Başında bağ olan 13 harfli 16 kelime var. Bağ ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde bağ olan kelimeler listesine ya da sonu bağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında bağ bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bağ Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A B Ğ
3 Harfli Kelimeler
BAĞ
2 Harfli Kelimeler
AB, AĞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAĞIMSIZLAŞMA
-
-
[isim]
Bağımsızlaşmak işi
- "Bundan sonra kendi başına bir şey yapamaz hâle getirilmiş Volkan’ın Nesrin’in yol göstermesiyle bağımsızlaşma çabaları başlar."
-
[isim]
Bağımsızlaşmak işi
- BAĞRIŞABİLMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Bağrışma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "O öyle, bu böyle dedi ve biz milletçe bir türlü bağrışamadıydık ama artık bağrışabiliriz: Oldu da bitti maşallah, iyi olur inşallah!"
-
[nesnesiz, -le]
Bağrışma ihtimali veya imkânı bulunmak
- BAĞLAYIVERMEK
-
-
[-e, -i]
Çabucak bağlamak
- "Hüseyin Ağa, sağlam konuşmasıyla sarsılan gönülleri kendine bağlayıverdi."
-
[-e, -i]
Çabucak bağlamak
- BAĞLATABİLMEK
-
-
[-i]
Bağlatma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Onu, herhangi bir vali, bir emniyet amiri bir polise, bir jandarmaya tutturup ellerini bağlatabilir."
-
Bağlatmaya gücü yetmek
- "İsteyen müracaat ederek kok kömüründen elde edilen hava gazını evine bağlatabilir ve böylece evinde gaz ocağı kullanmaktan kurtulurdu."
-
[-i]
Bağlatma ihtimali veya imkânı bulunmak
- BAĞLAYABİLMEK
-
-
[-e, -i]
Bağlama ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Büyük bir sevinç içinde olan Mevlâna, artık onu muhitine bağlayabilmek için bir çare düşünmüştü."
-
Bağlamaya gücü yetmek
- "O gün lakayıt gibi bir şey olmuş idiyse de bugün mektupları helecanından tıkana tıkana, bayılmaya ramak kalmak bir hâlde olarak bağlayabildi."
-
[-e, -i]
Bağlama ihtimali veya imkânı bulunmak
- BAĞDAŞABİLMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Bağdaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Öyle ya, akşama kadar sokak sokak dolaşıp şehrin çerini çöpünü ve pisliğini atma işinde, Türkler dururken bu süfli hizmetlerde Alman vatandaşını kullanmak memleketin millî gururuyla bağdaşabilir mi?"
-
[nesnesiz, -le]
Bağdaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
- BAĞIMLILAŞMAK
-
-
[-e, nesnesiz]
Bağımlı duruma gelmek
- "Arjantin hükûmeti İngiliz kapitaliyle öylesine bağımlılaşmıştı ki altıncı dominyon diye anılıyordu yüzyılımızın başında."
-
[-e, nesnesiz]
Bağımlı duruma gelmek
- BAĞLANTILILIK
-
-
[isim]
Bağlantılı olma durumu; irtibatlılık
-
[isim]
Bağlantılı olma durumu; irtibatlılık
- BAĞDAŞIKLAŞMA
-
-
[isim]
Bağdaşıklaşmak durumu; homojenleşme
-
[isim]
Bağdaşıklaşmak durumu; homojenleşme
- BAĞIŞLATILMAK
-
-
[nesnesiz]
Bağışlatma işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Bağışlatma işine konu olmak
- BAĞDAŞTIRMACI
-
-
[sıfat]
Bağdaştırmacılık yanlısı olan
- "Böyle olduğu içindir ki Aleviliğin teolojisi, İslam içinde meydana gelen diğer bütün heterodoks yorumlar gibi bağdaştırmacı bir teolojidir."
-
[sıfat]
Bağdaştırmacılık yanlısı olan
- BAĞLANIVERMEK
-
-
[-e, nesnesiz]
Çabucak bağlanmak
- "Önüme düşenler, benden önce baş salladılar ve iş de kaşla göz arasında iyi bir sonuca bağlanıverdi."
-
[-e, nesnesiz]
Çabucak bağlanmak
- BAĞLANABİLMEK
-
-
[-e, nesnesiz]
Bağlanma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Denize öyle bağlıdırlar ki ancak bir ülkü adamı ülküsüne böyle bağlanabilir."
-
[-e, nesnesiz]
Bağlanma ihtimali veya imkânı bulunmak
- BAĞIRTABİLMEK
-
-
[-i]
Bağırtma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Minibüs şoförü, yolcularını zerrece kale almadan radyosunu avaz avaz bağırtabilir ve tek bir yolcu da sesini çıkaramaz."
-
Bağırtma becerisi bulunmak
-
[-i]
Bağırtma ihtimali veya imkânı bulunmak
- BAĞDAŞTIRILMA
-
-
[isim]
Bağdaştırılmak işi
- "Aslında dış görünüş itibarıyla birbirinin tamamen aksi gibi görünen bu iki içeriğin bağdaştırılma çalışmalarının bir iki yıllık mazisi hatırlanırsa Türk sineması için normal bir gelişimdir."
-
[isim]
Bağdaştırılmak işi
- BAĞLATTIRILMA
-
-
[isim]
Bağlattırılmak işi
-
[isim]
Bağlattırılmak işi