Başında bu olan 6 harfli 52 kelime var. Bu ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde bu olan kelimeler listesine ya da sonu bu ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında bu bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BULAMA
-
-
[isim]
Bulamak işi
-
Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılan koyu pekmez
- "Atlar, arabalar, dalkavuklar arasında geçen debdebelerle şimdiki kırk paralık bulama, altmış paralık peynir müşterilerine meram anlatmak arasında ne büyük tezat vardı." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Bulamak işi
- BURADA
-
-
[zarf]
Bu yerde
- "Bu biraz kalın ve çekici sesi ilk defa yine burada duymuştu." (Halide Edip Adıvar)
-
[zarf]
Bu yerde
- BUTSUZ
-
-
[sıfat]
Budu olmayan
-
[sıfat]
Budu olmayan
- BULMAK
-
-
[-i]
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak
- "Kafam her an bir konu bulmak için binbir çeşit şeye müracaat ediyor." (Halide Edip Adıvar)
-
Bir şeyi elde etmek
-
Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek
- "Paramı buldum."
-
Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek
- "Şu kuvvetin, cevherin sırrını bulmaya çalışıyorum." (Sait Faik Abasıyanık)
-
İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek
-
İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak
- "Kadınlık namına düşündüğüm şeylerin hiçbirini karımda bulamadım." (Ömer Seyfettin)
-
Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak
- "Böylece yılın ortasını bulduk." (Refik Halit Karay)
-
Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak
- "Ben de bunu akıllıca buldum." (Memduh Şevket Esendal)
-
Seçmek, uygun saymak
- "Bazen onlara yeni ve güzel kıyafetler buluyor." (Halide Edip Adıvar)
-
Sağlamak, temin etmek
- "Sen otur ye, ben yatarken, kendim bir şeyler bulur, yerim." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[-i]
Kabahat, suç, kusur yüklemek
- "Bana kabahat bulma, ben böyle olacağını vaktiyle söylemiştim."
-
[nsz]
Cezaya uğramak
- "Eden bulur."
-
Hatırlamak
- "Bir türlü bulamadım caminin ismini dersem inanır mısınız?" (Sait Faik Abasıyanık)
-
[-i]
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak
- BUZSUZ
- ...
- BULTAK
-
-
[isim]
Bir ile üç yaş grubu için oluşturulmuş, üzerinde çeşitli biçimlerin ve uygun parçalarının bulunduğu zekâ oyunu
-
[isim]
Bir ile üç yaş grubu için oluşturulmuş, üzerinde çeşitli biçimlerin ve uygun parçalarının bulunduğu zekâ oyunu
- BULUCU
-
-
[isim]
Kâşif
-
Gazları, mayınları, radyoaktif mineralleri, manyetik dalgaları bulmaya yarayan araç, dedektör
-
[isim]
Kâşif
- BURNAZ
-
-
[sıfat]
İri ve uzun burunlu
-
[sıfat]
İri ve uzun burunlu
- BUNMAK
-
-
[nsz]
Beğenmemek, azımsamak, küçümsemek
-
[nsz]
Beğenmemek, azımsamak, küçümsemek
- BUUTLU
-
-
[sıfat]
Boyutu olan
-
[sıfat]
Boyutu olan
- BURASI
-
-
[isim]
Bu yer, bura
- "Burası Şakir Mustafa Bey'in yalısı değil mi, efendim?" (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Bu yer, bura
- BUDALA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Zekâca geri olan (kimse), alık
- "Biz ondan yaşlı üç akıllı bu budalaya inandık." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Ahmak, bön
- "Kendisi için bu budalaların arasında bir dakika geçirmek artık bir asır kaybetmeye müsaviydi." (Ömer Seyfettin)
-
Bir şeye aşırı düşkün
- "Kibarlık budalası."
-
[sıfat]
Zekâca geri olan (kimse), alık
- BUNDAN
-
-
bu nedenle
- "Bu ev geniştir."
- "Aradan otuz bu kadar yıl geçti."
- "Bu minval üzere uskumruyu bir hayli yumuşattıktan sonra..." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Cumhuriyetten bu yana."
-
bu nedenle
- BULGAR
- ...
- BURHAN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kanıt
-
Belgit
-
[isim]
Kanıt
- BUZAĞI
-
-
[isim]
Yeni doğmuş, ana sütüyle beslenen sığır yavrusu
- "Her tarafta buzağılar, köpekler ve tavuklar dolaşıyor." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Yeni doğmuş, ana sütüyle beslenen sığır yavrusu
- BUYRUK
-
-
[isim]
Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, emir, ferman
-
Egemenlik
- "Birinin buyruğunda yaşamak."
-
[isim]
Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, emir, ferman
- BUNLUK
-
-
[isim]
Bunalım, sıkıntı
-
[isim]
Bunalım, sıkıntı
- BUKAĞI
-
-
[isim]
Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka
- "Bukağılı Babanın başı ucunda düşman zindanında taşıdığı bukağılar vardı." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek
-
[isim]
Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka
- BUDİST
- ...