Başında büyü olan 7 harfli 11 kelime var. Büyü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde büyü olan kelimeler listesine ya da sonu büyü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında büyü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BÜYÜKSÜ
-
-
[sıfat]
Büyüğü andıran, büyüğe benzeyen, büyük gibi
- "Haspanın gülümseyişi bile büyüksü."
-
[sıfat]
Büyüğü andıran, büyüğe benzeyen, büyük gibi
- BÜYÜTÜŞ
-
-
[isim]
Büyütmek işi
-
[isim]
Büyütmek işi
- BÜYÜREK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Biraz büyük
-
[sıfat, ağızlardan]
Biraz büyük
- BÜYÜTME
-
-
[isim]
Büyütmek işi; büyültme
- "Mesele biraz serinkanlı düşünülürse pek fazla büyütmeye de değmezdi."
-
Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse
- "O, filancanın büyütmesidir."
-
[gök bilimi]
Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı
-
[isim]
Büyütmek işi; büyültme
- BÜYÜCEK
-
-
[sıfat]
Biraz büyük, büyüğe yakın
- "Bir dostumuzun teklifiyle İstanbul'da büyücek bir memuriyet almıştık."
-
[sıfat]
Biraz büyük, büyüğe yakın
- BÜYÜSEL
-
-
[sıfat]
Büyü ile ilgili olan
- "Büyüsel ve dinsel etki, yaşantıdan uzaklaşınca dans, yaşantıdan ayrımlaşan, yaşantıdan çözümlenen sanatsal tasarımların yansıması olmuştur."
-
[sıfat]
Büyü ile ilgili olan
- BÜYÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Büyüsü olmayan; sihirsiz
- "Perisiz, büyüsüz bir ada olur mu diye sordu kendi kendine."
-
[sıfat]
Büyüsü olmayan; sihirsiz
- BÜYÜYÜŞ
-
-
[isim]
Büyümek işi
- "Sırf kol, bacak uzamasından ibaret bir büyüyüş değil, benliğinden hâsıl olan başkalıkla, yeni kudretle olgunlaşan bir büyüyüş."
-
[isim]
Büyümek işi
- BÜYÜMEK
-
-
[nesnesiz]
Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek
- "Büyür güzellikleri, vücutları, kısmetleri / Çocuklar uyurken."
-
Belli bir yaşa gelmek
- "İhtiyar Süleyman Çavuş'un ellerinde büyüdüm."
-
Yaşı artmak; yaş almak
- "Fakat büyüdükçe o kadar sevdiği bu oyunlara veda etmek lazım gelecekti."
-
Şiddeti artmak
- "İkinci de okuduktan sonra kavga büyüdü."
-
Sayıca artmak
-
Bakınız genişlemek
- "Barbarosların ülkesi büyüdükçe büyüyordu."
-
[mecaz]
Önem ve değer kazanmak
-
[nesnesiz]
Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek
- BÜYÜTEÇ
-
-
[isim, fizik]
Cisimleri büyüterek gösteren alet; pertavsız
- "Onun hicvi, yalnızca görüntüleri büyüten bir büyüteç değil."
-
[isim, fizik]
Cisimleri büyüterek gösteren alet; pertavsız
- BÜYÜKÇE
-
-
[sıfat]
Biraz büyük
- "Aynı kamarayı paylaşacaksınız, büyükçedir, ikinize de yeter."
-
[mecaz]
Oldukça önemli
- "Büyükçe bir beyin humması geçirmiştim."
-
[sıfat]
Biraz büyük