Başında büyü olan 7 harfli 11 kelime var. Büyü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde büyü olan kelimeler listesine ya da sonu büyü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında büyü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BÜYÜKSÜ

  1. [sıfat] Büyüğü andıran, büyüğe benzeyen, büyük gibi
    • "Haspanın gülümseyişi bile büyüksü." (Haldun Taner)
BÜYÜTÜŞ

  1. [isim] Büyütmek işi
BÜYÜREK

  1. [sıfat, ağızlardan] Biraz büyük
BÜYÜTME

  1. [isim] Büyütmek işi; büyültme
    • "Mesele biraz serinkanlı düşünülürse pek fazla büyütmeye de değmezdi." (Kerim Korcan)
  2. Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse
    • "O, filancanın büyütmesidir."
  3. [gök bilimi] Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı
BÜYÜCEK

  1. [sıfat] Biraz büyük, büyüğe yakın
    • "Bir dostumuzun teklifiyle İstanbul'da büyücek bir memuriyet almıştık." (Burhan Felek)
BÜYÜSEL

  1. [sıfat] Büyü ile ilgili olan
    • "Büyüsel ve dinsel etki, yaşantıdan uzaklaşınca dans, yaşantıdan ayrımlaşan, yaşantıdan çözümlenen sanatsal tasarımların yansıması olmuştur." (Vecihi Timuroğlu)
BÜYÜSÜZ

  1. [sıfat] Büyüsü olmayan; sihirsiz
    • "Perisiz, büyüsüz bir ada olur mu diye sordu kendi kendine." (Yaşar Kemal)
BÜYÜYÜŞ

  1. [isim] Büyümek işi
    • "Sırf kol, bacak uzamasından ibaret bir büyüyüş değil, benliğinden hâsıl olan başkalıkla, yeni kudretle olgunlaşan bir büyüyüş." (Halide Edip Adıvar)
BÜYÜMEK

  1. [nesnesiz] Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek
    • "Büyür güzellikleri, vücutları, kısmetleri / Çocuklar uyurken." (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
  2. Belli bir yaşa gelmek
    • "İhtiyar Süleyman Çavuş'un ellerinde büyüdüm." (Aka Gündüz)
  3. Yaşı artmak; yaş almak
    • "Fakat büyüdükçe o kadar sevdiği bu oyunlara veda etmek lazım gelecekti." (Ömer Seyfettin)
  4. Şiddeti artmak
    • "İkinci de okuduktan sonra kavga büyüdü." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Sayıca artmak
  6. Bakınız genişlemek
    • "Barbarosların ülkesi büyüdükçe büyüyordu." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
  7. [mecaz] Önem ve değer kazanmak
BÜYÜTEÇ

  1. [isim, fizik] Cisimleri büyüterek gösteren alet; pertavsız
    • "Onun hicvi, yalnızca görüntüleri büyüten bir büyüteç değil." (Nâzım Hikmet)
BÜYÜKÇE

  1. [sıfat] Biraz büyük
    • "Aynı kamarayı paylaşacaksınız, büyükçedir, ikinize de yeter." (Zeyyat Selimoğlu)
  2. [mecaz] Oldukça önemli
    • "Büyükçe bir beyin humması geçirmiştim." (Reşat Nuri Güntekin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü