Başında bi olan 6 harfli 58 kelime var. Bi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde bi olan kelimeler listesine ya da sonu bi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında bi bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BİVEFA
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Sevgisine bağlı olmayan, vefasız
-
[sıfat]
Sevgisine bağlı olmayan, vefasız
- BİRACI
-
-
[isim]
Bira yapıp satan kimse
-
Çok bira içen kimse
-
[isim]
Bira yapıp satan kimse
- BİLDİK
-
-
Tanıdık (kimse veya şey)
- "İstanbullu bir bildikte misafirim." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Hâlbuki ayrılık acısına ve ayrılık seslerine, bildik çıkmaklığım gerekti." (Refik Halit Karay)
-
Tanıdık (kimse veya şey)
- BİFTEK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Izgara veya tavada pişirilen, genellikle dana eti dilimi
-
[isim]
Izgara veya tavada pişirilen, genellikle dana eti dilimi
- BİTLER
-
-
[isim]
Kanatlılar alt sınıfına giren, ağız yapıları sokup emmeye elverişli, memelilerde yaşayan ve kanla beslenen bir böcek takımı
-
[isim]
Kanatlılar alt sınıfına giren, ağız yapıları sokup emmeye elverişli, memelilerde yaşayan ve kanla beslenen bir böcek takımı
- BİTKİN
-
-
[sıfat]
Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın
- "Kalbinden vurulmuş gibi kendini cansız, bitkin bir vaziyette koltuğa atmıştı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[sıfat]
Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın
- BİLGİÇ
-
-
[isim]
Bilgili kimse
- "Bazı bilgiç hekimler dillerinin makarasını çözerler, tıptan anlamayan hastalarına tıbbi ıstılahlar kullanarak dert anlatırlar." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen kimse
-
[isim]
Bilgili kimse
- BİLLUR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bazı cisimlerin aldıkları geometrik biçim
- "Su buharı billur durumunda donunca kar olur."
-
Kesme cam, kristal
- "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış
- "Su sesi ve kanat şakırtısından / Billur bir avize Bursa'da zaman." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
-
Koç yumurtası
-
[sıfat]
Duru, temiz ve akıcı
- "Onu görmek, billur sesini dinlemek, elinden bir şey içmek." (Atilla İlhan)
-
[isim]
Bazı cisimlerin aldıkları geometrik biçim
- BİLEĞİ
-
-
[isim]
Kesici araçları bilemek için kullanılan alet
-
[isim]
Kesici araçları bilemek için kullanılan alet
- BİTNİK
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç
-
[isim]
Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç
- BİZANS
- ...
- BİAMAN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Hoşgörüsüz, amansız, gaddar, zalim
- "Seciyeli bir adamdı, vefakâr kalmıştı, satılanların biaman bir düşmanı idi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Hoşgörüsüz, amansız, gaddar, zalim
- BİRLİK
-
-
[isim]
Tek, bir olma durumu, vahdaniyet
- "Tanrı'nın birliğine inanır."
- "Bu ayıbı işleyenlerle birlik olmayı bir türlü kibrime yediremiyorum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Bir arada olma durumu, vahdet
- "Türk milletinin birliği."
-
Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet
- "Dil birliği. Ülkü birliği."
-
Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek
- "Mühendisler birliği. Öğretmenler birliği."
-
[sıfat]
Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen
- "Birlik cezve."
-
Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk
- "Birliğine dönerken karısını kendi anasının babasının yanına bıraktı." (Necati Cumalı)
-
Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması
-
Bölünmezliği içeren yalın bütün
-
En büyük değerdeki nota, dört dörtlük
-
[isim]
Tek, bir olma durumu, vahdaniyet
- BİBAHT
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Bahtsız, kadersiz, kötü talihli
- "Bibaht kızımız henüz cahil, mahcup, gözü açılmamış." (Sermet Muhtar Alus)
-
[sıfat]
Bahtsız, kadersiz, kötü talihli
- BİNGÖL
- ...
- BİNMEK
-
-
[-e]
Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak
- "Belki de atlara binerek dolaşırız." (Refik Halit Karay)
- "Bindiği dalı kesmek diye bir deyim vardır ya, sanki insanlığın bugünkü bunalımını anlatmak için bulunmuş." (Haldun Taner)
-
Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak
- "Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz." (Orhan Seyfi Orhon)
-
Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak
-
İş istenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak
- "İş inada bindi."
-
Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak
- "Damar damara binmiş."
-
[nsz]
Fiyat artmak
- "Pamuklulara yüzde on bindi."
-
Eklenmek, katılmak
- "Annemin dul maaşından ayrılmış bütçeme bir de posta masrafı binmişti her hafta." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[-e]
Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak
- BİÇİCİ
-
-
[isim]
Biçme işini yapan kimse
-
[isim]
Biçme işini yapan kimse
- BİİLAÇ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
İlaçsız, çaresiz
-
Umutsuz olarak
- "Kim bilir saat kaçlara kadar aç ve biilaç duracağız." (Sermet Muhtar Alus)
-
[sıfat]
İlaçsız, çaresiz
- BİTTER
-
Kelime Kökeni : Almanca
-
[isim]
Bir çeşit acı bira
-
Bir çeşit ardıç rakısı
-
Acı çikolata
-
[isim]
Bir çeşit acı bira
- BİENAL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Yılaşırı
-
[sıfat]
Yılaşırı