Başında bile olan 7 harfli 18 kelime var. Bile ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde bile olan kelimeler listesine ya da sonu bile ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında bile bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bile Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
B E L İ
4 Harfli Kelimeler
BELİ, BİLE
3 Harfli Kelimeler
BEL, İLE, LEB
2 Harfli Kelimeler
BE, EL, İL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BİLEMEK
-
-
[-i]
Kesici aletlerin ağzını çark, zımpara, eğe, bileği taşı vb.ni kullanarak keskinleştirmek, keskin duruma getirmek; bileğilemek, bileylemek
- "Berber İhsan usturasını önce taşa, sonra kayışa tuttu, uzun uzadıya biledi ki çok emek verdi."
-
[mecaz]
Güçlendirmek, etkisini artırmak
-
[-i]
Kesici aletlerin ağzını çark, zımpara, eğe, bileği taşı vb.ni kullanarak keskinleştirmek, keskin duruma getirmek; bileğilemek, bileylemek
- BİLEYLİ
-
-
[sıfat]
Bilenmiş (bıçak, ustura vb.); bileğili
- "Hazreti İbrahim kendince iş kolay olsun diye bileyli bıçağını aldığında ona bir koç hediye ediliyor."
-
[sıfat]
Bilenmiş (bıçak, ustura vb.); bileğili
- BİLEZİK
-
-
[isim]
Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka
- "Küpelerini, yüzüğünü, bileziklerini satsa taksi parasını denkleştirebilir miydi acaba?"
-
İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça
- "Sonra ayağını yandaki su borusunun bileziğine koydu."
-
Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka
-
Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç
-
[argo]
Bakınız kelepçe
-
[isim]
Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka
- BİLEYİŞ
-
-
[isim]
Bilemek işi; bileyleyiş
-
[isim]
Bilemek işi; bileyleyiş
- BİLEŞİK
-
-
[sıfat]
Birleşerek oluşmuş, basit olmayan; mürekkep (I)
-
[kimya]
Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde); mürekkep (I)
- "Su, bileşik bir maddedir."
-
[isim]
Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası
-
[sıfat]
Birleşerek oluşmuş, basit olmayan; mürekkep (I)
- BİLEŞME
-
-
[isim]
Bileşmek işi; terekküp
-
[isim]
Bileşmek işi; terekküp
- BİLEŞİM
-
-
[isim]
Bileşmek işi
- "Mustafa Kemal Dil Kurumunu, Tarih Kurumunu ulusal bir bileşim yaratılsın, ulusal bir bilinç doğsun diye kurmuş."
-
[kimya]
İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma; terkip
- "Suyun bileşiminde hidrojenle oksijen vardır."
-
[kimya]
Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tamamı
-
[kimya]
Bileşme sonucu oluşan cisim
-
[isim]
Bileşmek işi
- BİLEREK
-
-
[zarf]
Yaptığı işin doğuracağı sonuçların farkında olarak; bile bile, kasten
-
[hukuk]
Önceden zihinde tasarlayarak, bilinçli olarak, isteyerek; bile bile, bililtizam, kasten, taammüden
-
[zarf]
Yaptığı işin doğuracağı sonuçların farkında olarak; bile bile, kasten
- BİLECEN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Her şeyi bilen, her şeyden anlayan
-
Bakınız ukala
-
[sıfat, ağızlardan]
Her şeyi bilen, her şeyden anlayan
- BİLENİŞ
-
-
[isim]
Bilenmek işi; bileğileniş, bileğileyiş, bileyleniş
-
[isim]
Bilenmek işi; bileğileniş, bileğileyiş, bileyleniş
- BİLEŞKE
-
-
[isim]
Bir araya gelme
- "İkisinin bileşkesinden doğacak cehennemse birkaç yıl sonra Avrupa'nın genel görünümüne dönüşecektir."
-
[fizik]
Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eşit olan tek kuvvet; muhassala
-
[isim]
Bir araya gelme
- BİLEŞEN
-
-
[isim, fizik]
Bir bileşke oluşturan kuvvetlerin her biri
-
[isim, fizik]
Bir bileşke oluşturan kuvvetlerin her biri
- BİLETME
-
-
[isim]
Biletmek işi
-
[isim]
Biletmek işi
- BİLENME
-
-
[isim]
Bilenmek işi; bileğilenme, bileylenme
-
[isim]
Bilenmek işi; bileğilenme, bileylenme
- BİLETİŞ
-
-
[isim]
Biletmek işi
-
[isim]
Biletmek işi
- BİLETLİ
-
-
[sıfat]
Bileti olan
-
Bilet kullanılan
-
[sıfat]
Bileti olan
- BİLETÇİ
-
-
[isim]
Bilet satan görevli
- "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti."
-
[isim]
Bilet satan görevli
- BİLECİK
-
-
[isim]
Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
-
[isim]
Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri