Başında bağ olan 9 harfli 25 kelime var. Bağ ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde bağ olan kelimeler listesine ya da sonu bağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında bağ bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bağ Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A B Ğ
3 Harfli Kelimeler
BAĞ
2 Harfli Kelimeler
AB, AĞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAĞLAMSAL
-
-
[sıfat]
Bağlam ile ilgili
-
[sıfat]
Bağlam ile ilgili
- BAĞDAŞMAZ
-
-
[sıfat]
Uyuşmaz, tutarsız
-
[sıfat]
Uyuşmaz, tutarsız
- BAĞDAŞMAK
-
-
[-le]
Bakınız uymak
- "Gerçekle bağdaşmayan ihtiraslar, insanın duygusunu hüzünden tedirginliğe hatta tiksintiye kadar zorluyor."
-
Çocuk oyunlarında arkadaş olmak
-
[-e]
Bağdaş kurup oturmak
- "İçeride peykelere bağdaşmış, sarıkları kirli, sakalları seyrek, kara sarı ihtiyarlar."
-
[-le]
Bakınız uymak
- BAĞLAYICI
-
-
[sıfat]
Bağlama niteliği olan
-
[dil bilgisi]
Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan
- "Yan cümlede bağlayıcı sözcükler, temel birleşende ise söz konusu bağlayıcı unsurlara uygun olarak karşılık sözcükler kullanılır."
-
Uyulması zorunlu
- "Anayasanın bağlayıcı hükümleri."
-
[kimya]
Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü
-
[sıfat]
Bağlama niteliği olan
- BAĞIŞLAMA
-
-
[isim]
Bağışlamak işi; affetme, affeyleme, bahşetme, mağfiret, gufran
- "Hoşgörü ve bağışlamadır o insanı günahtan arındıran duygu."
-
[isim]
Bağışlamak işi; affetme, affeyleme, bahşetme, mağfiret, gufran
- BAĞNAZLIK
-
-
[isim]
Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış; taassup, mutaassıplık, fanatiklik, fanatizm
- "Bağnazlık hayatın ve medeniyetin en büyük düşmanıdır. İslam dini bağnazlığı yasaklar."
-
[isim]
Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış; taassup, mutaassıplık, fanatiklik, fanatizm
- BAĞRIKARA
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür iskete kuşu (Saxicola torquata)
- "Kırsal alandan su içmeye gelen bağrıkara, çöl tavuğunu seyretmemek elde değil..."
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür iskete kuşu (Saxicola torquata)
- BAĞDALAMA
-
-
[isim]
Bağdalamak işi
-
[isim]
Bağdalamak işi
- BAĞIRTMAK
-
-
[-i]
Bağırmasına yol açmak
- "Yusuf kendi şerbet tasını onun çuvalına koydurtup giderlerken durun içinizde hırsız var diye bağırttı, arattı."
-
[-i]
Bağırmasına yol açmak
- BAĞINTICI
-
-
[sıfat, felsefe]
Bağıntılılık yanlısı olan; görececi, göreci, rölativist
-
[sıfat, felsefe]
Bağıntılılık yanlısı olan; görececi, göreci, rölativist
- BAĞITLAMA
-
-
[isim]
Bağıtlamak işi
- "Yine sendika hakkı tanınmış ama sendikalara toplu sözleşme bağıtlama hakkı verilmediği gibi toplu iş uyuşmazlıklarının barışçı yöntemlerle çözülmesi konusunda da hiçbir rol tanınmamıştır."
-
[isim]
Bağıtlamak işi
- BAĞLANMAK
-
-
[-e]
Bağlama işine konu olmak
- "Ceviz ağacının bir dalına bağlanmış salıncak, hafif hafif kıpırdanıyordu."
-
Sevmek, içten bağlı olmak
- "Ona bağlandığım kadar / Hiçbirine bağlanmadım / Sade kadın değil, insan"
-
Yalnızca belli bir işle uğraşmak
-
[nesnesiz]
Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek
- "Gülseren abla yiğit kadın, Yıldırım'ın ölümünden sonra, bağlanan emekli maaşını kabul etmedi."
-
Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak; angaje olmak
-
[nesnesiz, mecaz]
Beklenen şey elde edilmez olmak
-
[-e]
Bağlama işine konu olmak
- BAĞICILIK
-
-
[isim]
Bakınız göz bağıcılık
-
[isim]
Bakınız göz bağıcılık
- BAĞCIKSIZ
-
-
[sıfat]
Bağı olmayan, bağsız
- "Bağcıksız ayakkabılarla yürümenin bu kadar uygunsuz olduğunu yeni anlıyor gibiydim."
-
[sıfat]
Bağı olmayan, bağsız
- BAĞLATMAK
-
-
[-i]
Bağlama işini yaptırmak
- "Şu telefonu bağlatmış olsan haberin olurdu, diyerek içeri girdi."
-
[-i]
Bağlama işini yaptırmak
- BAĞSIZLIK
-
-
[isim]
Bağsız olma durumu
-
[isim]
Bağsız olma durumu
- BAĞRIŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birlikte veya karşılıklı bağırmak
- "Bizden büyücek birkaç oğlan bağrışırdı."
-
[nesnesiz, -le]
Birlikte veya karşılıklı bağırmak
- BAĞBANLIK
-
-
[isim]
Bağbanın yaptığı iş
- "Bağbanlıktan anlayanlar bilirler; budamada en verimli mevsim hazan vurup yapraklar döküldüğünde veya zemheriyi yedikten sonra dallara su yürümesinden, tomurcukların baş vermesinden hemen önceki zamandır."
-
[isim]
Bağbanın yaptığı iş
- BAĞLAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Bir şey yapmak için birbirine antlaşma veya sözleşme ile bağlanmak, ittifak etmek
- "Yumuşak kalpli çocuklar etraflarında birbirleriyle bağlaşan büyüklerin aralarında daima daha fazla muhabbet bulunduğunu görmek isterler."
-
[nesnesiz, -le]
Bir şey yapmak için birbirine antlaşma veya sözleşme ile bağlanmak, ittifak etmek
- BAĞINTILI
-
-
[sıfat]
Başka bir şeyle ilgisi olan, bağıntısı bulunan
- "Bu durum da eğitim sorununun ekonomik ve sosyal gelişmeyle sıkı sıkıya bağıntılı olduğunu göstermektedir."
-
Kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen; bağıl, görece, göreceli, göreli, izafi, nispi, rölatif
-
Geçerliliği koşullara bağlı olan; görece, göreceli, göreli
-
[felsefe]
Bağlı olduğu nesne veya olay ile ilgili olarak değişen; bağıl, görece, göreceli, göreli, izafi, rölatif
-
[felsefe]
Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan; bağıl, görece, göreceli, göreli, izafi, nispi, rölatif
-
[isim, biyoloji]
Organizmanın değişik yapı ve organları arasındaki uyum ve bağlantı; bağlılaşım
-
[sıfat]
Başka bir şeyle ilgisi olan, bağıntısı bulunan