Başında c olan 4 harfli 40 kelime var. C harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde c harfi olan kelimeler listesine ya da sonu c harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında c bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CÜZİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cuzʾī
-
[sıfat]
Çok az
-
[felsefe]
Bakınız tikel
-
[sıfat]
Çok az
- CAİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça cāʾiz
-
[sıfat]
Din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen
-
Uygun, yerinde sayılan, yakışık alan
- "Akşama kalıp iskelenin üstü binbir ayakken gitmek caiz değildi."
-
[sıfat]
Din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen
- CABA
-
-
[isim]
Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey
- "Bu mâni benden sana caba olsun."
-
[zarf]
Ek olarak
- "Kilometre başına bilmem ne kadar litre benzin dağıtılmış, yağ da caba!"
-
[isim]
Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey
- CANA
-
Kelime Kökeni: Farsça cānā
-
[ünlem, eskimiş]
"Ey sevgili" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- "Esiriaşkın olmuşum cana!"
-
[ünlem, eskimiş]
"Ey sevgili" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- CIRT
-
-
[isim]
Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses
- "Kolluğu cırt diye söktü kolumdan, katlayarak çantaya yerleştirdi."
-
[isim]
Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses
- CANİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cānī
-
[isim]
Cinayet işlemiş olan kimse; kıyacı, kıyıcı (III)
- "Bugün medeniyet ve insaniyetin düşmanları olan canileri, sabıkalıları o arıyor, o takip ediyor, o buluyor."
-
[sıfat, mecaz]
Acımasız, gaddar olan
-
[isim]
Cinayet işlemiş olan kimse; kıyacı, kıyıcı (III)
- CIDA
- ...
- CARİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cārī
-
[sıfat]
Geçerli olan, yürürlükteki
- "Fransa’da liberal sistem caridir, diğer yerlerde otorite sistemi caridir."
-
Akan, akmakta olan
- "Kısıklı’da, Büyük Çamlıca eteğinde ve Tophanelioğlu'nda bulunan beş menbadan gelerek Sultantepesi’ndeki çeşmelerine caridir."
-
[sıfat]
Geçerli olan, yürürlükteki
- CİCİ
-
-
[sıfat]
Sevimli, cana yakın, hoş, güzel, hoşa giden
- "Ümit! Ah benim cici kardeşim."
-
[sıfat]
Sevimli, cana yakın, hoş, güzel, hoşa giden
- CİRO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca giro
-
[isim, ticaret]
Bir ticaret senedinin alacaklı tarafından arkasına gereken yazının yazılıp imza edilerek üçüncü bir kişiye devredilmesi
-
Ticari kuruluşlarda bir yıl içinde yapılan işlemlerin toplam değeri; iş hacmi
-
[isim, ticaret]
Bir ticaret senedinin alacaklı tarafından arkasına gereken yazının yazılıp imza edilerek üçüncü bir kişiye devredilmesi
- CİMA
-
Kelime Kökeni: Arapça cimāʿ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız cinsel ilişki
- "Kim ki düşünde cima yapa, tezelden evlene."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız cinsel ilişki
- CİNS
-
Kelime Kökeni: Arapça cins
-
[isim]
Bakınız tür
- "Lalelerin cinsleri günden güne çoğalıyor, soğanları akıl almayacak fiyatlarla satılıyordu."
-
Bakınız soy
- "Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur."
-
[sıfat]
Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan
- "Ak, kırmızı ibikli cins tavuklar vardı gözünün önünde."
-
[sıfat, argo]
Garip, tuhaf olan
- "Yaşar haklıydı, ‘Ne cins adamsın be!’ demişti. ‘Ne yapacağın hiç belli değil."
-
[biyoloji]
Pek çok ortak özelliği bulunan türler topluluğu
-
[isim]
Bakınız tür
- CURA
-
-
[isim]
İki, üç, dört, beş veya altı telli olabilen, alt teli “la”, üst teli “re” sesine ayarlanmış, mızrapla veya parmakla vurularak çalınan, bağlama ailesinin en küçük çalgısı
- "Nurhak’taki köyden aşiretiyle birlikte Elbistan ve Kayseri’ye doğru yola çıkan Karacaoğlan, aşiret içinde cura çalmaz, koşma söylemez olur."
-
[ağızlardan]
Doğan cinsinden küçük, yırtıcı ve bağırgan bir kuş
-
[sıfat, ağızlardan]
Ufak tefek, gelişmemiş
-
[isim]
İki, üç, dört, beş veya altı telli olabilen, alt teli “la”, üst teli “re” sesine ayarlanmış, mızrapla veya parmakla vurularak çalınan, bağlama ailesinin en küçük çalgısı
- CİPS
-
Kelime Kökeni: İngilizce chips
-
[isim]
Patates, mısır vb.nden yapılan gevrek atıştırmalık
- "Elinde koca bir cips torbasıyla bana gülümsüyordu."
-
[isim]
Patates, mısır vb.nden yapılan gevrek atıştırmalık
- CİLT
-
Kelime Kökeni: Arapça cild
-
[isim]
Bakınız ten
- "Cildi pürüzsüzdü, incecik derisinde altın tozanlar belli belirsiz dalgalanmaktaydı."
-
Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak; kap (I)
- "Nakışlara, ciltlere, minyatürlere hayran kaldı."
-
Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri
- "İstanbul Ansiklopedisi'nin ilk dokuz cildinde bunların altmış yedi tanesi yer alır."
-
[isim]
Bakınız ten
- CÖNK
-
Kelime Kökeni: (Malezya dilinden)
-
[isim]
Büyük yelkenli gemi
- "Yükünü almış bir cönkte yok yoktur, her şey bulunur."
-
[isim]
Büyük yelkenli gemi
- CİFE
-
Kelime Kökeni: Arapça cīfe
- CİLA
-
Kelime Kökeni: Arapça cilāʾ
-
[isim]
Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik
- "Üzerine özenle dizilmiş boya kutuları, parlatma bezleri, ayakkabı cilası ve fırça yerlere saçıldı."
-
Bir kişinin veya bir şeyin dış görünüşündeki parlaklık
-
[mecaz]
Bir şeydeki aldatıcı, göz boyayıcı durum
-
[mecaz]
Gereksiz süs veya gösteriş
-
[argo]
Sert içkiden sonra içilen hafif içki
-
[isim]
Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik
- CIVA
-
Kelime Kökeni: Farsça cīve
-
[isim, kimya]
Atom numarası 80, atom ağırlığı 200,5, yoğunluğu 13,59 olan, donma noktası -38,8 °C olduğundan, normal sıcaklıkta sıvı olarak bulunan, gümüş renginde bir element (simgesi Hg)
- "Kapıların birinden köpek havlamaları duyuluyor, diğerinden ise cıva kokan bir duman sızıyordu."
-
[isim, kimya]
Atom numarası 80, atom ağırlığı 200,5, yoğunluğu 13,59 olan, donma noktası -38,8 °C olduğundan, normal sıcaklıkta sıvı olarak bulunan, gümüş renginde bir element (simgesi Hg)
- CELP
-
Kelime Kökeni: Arapça celb
-
[isim, askerlik]
Askerlik görevini yapmaya çağırma
- "Bu celpte yüz er geldi."
-
[hukuk]
Bakınız çağrı belgesi
- "Mahkeme celbinin gelmesi gecikti."
-
[eskimiş]
Getirtme, kendi üzerine çekme
-
[isim, askerlik]
Askerlik görevini yapmaya çağırma