sıfat, mecaz] Acımasız, katı yürekli, kolaylıkla suç işleyen
CEMEVİ

  1. [isim] Bektaşi ve Alevilerin toplu olarak dinî tören yaptıkları yer
    • "... ama yine de torununun büyük destek verdiği cemevinin yapılıyor olması onda da büyük umutlar yaratıyor." (Gülşen İşeri)
CILLIK

  1. [isim] Darmadağın olma durumu
CHANGE

Kelime Kökeni: İngilizce change

  1. [isim, ekonomi] Bakınız para değişimi
CAZİBE

Kelime Kökeni: Arapça cāẕibe

  1. [isim] Bakınız çekicilik
    • "Ruhani bir cazibe Turhan'ı türbeye çekti." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [fizik] Bakınız çekim
    • "Bedriye, fasılasız bir sarhoşluk içinde, arzın cazibesinden kurtularak boşlukta meçhul istikametlere doğru kayan bir insan gibi yaşıyordu." (Safiye Erol)
CERRAR

Kelime Kökeni: Arapça cerrār

  1. [sıfat, eskimiş] Çekici, sürükleyici olan
  2. [isim] Zorla para alan kimse
  3. [isim] Savaş araçlarıyla donatılmış kalabalık ordu
  4. [isim] Israrlı, yapışkan, kovmakla uzaklaşmayan dilenci
  5. [isim] Cere çıkan kimse
CULLUK

  1. Bakınız çulluk
CEBREN

Kelime Kökeni: Arapça cebren

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız zorla
    • "Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir." (Atatürk)
CERRAH

Kelime Kökeni: Arapça cerrāḥ

  1. [isim] Ameliyat yapan uzman hekim; operatör
    • "Mengene gibi bir el, cerrahın yakasına yapışınca zavallının dizlerinin bağı çözülecek gibi oldu." (İhsan Oktay Anar)
  2. [eskimiş] Önemsiz yaraları iyileştiren kimse
COŞKUN

  1. [sıfat] Coşmuş olan; celalli, vectli
    • "Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim." (Tevfik Fikret)
  2. Bakınız coşkulu
    • "Sevda, dedim, gönlümde bir coşkun ateş dalgalandı / Gözüm daldı, hayalimde yine binbir zevk uyandı" (Enis Behiç Koryürek)
CAZSIZ

  1. [sıfat] Cazı olmayan
  2. [zarf] Caz olmadan
    • "Böyle sazsız, cazsız, müziksiz türkü söylemek Kâzım'ı mutsuz ediyordu." (Eren Sarı)
CİKLET

  1. [isim] Bakınız sakız
    • "Yabancı yolcu ona ciklet uzatınca hemen kaçtı, annesine haber verdi. Sonra döndü, yerine oturdu; ciklet çiğniyordu." (Bozkurt Güvenç)
CEMAAT

Kelime Kökeni: Arapça cemāʿat

  1. [isim] Bir araya gelmiş, toplanmış insanlar
    • "Sonra, dağılmayan, etrafını saran cemaate dönüyor."
  2. İnsan kalabalığı, topluluk
    • "Sonra, dağılmayan, etrafını saran cemaate dönüyor." (Tarık Buğra)
  3. Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu
    • "Önde Rum patriği, arkada bütün cemaatlerin patrikleri, hepsi sırma esvaplı ve altın taçlı, sopalarını taşa vurarak mezarın etrafını tavaf ettiler." (Falih Rıfkı Atay)
CETVEL

Kelime Kökeni: Arapça cedvel

  1. [isim] Doğru çizgileri çizmeye yarayan, dereceli veya derecesiz, tahtadan, plastikten, madenden yapılmış araç; çizgilik
    • "Zekâi Bey elinde hep bir cetvelle dolaşır." (Aziz Nesin)
  2. Bakınız çizelge
    • "O, masanın üzerinden kaptığı cetvele üç tane sıfırı yapıştırmıştı." (Ömer Seyfettin)
CIZLAM

  1. [isim, argo] Bakınız savuşma
    • "Saadet Hanım aile terbiyesi iyi bir kadın olmakla beraber cızlam ve benzeri kelimelerin pek yabancısı sayılmazdı." (Ahmet Lütfi Kazancı)
CENTER

Kelime Kökeni: İngilizce center

  1. [isim] Bakınız merkez
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü