Başında c olan 5 harfli 129 kelime var. C harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde c harfi olan kelimeler listesine ya da sonu c harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında c bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CİCİM
-
-
birine sevgiyle yaklaşıldığında kullanılan söz
- "Cicim! Sen ne kadar dışarlıklı olmuşsun."
-
birine sevgiyle yaklaşıldığında kullanılan söz
- CENİN
-
Kelime Kökeni: Arapça cenīn
-
[isim, anatomi]
Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu; dölüt, fetüs
-
[isim, anatomi]
Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu; dölüt, fetüs
- CİNSİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cinsī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız cinsel
- "Şehrin bir mahallesinde bir kişinin evine güzel gençlerin gelmesi, oraya cinsî sapık ve ahlaksızların hücum etmelerine yol açabiliyordu."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız cinsel
- CİNCİ
-
-
[sıfat]
Cin çağırma, onlarla konuşma vb. iddialarla geçimini sağlayan (kimse)
- "Yanlış adım atmamalıydı, atarsa yanlış dua okuyan acemi cincilere dönerdi."
-
[sıfat]
Cin çağırma, onlarla konuşma vb. iddialarla geçimini sağlayan (kimse)
- CEVVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cevvī
-
[sıfat, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız atmosferik
-
[sıfat, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız atmosferik
- CÜLUS
-
Kelime Kökeni: Arapça culūs
-
[isim]
Hükümdarlık tahtına çıkma, tahta oturma
-
[isim]
Hükümdarlık tahtına çıkma, tahta oturma
- CUŞİŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça cūşiş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız coşkunluk
- "Yürüdükçe gönlündeki cuşiş artıyor."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız coşkunluk
- CANİP
-
Kelime Kökeni: Arapça cānib
-
[isim, eskimiş]
Bakınız taraf
-
[isim, eskimiş]
Bakınız taraf
- CUNTA
-
Kelime Kökeni: İspanyolca junta
-
[isim]
Bir ülkede yönetime silah zoruyla el koyan kimselerden oluşan kurul
-
[isim]
Bir ülkede yönetime silah zoruyla el koyan kimselerden oluşan kurul
- CANLI
-
-
[sıfat]
Yaşamakta olan, yaşayan; diri
- "Bütün canlıların kendilerini yarı baygın, uykulu, hareketsiz bir tembelliğe bıraktıkları saatler başlamıştı."
-
Yerinde duramayan, hayat dolu olan; hareketli, zihayat, dinamik
- "Yeni ufuklar arıyor, insanlarla daha geniş, canlı ilişkiler kurmak istiyordum."
-
Güçlü, etkili olan
-
Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk); ateş parçası
-
[isim]
Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan
-
[isim]
Bakınız canlı yayın
-
[zarf]
Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde
- "Umut iyidir. İnsanı canlı ve güçlü tutar."
-
[sıfat]
Yaşamakta olan, yaşayan; diri
- CEBRİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cebrī
-
[sıfat, eskimiş]
Zorla yapılan
- "Cebrî muamele."
-
Zor kullanılarak yaptırılan
-
Bakınız zorlama
-
[sıfat, eskimiş]
Zorla yapılan
- CÜBBE
-
Kelime Kökeni: Arapça cubbe
-
[isim]
Hukukçuların, üniversite öğretim üyelerinin, din adamlarının, mezuniyet törenlerinde öğrencilerin elbise üstüne giydikleri uzun, yanları geniş, düğmesiz giysi
- "Artık cübbenin altına kolalı gömlek giyiyor."
-
[isim]
Hukukçuların, üniversite öğretim üyelerinin, din adamlarının, mezuniyet törenlerinde öğrencilerin elbise üstüne giydikleri uzun, yanları geniş, düğmesiz giysi
- CEBEL
-
-
[isim, ağızlardan]
Sahipsiz, boş toprak
-
Ekilmemiş tarla, ekime elverişli olmayan yer
-
[isim, ağızlardan]
Sahipsiz, boş toprak
- CEZBE
-
Kelime Kökeni: Arapça ceẕbe
-
[isim, eskimiş]
Bir duygu veya bir inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçme durumu
- "İsmet Paşa'yı birer serdengeçti cezbesiyle savunanlar arasında ben de vardım."
-
[isim, eskimiş]
Bir duygu veya bir inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçme durumu
- CÜRET
-
Kelime Kökeni: Arapça curʾet
-
[isim]
Kendini bilmezlik
- "Bu ne cüret, benimle böyle nasıl konuşursunuz?"
-
Düşüncesizce, saygıyı aşan davranış
- "Bu cüretini asla unutmayacağım."
-
Bakınız cesaret
- "Geceleri evinin bahçesinde buluşacak kadar cüreti arttırmışlar."
-
[isim]
Kendini bilmezlik
- CİMRİ
-
-
[sıfat]
Elindeki parayı harcamaya kıyamayan; demirhindi, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı, nekes, pinti, varyemez
- "Örneğin cimri biri sadece malını sakınmaz, sevgisini göstermede de cimri olur."
-
[sıfat]
Elindeki parayı harcamaya kıyamayan; demirhindi, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı, nekes, pinti, varyemez
- CEPÇİ
-
-
[isim, argo]
Bakınız yankesici
- "Biraz sonra çalışmaya başlar çepçi; yanaşır birine, şıp diye alır cüzdanını, atar zulaya. İlk durakta da iner."
-
[isim, argo]
Bakınız yankesici
- CESUR
-
Kelime Kökeni: Arapça cesūr
-
[sıfat]
Bakınız cesaretli
- "Bu, yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir."
-
[zarf]
Cesaretli bir biçimde
- "Erkeklere karşı ilk tanışmada cesur ve ümit verici davranırdı."
-
[sıfat]
Bakınız cesaretli
- CANİK
-
-
[isim]
Samsun iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Samsun iline bağlı ilçelerden biri
- CAHİL
-
Kelime Kökeni: Arapça cāhil
-
[sıfat]
Öğrenim görmemiş, okumamış
- "Bu maskara sosyete bana cahil diye bakar."
-
Bakınız bilgisiz
- "Sansürcülerin çoğu cahil, tiyatrodan anlamaz kişilerdi."
-
[ağızlardan]
Deneyimsiz, toy olan (delikanlı veya kız)
-
[sıfat]
Öğrenim görmemiş, okumamış